
Protestolar, Nav-Berlin, Jinên Ciwan Berlin, Kongra-Star Berlin, Cênî – Kurdisches Frauenbüro für Frieden e.V., Destdan Kadın Meclisi, WDR Berlin, GK Berlin, KON-MED, Ciwanên Berlin, Berlin Genç Kadın Komünü, YUNA ve Ezîdî Kadın Meclisi’nin çağrısı ve örgütleyiciliğiyle gerçekleştirildi.
Eylemlerin ilki 19.01.2026 tarihinde Berlin Bundeskanzleramt önünde, ikincisi ise 20.01.2026 tarihinde Berlin Brandenburger Tor Meydanı’nda düzenlendi. 19 Ocak’ta saat 16.00’da Bundeskanzleramt önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, ünlü Brandenburg Kapısı’na doğru yürüyüşe geçti. Rojava’ya yönelik saldırıların yoğunlaştığı 20 Ocak günü ise eylemciler saat 17.00’de Brandenburger Tor Meydanı’nda buluşarak Alexanderplatz’a doğru yürüdü.
Eylemlerde, Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt halkına yönelik saldırılar hep bir ağızdan atılan sloganlarla protesto edildi. Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların, Türkiye devletinin hava ve kara desteğiyle (egitip yetiştirdiği Milli Suriye Ordusu eliyle) Kürt halkına ve bölge halklarına karşı yürüttüğü saldırılar sert bir dille kınandı.
Aynı zamanda ABD ve Avrupa devletlerinin bölgesel çıkarları uğruna bu saldırılar karşısında sessiz kalmaları ve Kürtleri yalnız başına bırakmaları teşhir edilerek, Kürt halkına sırtlarını dönen bu tutumları açık biçimde mahkum edildi. IŞİD`e karşı binlerce şehit veren kürt halkının ve dostlarının mücadeleleri bir kez daha hatırlatılarak Rojova halkına karşı olan sorumlulukları kendilerine haykırıldı.
Yapılan konuşmalarda, Rojava genelinde Kürtlere yönelik saldırılar karşısında kendilerini “Kürtlerin dostu” olarak sunan birçok devletin, çıkarları gereği üç maymunu oynadığı ve Kürt halkını bir kez daha yalnızlığa terk ettiği ifade edildi. Uluslararası kamuoyunun sessizliğine de dikkat çekilerek, gerçekleştirilen saldırıların yalnızca Kürt halkını değil, Rojava’da inşa edilen demokratik, özgürlükçü ve halkların birlikte yaşamını esas alan sistemi hedef aldığı vurgulandı.
Konuşmalarda ayrıca Türkiye devletinin bu saldırılardaki merkezi rolü bir kez daha teşhir edildi. Türk devletinin Kürt düşmanlığına dayalı politikalarının yalnızca ülke sınırları içinde değil, sınır ötesinde de sistematik bir biçimde sürdürüldüğü ifade edildi.
Türkiye’de gündeme getirilen “Barış ve Demokratik Toplum” söyleminin bir aldatmaca ve zaman kazanma taktiği olduğu, bunun Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtlere yönelik devam eden saldırılarla açıkça ortaya çıktığı dile getirildi.
Her iki protesto eylemi de olaysız şekilde sona ererken, eylemciler saldırılar durdurulana kadar Rojava halkıyla dayanışma içinde olunacağını ve mücadelenin sokakta ve her alanda sürdürüleceğini kamuoyuna ilan etti.





