
Açıklamada, saldırıların Kürtlerin Arap, Süryani ve diğer halklarla birlikte oluşturduğu Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tasfiye edilmesini amaçladığı belirtilerek, yaşananların Kürtlerin elde ettiği kazanımlara yönelik süregelen saldırıların bir parçası olduğu ifade edildi.
“Öz savunma meşru bir haktır”
KCK, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine dönük saldırılara karşı yapılan öz savunmanın meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, mahallelerinden çıkarılan halkın meşru haklarını kullanarak yerlerine dönmesi çağrısında bulundu.
Açıklamada, saldırıların ABD, İsrail, Şam yönetimi ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında yürütülen görüşmelerin ardından gerçekleştiğine dikkat çekildi. Saldırıların, Şam’ın güneyinin İsrail’e bırakılmasına dair anlaşmanın yapıldığı günlere denk geldiği, ayrıca Şam ile Kuzey-Doğu Suriye heyetleri arasındaki görüşmelerde ABD ve Fransa’nın arabuluculuk rolü üstlendiği hatırlatıldı.
KCK açıklamasında, saldırılara Türkiye’nin doğrudan katıldığını belirterek, Türkiye’ye ait SİHA’lar ve tankların kullanıldığı, bazı TSK subaylarının da savaşın yürütülmesinde rol aldığını vurguladı.
PKK’nin kendini feshettiği ve 1 Mart’tan bu yana ateşkes içinde olduğu hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“PKK’nin dillendirilerek Kürt mahallelerine yapılan bu saldırılar, Özgürlük Hareketi’ne ve titizlikle uyguladığı ateşkesi bozmaya yöneliktir. Hem bir süreçten söz edilecek hem de bu sürecin bir tarafına saldırılacaktır; bunun Kürtler açısından inandırıcılığı yoktur.”
Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı2 ile 10 Mart mutabakatının hatırlatıldığı; çatışmaların durdurulması, sorunların çözümüne yönelik adımlar atılması ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne petrol, sınır kapıları gibi başlıklarda ilerleme sağlanması yönünde mesajlar verdiği belirtildi.
KCK, bu yönde teşvik edici adımlar atıldığı bir dönemde saldırıların sürmesinin, Suriye’de bir çözümün istenmediğini ve hedefin özerk yönetimi tasfiye etmek olduğunu gösterdiğini kaydetti.
“Saldırılar yayılabilir” uyarısı
Açıklamada, Ömer Çelik’in açıklamalarına da atıf yapılarak, saldırıların Halep’le sınırlı kalmayacağının ima edildiği; “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” söylemlerinin, saldırıların Kuzey-Doğu Suriye’ye ve Kürtlerin yaşadığı tüm bölgelere yayılacağına işaret ettiği belirtildi.
Fırat’ın doğusuna yönelik saldırı hazırlıkları ve gündeme gelen “özel geçiş yasasının”, Türkiye ile Kürt Hareketi arasında sürdürülen süreci sorgulattığı vurgulanan açıklamada, bu yasanın demokratik siyaset alanı açan bir adım olmadığı ifade edildi.
KCK açıklaması şu çağrıyla sona erdi:
“Devlet yetkilileri ve sorumlu siyasi güçler, mevcut sürecin ruhuna uygun bir politika izlemeli, süreci sabote eden adım ve uygulamalardan uzak durmalıdır. Biz barış ve demokratik toplum sürecinde üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirdik; AKP–MHP iktidarını ve devlet yetkililerini de gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.”



