
Her yıl Ocak ayının ikinci haftası Berlin sokakları on binlerce insanın ellerinde pankartlar, dillerinde sloganlar ve polis barikatlarına karşı anti-faşist gösterisine tanıklık eder.
Salonlarda sempozyumlar ve dünya gündemi tartışılır. Kürsülerde ve lobilerde devrimci ruhun heyecanı konuşulur. Yazılar yazılır duvarlara. Emperyalizme ve faşizme karşı anarşistlerin, revizyonistlerin, devrimci ve komünistlerin renklerde ki farklılıkları yansır sokaklara. İdea ve cüret taşınır Berlin’in buz kesmiş sokaklarına.
Devrim ideaları kutsanır. Faşizme lanetler okunur. Günün ve anın siyasal gündemleri yansır pankartlara. Bildirilerde yazılır direnişler ve saldırganlıklar. Bu yılda böyle oldu üç kızıl yıldızın anma törenlerinde…
Emperyalist işgal ve saldırganlıklar, savaş ve silahlanmanın yanı sıra IŞİD barbarlarının Suriye’de giriştikleri katliam teşhir edildi. Filistin Halkı unutulmadı. Kürt direnişine selam duruldu. Barbarlığa öfke kusuldu. Buz gibi havaya rağmen insan seli akın etti Berlin mezarlığına. Her yıl bu kadar insanı bu coşkuyu buraya taşıyan üç LLL sırrı neydi? Bu bitmez sahiplenmenin anlamı neydi?
Devrimin kartalı Rosa Luxemburg
Bıkmadan usanmadan kırk sekiz yıl süren bir yaşamın yarısından fazlasını devrime adayan bir kadın.
Savaşın ve devrimin içinde kendisini kanıtlamış bir ‘’kartal’’. Emperyalist savaş çığırtkanlığına karşı barış mücadelesini örgütlemek, faşizme karşı devrimi örmek, kadın mücadelesinin inatçı ve cüretkâr önderi olmak…
Komünist ve sosyalist mücadelede ki doldurulmaz yeriyle Lenin’in deyimiyle “o bir kartaldı, halada kartaldır’’ Clara Zetkin’in Rosa ve Karl için 1919 yılında yazdığı yazıda ifade ettiği gibi “Küçük, kırılgan bedeniyle, Rosa eşsiz bir enerjinin vücut bulmuş haliydi. Her an kendinden en yüksek başarıyı bekliyor ve buna ulaşıyordu da. Aşırı yorgunluktan yıkılacak hale geldiğinde, yorgunluğunu daha büyük çalışmaya girişerek çıkarıyordu. Çalışma ve mücadele onu adeta kanatlandırıyordu’’.
Yılgınlığa öfke barındırırdı Rosa. Tutuklu olduğu Wronke kalesinde yol arkadaşı Mathilde Wurm’a 28 Aralık 1916 yılında yazdığı mektupta “Mektubun beni öfkeden deliye çevirdi….Bu ağlamaklı hal, hayal kırıklıklarınıza dair bu ahlar vahlar, bunları sözüm ona başkalarının şahsına yaşadığınızı sanacağınıza bir aynaya baksaydınız… Homurdanan, mızıldanan, korkak ve yarım yürekli tavrınız bana hiç bu kadar yabancı olmamıştı, bundan hiç o kadar nefret etmemiştim’’ der.
En zor süreçlerde bile ayakta durmasını bilen bu direnci gençliğinde alarak pişen bir Kartal’dı Rosa.
5 Mart 1871 yılında Polonya’nın Zamosa şehrinde doğdu. Sosyalizmle ilk tanışıklığı lise yıllarda oldu. Sınıf mücadelesinde ilk illegal adımlarını atarak politik zeminde yer almaya başladı. 1889 yılında henüz on yedisinde politik faaliyetleri nedeniyle İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. Zürih üniversitesine girdi. Felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik öğrenimi gördü. Yeni ve önemli birçok siyasetçi ile tanıştı.
Altı dili ana dili gibi konuşuyordu. 1894 yılında Polonya Sosyal Demokrat İşçi Partisinin ilk illegal kongresi Varşova’da yapıldı ve Rosa partinin yönetici kadrosunda yer aldı. 1898’de kağıt üzeri bir evlilik yaparak bir yıl sonra Berlin’e taşındı. Burada Alman Sosyal Demokrat Partisine(SPD) üye oldu. Parti içinde mücadelesine devam etti.1900 başında ‘’Sosyal Reform ya da Devrim’’ broşürü ile parti içinde süren revizyonist tartışmalara katıldı. Sert ve tavizsiz yapısı burada da devreye girdi. Bernstein’in revizyonist çizgisine karşı devrimci çizgiyi savundu.
Revizyonistlerin partiden atılmasını talep etti. Gerek parti içinde gerekse parti dışında yılmadan mücadele etti. Krala karşı hakaretten üç ay hapis cezası aldı. Yetmedi bir yıl sonra sınıf düşmanlığını körüklemeden tekrar üç ay hapse mahkum edildi. Savaş öncesi Frankfurt’ta bir miting de askere gitmeyi ret etme çağrısı yaptığı için yine dava ve tutuklanma ile karşı karşıya kaldı. Karl Liebnecht ile beraber Spartaküs Birliği’ni kurdu.
1915 yılında vatana ihanet suçlaması ile yargılandı. Spartaküs Birliği’nin yayın organı “Rote Fahne (Kızıl Bayrak) gazetesini kurdu. Ardından Almanya Komünist Partisi kuruluşuna katıldı. 1919 Ocak ayaklanması sırasında tutuklanma tehlikesi nedeniyle sürekli yer değiştirdi. Buna rağmen Berlin’i terk etmedi.
15 Ocak 1919 Sosyal Demokratların iş başında olduğu bir dönemde SPD’li politikacılar Gustav Noske ve Philipp Scheidemann tarafından verilen emir ile paramiliter güç Freikorps tarafından Berlin’de Rosa ve Karl katledildiler. Rosa’nın bedeni Landwehr kanalına atıldı. Cesedi 31 Mayıs’ta bulundu. Böylece tarih bir kez daha sosyal demokratların ihanetine tanıklık etmiş oldu. Tarih aynı zamanda Rosa’nın militan ve kartal duruşuna tanıklık ederek faşizme karşı ölümüne direnişi örgütlemenin ve mücadeleye bağlılığın sarsılmaz inancını yazmaya vesile oldu.
Karl Liebknecht
Liebknecht 13 Ağustos 1871 yılında Almanya’nın Leibzig şehrinde doğdu. Mesleği Avukatlıktı. Rosa Luxemburg gibi genç yaşında siyasetle tanıştı. 1900 yıllardan itibaren SPD üyesiydi. Rosa ile beraber Spartaküs Birliğini ve Almanya Komünist Partisini (KPD) kurdu.
1912’den sonra SPD içinde sol kanadı temsil etti.1915’ten itibaren Rosa ile beraber ‘’Uluslararası Grubun’’ politikalarını şekillendirdi. Burgfrieden politikası olan I. Paylaşım savaşı sırasında Almanya içindeki çatışmaların, grevlerin, karşı politikaların ertelenmesi ve savaş sırasında Alman imparatorluğu içinde iç siyasi çatışmaların ve ekonomik anlaşmazlıkların bir kenara bırakılarak ulusal destek politikalarını savunanlara karşı mücadele ederek sosyalist düşünceleri örgütledi.
Militarizme ve savaşa karşı durdu. Rosa ile beraber savaşın finansmanına karşı ülke çapında kampanyalar örgütledi.1916 yılında Ulusal Birlik (Burgfrieden) politikalarına karşı çıktı ve bir grup parlamenter ile beraber savaş kredilerine karşı oy kullandı.
Bu nedenle SPD parlamento grubunda ihraç edildi. 1 Mayıs’ta Berlin’de savaş karşıtı bir gösteride “kahrolsun savaş, kahrolsun hükümet’’ sloganını atmasının ardından tutuklanarak vatana ihanetten 4 yıl hapis cezası aldı.
Birinci paylaşım savaşının bitimine üç hafta kala Liebknecht ve siyasi tutsaklar serbest bırakıldılar. Karl Liebknecht ve yoldaşları genel grev ve kitle gösterileri düzenlemek için hazırlıklar planlıyordu.
Ancak sol gruplar ve Kiel şehrinde bulunan denizcilerinin isyanı Karl ve sosyalistleri hazırlıksız yakaladı. İsyan hızlı bir şekilde Kasım Devrimine dönüştü. Kasım Devrimi birinci paylaşım savaşının sonunda Friedrich Ebert önderliğinde anayasal Monarşiden parlamenter demokrasiye geçişi öngörüyordu.
Devrimin amacı Monarşi rejiminin yerine demokratik bir Cumhuriyet kurmaktı. Ancak sol ve sosyalist güçler Rosa ve Karl dahil Sovyet Cumhuriyeti iktidarını kurmak istiyorlardı. Bu anlamıyla ülkede Komünistler ile anti komünistlerin mücadelesine dönüştü. Tamda bu devrimi başlamadan boğmak isteyen SPD önderlerinden Philipp Scheidemann öğlen saatlerinde imparatorluk Meclisin de (Reichstag ) “Parlamenter Cumhuriyeti’’ ilan etti.
Buna karşı Liebknecht şehir sarayın önünde “Özgür Sosyalist Cumhuriyeti” ilan ederek başlayan halk ayaklanmasında yerini alarak önderlik etmeye çalıştı. Rosa ile beraber Die Rote Fahne (Kızıl Bayrak ) gazetesini yayınladı.
Karl Liebknecht bir Sovyet Cumhuriyeti istiyordu. Ancak o dönem isyanı yöneten İşçi ve Asker Konseyleri kongresinde bu düşüncesini çoğunluk haline getiremedi ve karar alınamadı.
Ülkede muhalefeti ezmek adına burjuvazinin desteğini de arkasına alan SPD ve paramilitar güçlerini devreye koyarak sosyalist ve komünist avına başlar. Bu saldırganlık ve komünist avı sırasında Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg bir arkadaşlarının dairesinde bulunup tutuklanır. Hotel Eden’e götürülerek saatlerce işkenceli sorguda tutulurlar. Liebknecht sırtından kurşunlanarak öldürülür. Cesedi “kimliği belirsiz ceset’’ olarak Berlin’de bir polis karakoluna teslim edilir.
Böylece Alman devrimi iki büyük devrimcisini kaybetmiş oldu. SPD ise Alman devletini yeni bir Sovyet Cumhuriyetini bertaraf ederek burjuvazinin sadık uşağı olduğunu o günden bugüne devam ettirerek getirdi.
Lenin..!
Sovyet devrimin önderi Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin. 22 Nisan 1870’te Orta Volga’da Simbrisk’te doğdu.
1887 yılında Çar III. Aleksandr’a karşı yapılan suikast sonunda 19 yaşındaki abisi idam edildi. Bu olay Lenin’i derinden etkilemişti. Bu yıllarda Kazan’da Hukuk Fakültesine kabul edilmesinin ardından yer aldığı bir öğrenci eylemi sonrası buradan sürüldü.
Lenin genç yaşına rağmen devrimci olmaya karar vermişti. Marx’ın Kapitalini okumaya koyulmuştu.1893 yılında ailesi ile beraber Moskova’ya gelmesinin ardından Marksist bir gruba katıldı.
Abisinin üyesi olduğu ve o zamanlarda eleştirdiği Narodnikleri bir kez daha hedefe koyarak Halkın Dostları Kimlerdir ? isimli eserini yayımladı. İşçi çevreleri ile daha fazla ilişkiş geliştirdi.
Onlara yönelik broşürler kaleme aldı. 1895 yıllarda “İşçi sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği’’ni kurarak yaygınlaştırmaya çalıştı. Aynı yıl tutuklandı. Sürgüne yollandı. Burada “Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi”adlı yapıtını bitirdi.
1900’de yıllarda serbest kaldı ve mücadeleye devam etti. İllegal bir gazetenin çıkarılması ve basımı için yurt dışına çıktı. Iskra (Kıvılcım)’ın ilk sayısı bu tarihte çıktı. Bu yıllarda örgütlenme üzerine çalışmaları oldu. “Ne Yapmalı’’ ve “Bir Adım İleri İki adım Geri” adlı eserlerini 1904 yılına kadar tamamladı. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisinin ikinci kongresinin toplanmasında belirleyici bir rol oynadı.
1905 Devrimi döneminde Rusya’ya geri döndü. İki yıl sonra tekrar Rusya’yı terk etmek zorunda kaldı. Gericilik ve dinciliğin etkin olduğu 1909 yılında “Materyalizm ve Ampiryokritisizm’’ adlı eserlerini yayınladı. 1912 yılında Pravda (Gerçek ) gazetesinin yayın kurulunda yer aldı.
1. Emperyalist savaş yıllarında “Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” ve “Sosyalizm ve Savaş” yazılarını kaleme alarak tarihsel bir yol göstericiliğe imza attı.
Lenin 1917 Şubat devrimi ardından Rusya’ya geri döndü. Bolşevik partinin Nisan kongresine “Nisan Tezlerini’’ sundu. Partiye ve yoldaşlarına Ekim Devriminin yolunu gösteriyordu. 1917 yılında Bolşeviklere karşı saldırıların yoğunlaşması üzerine yer altına çekilip oradan Finlandiya’ya geçti. Bu dönemde “Devlet ve İhtilal’’ adlı eserini yazdı. 1917 Ekim devriminin mimarı oldu. Marksizm’e teorik anlamda çok büyük katkıları oldu.
Emperyalizme karşı dünya devrimci hareketini donatabilme birikimini gösterdi. Emperyalist savaşlar döneminde proletaryanın takınacağı tavrı çok açık ve net ortaya koymuştur. Dünya devrimin öncüsü ve kuramcısı olarak 24 Ocak 1924’te yaşama veda etti.
Böylece her yıl onurla ve direnişle karşılanan Lenin, Luxemburg, Liebknecht namı diğer LLL yürüyüşleri ve toplantıları bu tarihsel süreçte daha büyük anlam ifade etmektedir.




