GüncelKadın

İzmir’de kadınlar, kadın cinayetlerine karşı yürüdü

Son üç günde üç kadının öldürülmesine karşı Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen kadınlar, “Koruma, aklama, yargıla” şiarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü.

İzmir’de kadınlar, kadın cinayetlerine karşı yürüdü. Son üç günde üç kadının öldürülmesine karşı Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen kadınlar, “Koruma, aklama, yargıla” şiarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü. Yürüyüşün ardından bir basın açıklaması yapıldı.

Yapılan açıklamada adın cinayetlerinin münferit değil, sistematik bir devlet politikası sonucu olduğu ifade edildi.

“Kadınlar sistematik olarak öldürülüyor”

Basın metnini okuyan platform temsilcileri, 2025 yılına ait erkek şiddeti verilerini hatırlatarak geçtiğimiz yıl en az 299 kadın ve 64 çocuğun erkekler tarafından katledildiğini söyledi. Açıklamada, bu cinayetlerin tesadüf olmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

Bu ülkede kadınlar sistematik olarak öldürülüyor. Hiçbiri münferit değil, kader değil. Bunlar ataerkinin, erkek devlet şiddetinin, cezasızlığın ve uygulanmayan koruma kararlarının sonucudur. Sorumlusu ise kadınların yaşamını hiçe sayan Saray rejimidir.

Açıklamada, sadece son bir hafta içerisinde yaşanan şiddet vakaları tek tek sıralandı. Boşanmak istediği için öldürülen Sibel Külah, uzaklaştırma kararına rağmen öldürülen Gözde Akbaba ve intihar süsü verilerek öldürülen Dilan Geyik’in isimleri anılarak, şiddetin “iyi hal” ve “tahrik” indirimleriyle beslendiği vurgulandı.

“Kadın bedenini ganimet gören zihniyeti tanıyoruz”

Savaş ve çatışma ortamlarında kadın bedenine yönelik saldırılara da değinen kadınlar, saç örme kampanyasına destek verdi. Kadın onurunu hedef alan bu saldırıların örgütlü bir şiddet yöntemi olduğunu belirten platform: “Bir kadının saçını kesip sallayanlardan değil, saçını ören kadınlardan rahatsız olanların niyetini biliyoruz. Rahatsız olmaya devam edeceksiniz,” dedi.

Kocaeli’nde saç örme kampanyasına katıldığı için görevden alınan hemşire ile dayanışma mesajı paylaşılarak, mücadelenin her alanda büyüyeceği söylendi.

“Aile değil kadınlar yaşasın!”

İktidarın “ailenin korunması” adı altında kadınları şiddet dolu evlere hapsettiği ifade edilen açıklamada, ekonomik krizin ve yoksulluğun kadınlar üzerindeki baskısına dikkat çekildi. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanmamasının failleri cesaretlendirdiği belirtilerek şu sözlerle açıklamaya son verildi:

Biz İzmir Kadın Platformu olarak buradayız. Öfkeliyiz, isyandayız ve haklıyız. Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, hesap soruyoruz. Kurtuluş yan yana gelmekte, kurtuluş örgütlü kadın mücadelesinde!

Basın açıklamasının tamamı ise şu şekilde, “Sadece son bir haftada; Sibel Külah boşanmak istediği erkek tarafından bağlandı, bedenine kezzap döküldü. Gözde Akbaba, hakkında uzaklaştırma kararı olan erkek tarafından sokak ortasında katledildi. Mihriban Yılmaz kaybedildi, boğuldu, toprağa gömüldü. Durdona Khakımova bıçaklandı, parçalandı, çöpe atıldı. Dilan Geyik öldürüldü ve ardından intihar süsü verildi.

Bu yaşananların adı vahşettir. Bu vahşetin adı erkek şiddetidir ve bu vahşetin sorumlusu; kadınları korumayan, şiddeti önlemeyen, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan, 6284 Sayılı Yasayı uygulamayan Saray.

Erkekler bu şiddeti cezasızlıktan aldığı cesaretle işliyor. Çünkü arkalarında cezasızlık var. “İyi hal” var, “tahrik” var, kravat var, takım elbise var. Devlet erkek şiddetini durdurmadığı her gün, yeni faillere açıkça cesaret vermektedir.

Bu ülkede sadece failler değil, erkek şiddetini aklayan, normalleştiren dil de suç ortağıdır. Şiddet her gün eril dillerinde tekrar üretiliyor. “Kıskançlık”, “tartışma”, “aile meselesi” denilerek kadın cinayetleri normalleştirilmektedir. Biz bu dili reddediyoruz” devam etti.

Açıklamanın devamında, “Savaş, erkek egemen düzenin kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırdığı en kanlı zeminlerden biridir. Kadınlar bu zeminlerde birer insan olarak değil, ganimet olarak görülür. Ait oldukları halkı aşağılamak, sindirmek ve cezalandırmak için cinsel saldırıya uğrar; bedenleri parçalanır, teşhir edilir.

Bir kadının saçının zorla kesilip kayda alınarak paylaşılması anlık bir öfke ya da bireysel bir sapkınlık değildir. Bu, kadına yönelik şiddetin tarih boyunca etnik kimlik üzerinden de kurulan, sistematik ve örgütlü halidir.

Kadınların saçlarının zorla kesilmesi, ganimet olarak alınması kadın kimliğini, onurunu ve bedensel bütünlüğünü hedef alan bilinçli bir şiddet yöntemidir. Verilmek istenen mesaj açıktır:

Bu zihniyeti tanıyoruz. Düşmanımızı tanıyoruz. Ve onunla mücadele etmekten korkmadığımızı buradan bir kez daha haykırıyoruz.

Bir kadının saçını kesip pişkin pişkin sallayanlardan değil, saçını ören kadınlardan rahatsız olanların niyetini biliyoruz. Neden rahatsız olduklarını da biliyoruz. Şunu herkes bilsin: Rahatsız olmaya devam edeceksiniz.

Çünkü biz buradayız. Alanlardayız, meydanlardayız, sokaklardayız. Birbirimize sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz. Bizi göz altılarla susturamazsınız. Tutuklamalarla durduramazsınız. Yıldıramazsınız.

Kocaeli’nde saç örme eylemine katıldığı için gözaltına alınan  ve hemen ardından görevden alınan hemşire kız kardeşimizle gurur duyuyoruz. Buradan söz veriyoruz: Bu kavgayı büyüteceğiz.

Kadınlar yoksullukla, güvencesizlikle, işsizlikle kuşatılmış durumdalar. Ekonomik bağımsızlıkları ellerinden alınmış durumda. Bu düzen kadınları hem yoksul bırakıyor hem de şiddete mahkûm ediyor.

“Aileyi koruyoruz” diyen bu düzen, kadınları aile içinde şiddete terk ediyor. Kadınlar yaşasın diye değil, aile dağılmasın diye politika üretiyorlar. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz.

6284’ü uygulamayanlara, koruma kararlarını hiçe sayanlara, kadınların yardım çığlıklarını duymayanlara sesleniyoruz: Bu Saray Rejimi kadın düşmanı politikalarıyla erkeklere cesaret vermektedir” denildi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu