
İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestolar 15’inci gününde. Milyonlarca kişi başta Tahran olmak üzere birçok kentte sokakları terk etmiyor. 3 gündür internetin kesildiği İran’da, bilgi akışındaki aksamalara rağmen, bugüne kadar teyit edilen can kaybı sayısının 192 kişiye ulaştığı insan hakları örgütleri tarafından belirtiliyor. Ancak İran İnsan Hakları Örgütü veya ülkede faaliyet gösteren sol-sosyalist basın, ölü sayısının 2 bine yaklaştığını ifade ediyor.
Devrim Muhafızları’na bağlı medya, “isyancılar”, “silahlı kişiler” veya “İsrail ile bağlantılı” sıfatlarıyla tanıttıkları çok sayıda protestocunun gözaltına alındığını haber verdi. “İsyancı”, “silahlı” ve “İsrail ile bağlantılı” ifadeleri, daha önce de geniş çaplı baskılara ve idam dâhil olmak üzere ağır cezaların verilmesine zemin hazırlamış olan genel ve muğlak suçlamalar. İran İnsan Hakları Örgütü’nün tahminine göre, protestoların başlangıcından bu yana 2 bin 600’den fazla kişi bu şekilde gözaltına alındı.
İran Emek Konfederasyonu’ndan tüm işçi örgütlerine çağrı
İran Emek Konfederasyonu, 10 Ocak 2026’da dünya genelindeki işçi sendikalarına gönderdiği resmi bir mektupla, aralarında işçiler, öğretmenler, hemşireler ve emeklilerin de bulunduğu İran’daki devam eden protestoların “tehlikeli” bir boyuta ulaştığını ve tüm işçi örgütlerinin içerideki katliama ses çıkarması gerektiğini vurguladı.
Bu mektup, 15 gün önce İran’da başlayan mevcut protestoların hâkim siyasi ve ekonomik ilişkilere karşı uzun bir toplumsal mücadele yolunun devamı olduğunu bildirerek, “İslam Cumhuriyeti’nin bu dönemdeki tepkisi de şiddet, doğrudan saldırılar ve protestocuların fiziksel olarak bastırılmasıyla birlikte gelmiştir.” dedi.
Bu doğrultuda Konfederasyon, İranlı yetkililerin 8 Ocak 2026 gecesinden itibaren internet erişimini ve ülke genelindeki iletişimi ciddi şekilde kestiğini belirterek, bunu protestoculara yönelik ciddi baskıyı gizlemek için bir araç olarak nitelendirdi ve tüm işçi örgütlerini İran’daki işçilerin sesi olmaya çağırdı.
Dün gece Tahran, İsfahan, Şiraz, Kazvin, Reşt, Kum, Urmiye başta olmak üzere İran’da onlarca kentinde milyonlarca kişi sokaklardaydı.
Ülkede uygulanan internet kesintileri nedeniyle anlık ve doğrulanmış bilgilere ulaşmanın neredeyse imkansız olduğu belirtilirken, bağımsız insan hakları örgütleri sahadan veri toplamakta ciddi sorunlar yaşadıklarını bildiriyor. İran devletine ait resmi televizyon kanallarında ise protestoların boyutuna ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmıyor.
Tahran’da yüzbinler sokakta
Dün gece Tahran’da yaklaşık 500 bin kişinin sokaklara çıktığı ve alanları terk etmediği bildirildi. Başkentte protestocular, Kasım Süleymani’ye ait afişleri ateşe verdi. Punak Meydanı’nda toplanan yüz binlerce kişi, “Molla kefen giymedikçe bu vatan vatan olmaz” sloganlarıyla devlet kurumlarına doğru yürüyüşe geçti.
9 çocuk öldürüldü
Perşembe akşamından itibaren İran’da çok kitlesel bir şekilde halkın sokağa çıkmasının hemen ardından internetin ve GPS sinyalinin tamamen kesilmesi ve kesintinin devam etmesi büyük endişe yaratırken; cumartesi akşamı İslam Cumhuriyeti yargı ve güvenlik yetkilileri, protestoculara karşı kararlı bir şekilde hareket edileceğini bir kez daha açıkladı.
Öldürülen genç kadın Robina Aminian’ın annesi: Yüzlerce cenazeyi kendi gözlerimle gördüm
Tahran’daki Şeriati Fakültesi Tekstil ve Kıyafet Tasarımı Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Robina Aminian, Perşembe akşamı fakülteden çıkıp protesto gösterilerine katıldıktan sonra hükümet güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Robina’nın ailesi, İran İnsan Hakları Örgütü’ne, Merivanlı olan bu Kürt gencin yakın mesafeden ve arkadan hedef alındığını ve kurşunun doğrudan başına isabet ettiğini söyledi.
Robina Aminian’ın aile üyeleri, öldürüldüğünü öğrendikten sonra, ailenin ikamet ettiği Kirmanşah’tan cenazesini teşhis etmek için Tahran’a gitti.
İran İnsan Hakları Örgütü olayın detaylarını paylaştı: Aile, fakülte yakınlarında bir yere yönlendirildi ve burada protestolarda öldürülen yüzlerce gencin cenazesiyle karşılaştı. Hayatını kaybedenlerin çoğu, hükümet güçlerinin yakın mesafeden baş ve boyunlarına ateş ettiği, 20’li yaşlardaki gençlerdi. Başlangıçta Robina’nın ailesi tarafından teşhis edilmesine, sonrasında da cenazesini teslim almalarına izin vermediler.
İran İnsan Hakları Örgütü, Robina’nın annesinin “Sadece benim kızım değildi; yüzlerce cenazeyi kendi gözlerimle gördüm” sözüne atıfta bulunarak şunları vurguladı: “Aile, kızlarının cenazesini teşhis edebilmek için öldürülenlerin arasında bizzat arama yapmak zorunda kaldı ve kesinlikle öldürülen gençlere ait çok sayıda cesedi kendi gözleriyle gördüler.”



