
Dünya’da yükselişe geçen egemenlerin emperyalist savaş ve işgal politikalarıyla ezilen milyonların açlık, sefalet ve katliama sürüklendiği bir dönemi karşılamaktayız.
Siyonist İsrail’in Filistin’e yönelik işgal ve kuşatması devam ederken, İran’da Molla Rejimi’nin yıllardır İran halkına uyguladığı baskı ve zulüm politikalarına karşı Rojhilat başta olmak üzere İran halkının aylardır sokaklara taşan öfkesi, büyük bir direnişe ve isyana dönüştü.
Suriye’de ise emperyalistlerin güdümünde iktidarı ele geçiren selefi HTŞ çeteleri Alevilere, Dürzilere ve en yakın zamanda Halep’te Kürt mahallerinde katliam saldırılarını her geçen gün artırarak devam ediyor.
Geçtiğimiz yıl Suriye’de Esad sonrası emperyalist güçlerin güdümünde başa getirilen Ahmed Hüseyin el-Şara liderliğinde selefi-cihatçı çetelerden oluşan HTŞ, Suriye’nin Esad sonrası “güvenliğinin” sağlanması adı altında, iktidara geldiğinden bugüne Suriye’nin demografik yapısını hedef alan kapsamlı ve sistematik saldırı politikalarıyla harekete geçti.
HTŞ bu politikalar ekseninde sistematik olarak çeşitli etnik ve inanca mensup Suriye halkına baskı, işkence, katliam ve yerinden etme politikasını yaşama geçirdi. Lazkiye başta olmak üzere Arap Alevileri, Dürzilere, Hristiyanlara yönelik katliam saldırıları uzun süre devam etti.
Yıllar önce Rojava’da Ezidî halkını katleden, göçe sürükleyen ve Ezidî kadınlarını köle pazarlarında satan, kadın bedenine yönelik tecavüz ve türlü işkence yöntemleri ile saldıran IŞİD zihniyeti; bugün bize batılı emperyalistlerin, İsrail’in ve Ortadoğu’daki işbirlikçisi TC’nin desteklediği HTŞ çetelerinin Alevilere, Dürzilere, Kürtlere, Süryanilere yönelik imha, inkar ve katliamında devam ediyor.
Selefi-cihatçı IŞİD artığı HTŞ bugün ABD ve İsrail başta olmak üzere emperyalist güçlerin desteğiyle iktidara gelen, geldiği günden itibaren Golan Tepeleri ve çeşitli bölgeleri doğrudan İsrail’in kontrolüne bırakması aralarındaki güçlü ilişkiyi bizlere özetliyor. Emperyalist güçler, TC ve Suriye’de taşeronluğunu yapan HTŞ çeteleri eliyle, Rojava Devrimi’ni ve Rojava’daki Kürt ve kadın mücadelesinin kazanımlarını yok etmek istiyor.
4 Ocak’tan beri önce Halep’te Kürtlerin, Süryanilerin yoğunluklu yaşadığı Şex Meksud Maksud, Eşrefiye ve Benî Zeyd mahallerinde; sonrasında SDG kontolünde olan Rojava’ya bölgesine yönelik saldırılarını arttırdı.
HTŞ çeteleri emperyalist güçler ve TC’nin desteğiyle Halep’te yoğunluklu Kürtlerin, Süryanilerin ve çeşitli milliyet, inaçtan halkın hedef alınarak katledilmesi, göçe zorlanması, türlü işkence yöntemlerine maruz bırakılması emperyalist kirli savaşın gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. HTŞ’nin bu mahallere yönelik ağır silah, bombalamalarla yürüttüğü kapsamlı saldırıya karşı direnen kadın savaşçıların yüksek binalardan atılması ve kadın bedenine yönelik IŞİD zihniyetine benzer işkence yöntemlerinin medyaya servis edildiği görüntüler özel savaş politikalarının ilk kadınları hedef aldığını bizlere bir kez daha gösterdi.
HTŞ çetelerinin Halep’te Kürtlerin ve Süryanilerin yaşadığı mahalleri kuşatması sonrasında, Rojava Özerk Yönetimi bölgesindeki topraklara saldırılarını yoğunlaştırarak, IŞİD’ten kopan selefi cihatçı çeteleri de kendisine eklemleyerek doğrudan Rojava Devrimi’nin kazanımlarını hedef alan saldırılarına günlerdir devam ediyor. Bu saldırılar karşısında seferberlik ilan eden SDG güçleri Rojava halkıyla birlikte yeniden atağa geçen barbar IŞİD zihniyetine karşı bir kez daha tarihsel bir direniş ortaya koyuyor.
Emperyalistlerin desteğiyle Suriye’de el yükselterek Rojava’ya doğru harekete geçen HTŞ çeteleri halka yönelik katliam saldırılarında özel olarak kadın savaşçıların bedenlerini hedef almalarıyla bir kez daha IŞİD zihniyetinin yeni devamcısı olduklarını tüm dünyaya gösteriyorlar. Yine medyaya yansıyan görüntülerde HTŞ’li çetenin katliam saldırılarında hedef aldıkları kadın savaşçısının kesilmiş saç örgüsünü elleriyle sallayarak tüm dünyaya gösterdiği görüntü tekil ya da sıradan değil, tam olarak HTŞ çetelerinin barbar, kadın düşmanı ve militarist zihniyetinin dışa vurumu olduğunu söyleyebiliriz.
Siyonist İsrail’in, ABD ve TC’nin kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı Orta Doğu’da militarist-cihatçı çetelerin ellerinde şekillenerek, kirli özel savaş politikalarının ilk hedefinde önce barbarlığa karşı direnen kadınlar ve talan edilen toprakları oluyor. HTŞ çetelerinin Rojava’daki ilk hedefi ise Rojava Kadın Devrimi ile birlikte devrimin öncüsü kadınların iradesi ve kazanımlarıdır.
Son olarak HTŞ çetelerinin saldırılarının yönünü Kobanê’ye evriltmesiyle birlikte, 11 yıl önce büyük bir yenilgiye uğrayan IŞİD zihniyeti, emperyalist güçler ve TC’nin pazarlıklarıyla HTŞ çeteleri aracılığıyla yeniden hortlatılmaya çalışılıyor.
Soğuk kış koşullarında günlerdir HTŞ çetelerinin kuşatma saldırıları karşısında Kobanê halkı açlık, yokluk ve soğukla mücadele ediyor. Şimdiye kadar 5 çocuğun soğuk ve açlıktan yaşamını yitirdiği Kobanê’de gıda, ilaç, su, elekrtik ve yakıt gibi temel ihtiyaçların karşılanamaz hale geldiği, köylerdeki halkın yerinden edildiği, evlerinin yıkılarak yağmalandığı gerçeklikte Kobanê halkı yaşam mücadelesi veriyor.
11 yıl önce IŞİD barbarlığını tarihe gömen direnişin iradesi, bugün HTŞ çetelerinin zulmüne karşı yeniden Kobanê’yi savunuyor. HTŞ zulmüne karşı dünyanın her yerinden kadınların ve LGBTİ+’ların sesi sokaklardan yükseliyor; “Bijî berwedana Rojava, Bijî Berwedana Jinan” sloganlarında sesimiz ve mücadelemiz birleşiyor. Şimdi artık emperyalizm ve barbarlık karşısında gün Rojava Kadın Devrimi’ni savunmanın yeni günüdür.



