Çanakkale’de siyasi kurumların çağrısıyla Rojava’ya yönelik saldırılara karşı basın açıklaması yapıldı. Polis ablukasına rağmen gerçekleştirilen açıklama, Cuma Pazarı’nda planlanmasına karşın DEM Parti il binası önünde yapıldı.
Basın açıklamasında, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan ve Suriye genelinde Kürt halkını hedef alan operasyonların açık bir insanlık suçu olduğu vurgulandı. Açıklamada, Türkiye destekli HTŞ çetelerinin ağır silahlarla yürüttüğü saldırıların doğrudan sivilleri hedef aldığı, çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği belirtildi. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınmasının, Kürt bölgelerinin bilinçli olarak savaş alanına çevrildiğini ortaya koyduğu ifade edildi.
Saldırıların, Suriye’de siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir dönemde gerçekleşmesinin “manidar” olduğu kaydedilen açıklamada, bunun çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan güçler tarafından bilinçli biçimde körüklendiği belirtildi. Kürtleri hedef alan bu saldırıların yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası uzlaşma zeminlerini de ortadan kaldırdığı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, Rojava’ya yönelik saldırıların Türkiye’de yürütülen “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini de olumsuz etkileyeceği ifade edilerek, bu tutumun Suriye Demokratik Güçleri’nin çözüm ve entegrasyon yönündeki çabalarını zayıflatmayı amaçladığı belirtildi. Kürtlere dönük saldırıların daha önce Süveyda’da Dürzilere ve Alevi yerleşimlerine yönelik saldırıların devamı niteliğinde olduğu vurgulandı.
Kürt halkının ve Suriye Demokratik Güçleri’nin, IŞİD’e karşı yürüttüğü tarihi direnişle Ortadoğu’da “barış, demokrasi ve özgürlüklerin” en önemli güvencesi olduğu belirtilen açıklamada, bu gerçeğin HTŞ ve benzeri yapılara dayanan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmak istendiği ifade edildi. Türkiye’nin HTŞ ile kurduğu ilişkilerin de bugünkü saldırılarda etkili olduğu savunuldu.
“Rojava’ya sahip çıkmak insanlığa sahip çıkmaktır” denilen açıklamada, Kürt halkının yalnız bırakılmayacağı, halkların ortak ve demokratik yaşam iradesinin savunulacağı vurgulandı. Uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler’e ve ilgili tüm aktörlere çağrı yapılarak sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınması, saldırıların durdurulması ve saldırgan güçlerin açık biçimde teşhir edilmesi istendi. Açıklama, “Sessizlik bu suça ortak olmaktır” ifadeleriyle sona erdi.



