
Emperyalist sistemin çok yönlü krizlerinin derinleştiği, savaşların süreklileştiği, faşizmin ve gericiliğin dünya ölçeğinde tırmandığı bir tarihsel süreçten geçiyoruz. Tam da böylesi bir eşikte, gençliğin yalnızca öfkesini değil; örgütlü iradesini, enternasyonal bilincini ve devrimci yönelimini açığa çıkaran her buluşma, tarihsel bir anlam taşımaktadır.
Berlin’de Yeni Demokratik Gençlik (YDG) tarafından 10 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen Uluslararası Gençlik Sempozyumu, bu anlamda yalnızca bir tartışma zemini değil; dünya gençliğinin emperyalizme, savaşa ve faşizme karşı ortak bir mücadele hattı örme iradesinin somutlaştığı önemli bir deneyim oldu. Bizler açısından, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen gençlik örgütleriyle aynı salonu, aynı kürsüyü, aynı sloganları ve aynı hedefleri paylaşmak; enternasyonalizmin soyut bir kavram değil, canlı ve örgütlenebilir bir güç olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu sempozyum, Yeni Demokratik Gençlik’in son kongresinde alınan kararlar doğrultusunda, uzun soluklu ve bilinçli bir örgütlenme sürecinin ürünü olarak hayata geçti. YDG, emperyalist savaş tehlikesinin derinleştiği ve gençliğin her alanda kuşatma altına alındığı bu tarihsel eşikte, uluslararası ölçekte bir Enternasyonal Gençlik Sempozyumu örgütlenmesini acil bir görev olarak ele aldı.
Aylar süren hazırlık sürecinde yapılan ikili görüşmeler, yazılı ve sözlü tartışmalar, ortak gündem belirleme çalışmaları; bu ihtiyacın yalnızca YDG’nin değil, farklı ülkelerde mücadele yürüten gençlik örgütlerinin de ortak bir ihtiyacı olduğunu açığa çıkardı. Bu yönüyle sempozyum, “davet edilenlerin katıldığı” bir etkinlikten ziyade, kolektif biçimde şekillenen bir enternasyonal buluşma oldu.
Sempozyumun tarihinin, her yıl Berlin’de gerçekleştirilen Luxemburg–Liebknecht–Lenin (LLL) yürüyüşünden bir gün önceye denk getirilmesi bilinçli ve politik bir tercihti. Devrimci hareketin tarihsel hafızasında önemli bir yeri olan bugün, gençlik açısından da enternasyonal devrimci mirasla güncel mücadele arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağladı.
Örgütlenme sürecinde dost kurumların yalnızca katılımcı değil, aynı zamanda sempozyumda sorumluluk üstlenen özneler olarak yer alması önemliydi. YDG’nin çalışma tarzı açısından olduğu kadar, devrimci dayanışmanın pratikte nasıl örülebileceğine dair önemli bir deneyim sundu. Sempozyum, devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ve Enternasyonal Marşı ile başladı. Daha ilk andan itibaren salonu dolduran atmosfer, bir “konferans” olmanın ötesinde, ortak bir tarihsel sorumluluğun bilinciyle şekillendi.
Fransa’dan Filipinler’e, Tunus’tan Nepal’e, Almanya’dan Bangladeş’e uzanan geniş bir coğrafyadan 15 gençlik örgütünün katılımıyla gerçekleşen sempozyumda, farklı diller konuşulsa da ortak bir fikir hâkimdi.
Açılış konuşmalarında öne çıkan vurgu, yaklaşan 3. emperyalist paylaşım savaşı tehlikesi oldu. Gençliğin bu sürecin edilgen bir kurbanı değil; aksine tarihsel bir öznesi olduğu vurgusu, gün boyunca yapılan tüm sunumların ortak eksenini oluşturdu.
“Emperyalist Savaş Tehlikesi ve Gençlik” başlıklı ilk oturumda, savaş politikalarının gençliğin yaşamına nasıl nüfuz ettiği farklı örneklerle ele alındı. Yeni Demokratik Gençlik, savaşların birer “yanlış politika” değil, kapitalist-emperyalist sistemin yapısal bir sonucu olduğunu vurguladı.
Almanya’dan Kommunistische Jugend (Komünist Gençlik) , Bundeswehr’in (Alman Silahlı Kuvvetleri) okullar ve sosyal medya üzerinden yürüttüğü militarist propagandaya rağmen gelişen zorunlu askerlik karşıtı gençlik eylemlerini aktardı. Fransa’dan Unité Communiste (Komünistlerin Birliği), Ukrayna savaşı üzerinden Avrupa solunun reformist konumlanışını eleştirerek, düzen içi çözüm arayışlarının gençliği nasıl sistem içine çektiğini ortaya koydu. İrlanda’dan Anti Imperialist Action Ireland (Anti-Emperyalist Eylem İrlanda) ise NATO karşıtı mücadelenin, emperyalist merkezlerdeki gençliğin kendi devletlerine karşı sorumluluğunun somut bir ifadesi olduğunu vurguladı.
Bu oturumda sıkça yinelenen ortak tespit : Ezilen halkların direnişi ile emperyalist merkezlerdeki gençliğin mücadelesi birbirinden kopuk ele alınamaz.
Bölgesel Direnişlerden Ortak Dersler
İkinci oturumda, farklı ülkelerden gelen gençlik örgütleri kendi coğrafyalarındaki mücadele deneyimlerini paylaştı.
Tunus’tan KIFAH, 2011 ayaklanmalarında gençliğin oynadığı öncü role dikkat çekerken, örgütlenme eksikliğinin yarattığı boşlukları vurguladı. Filipinler’den Anakbayan, ABD destekli Marcos rejimine karşı gençliğin işçi ve köylülerle birleşik mücadelesini aktararak, yarı- sömürge ülkelerde gençliğin rolüne vurgu yaptı.
Bangladeş’ten gönderilen mesajda, 2024 gençlik ayaklanmasının emperyalizm yanlısı ve gerici güçler tarafından nasıl gasp edildiği anlatılırken; Nepal’den RYAN temsilcisi Halk Savaşı deneyimi üzerinden gençliğin ideolojik kuşatmaya karşı nasıl direnmesi gerektiğine dair önemli değerlendirmeler yaptılar.
Bu oturum, yalnızca deneyim aktarımıyla sınırlı kalmadı. Tartışmalarda yapılan somut ve güncel öneriler, gençlik örgütlerinin süreci doğru analiz ettiğini ve geleceğe dönük hazırlıklar yaptığını gösterdi. Özellikle birçok ülkede gençlik örgütlerinin kitle tabanını genişletmeye başlaması, sempozyumun öne çıkan olumlu yanlarından biri olarak dikkat çekti.
Gençliğin Tarihsel Rolü ve Ortaklaşma Deneyimi
Üçüncü oturumda, gençliğin anti-emperyalist mücadeledeki tarihsel rolü ele alındı. Young Struggle, “ya sosyalizm ya barbarlık” ikileminin güncelliğini vurgularken; İsviçre’den Revolutionäre Jugend Zürich (Devrimci Gençlik Zürih), uzun soluklu militan gençlik pratiğinden örnekler sundu. Fransa’dan Jeune Garde temsilcileri ise örgütlerinin yasaklanmasının, devletlerin devrimci gençlikten duyduğu korkunun bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Katılan örgütler arasında ideolojik ve politik farklılıklar bulunsa da, anti-emperyalist ve sınıfsal bir hatta ortaklaşmaya açık olunması sempozyumun en güçlü yanlarından biriydi. Bu durum, enternasyonal mücadelenin ortak hedefler etrafında birleşme zemini olduğunun pratik bir göstergesi oldu.
LLL Yürüyüşü ve Sempozyum
Sempozyumun ertesi günü gerçekleştirilen LLL yürüyüşü, bu enternasyonal buluşmanın tarihsel ve politik anlamını daha da pekiştirdi.
Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Vladimir Lenin’in mirası etrafında on binlerle birlikte yürümek; sempozyumda kurulan bağların yalnızca teorik değil, pratik bir mücadele hattına da bağlandığını gösterdi.
Berlin’de atılan sloganların, LLL yürüyüşünde sokaklara taşması; gençliğin enternasyonal iradesinin sürekliliğini ve kararlılığını somutladı. Berlin Uluslararası Gençlik Sempozyumu, gençliğin enternasyonal ölçekte yan yana gelme iradesinin güncel ve somut bir ifadesi oldu. Bu deneyim, gençliğin öfkesinin doğru bir politik hat ve örgütlenmeyle birleştiğinde, emperyalist barbarlığa karşı güçlü bir devrimci iradeye dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi. Berlin’de kurulan bu zemin, önümüzdeki dönemde enternasyonal gençlik mücadelesinin daha örgütlü, daha bilinçli ve daha kararlı bir hatta ilerleyebileceğinin güçlü bir işaretidir.
Ancak bu sempozyumu önemli kılan yalnızca ortak tespitler ve politik vurgular değil; farklı ülkelerden, farklı mücadele koşullarından gelen gençlik örgütlerinin deneyimlerinin, tartışmalarının ve önerilerinin YDG açısından somut bir birikim yaratmış olmasıdır. Sunumlar ve tartışmalar, gençlik mücadelesinin güncel sorunlarına dair yeni bakış açıları sunduğu gibi, örgütlenme pratiklerimizin geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi açısından da önemli fikirlerin açığa çıkmasını sağladı. Bu anlamıyla sempozyum, yalnızca bir değerlendirme alanı değil; geleceğe dönük yeni pratiklerin ve politik yönelimlerin mayalandığı bir zemin oldu.
Katılan kurum ve kişilerin sempozyumu olumlu biçimde değerlendirmesi, hem hazırlık sürecinin kolektif ve titiz bir biçimde yürütülmüş olmasının hem de sempozyumun, sürecin gerçek ihtiyacına denk düşen bir tarihsel anda gerçekleştirilmiş olmasının ifadesidir. Farklı coğrafyalardan gelen gençlik örgütlerinin, bu türden enternasyonal buluşmaların süreklileştirilmesi gerektiğine dair ortak vurgusu, böylesi bir sempozyumun tek seferlik bir etkinlik olarak ele alınamayacağını da açık biçimde ortaya koymuştur.
Bu deneyim, enternasyonal gençlik buluşmalarının yeniden ve daha güçlü biçimlerde örgütlenmesinin güncel bir ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Berlin’de atılan bu adım, gelecekte daha geniş katılımlı, daha derinlikli ve daha örgütlü enternasyonal gençlik platformlarının inşa edilmesi açısından önemli bir başlangıçtır.
Gençliğin devrimci birikiminin, deneyimlerinin ve iradesinin ortaklaştırıldığı bu tür zeminler, emperyalist saldırganlığa karşı mücadelenin güçlendirilmesinde kritik bir rol oynamaya devam edecektir. Yaşasın enternasyonal gençlik dayanışması!



