GüncelKadın

İstanbul’da 8 Mart: Kadınlar Kadıköy’de alanları doldurdu

İstanbul Kadıköy’de düzenlenen 8 Mart mitinginde binlerce kadın, şiddet, yoksulluk ve sömürüye karşı yürüdü.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi, Kadıköy’de binlerce kadın İskele Meydanı’ndan Rıhtım’daki miting alanına yürüdü.

Yeni Demokrat Kadın (YDK), “Emperyalist Barbarlığa Karşı Göğün Yarısı, Zaferin Tamamı Bizim” pankartıyla miting alanına yürüdü.

Kadınlar yürüyüşte “Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı kadınlar isyandayız” pankartını açtı. Yürüyüş boyunca “Kadınlar yürüyor, mücadele büyüyor” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı. Katledilen kadınların isimleri tek tek okunarak “Burada” denildi.

Yürüyüşün ardından binlerce kadın Rıhtım’daki miting alanına giriş yaptı. Sahneden Filistin, İran, Suriye, Afganistan ve Venezuela’da eşitlik ve özgürlük için direnen tüm kadınlara selam gönderildi. Alanda sık sık “Yaşasın enternasyonal mücadelemiz!” sloganları atıldı.

8 Mart buluşmasında Rojin Kabaiş Adalet Platformu adına Dilber sahneden söz aldı. Şule Çet ve Gülistan Doku davalarını hatırlatan Dilber şunları söyledi:

“Mevcut sistemin yaptığı ilk şey gerçekleri açığa çıkarmak değil; failleri aklamak ve bunun için ‘lisanslı çözümler’ üretmek oldu. Şule Çet bulunduğunda akıllarına ilk gelen şey ‘intihar’ demekti. Gülistan Doku için kayboldu dedikleri, aslında şüpheli bir kaybedilme durumuydu ve karanlıkta gerçekleri gizlemek istediler. Biz bunu hep birlikte teşhir ettik. Bugün de aynı sebeple Rojin Kabaş için buradayız. Van’da 17 gün boyunca kendisinden haber alınamadı. Sürecin başından itibaren bilgilendirilmedik ve yine aynı cümleyi duyduk: ‘İntihar!’ Yani gerçekler açığa çıkarılmak yerine üzeri örtüldü, failler korundu ve kadınların hayatı değersiz görüldü. Biz kadınlar buna inanmadık ve inanmayacağız. İşte bu nedenle 8 Mart’ta buradayız.”

Katledilen Ceyda Yüksel’in annesi de kürsüden kadınlara seslendi: “Bu 8 Mart’ta umarım bir daha hiçbir kadın katledilmez.” Katil Serkan Dinçer’e müebbet hapis cezası verildiğini, ancak mahkemenin haksız tahrik indirimi uyguladığını hatırlatan anne şöyle devam etti:

“Kızım, sanığın cinsel isteğini reddettiği için mahkeme haksız tahrik indirimi verdi. İstinaf ve Yargıtay da bu kararı onadı. Aile Bakanlığı’nın itirazı reddedildi. Dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne, gerekirse AİHM’e de taşıyacağım. Kızımın cinsel isteği reddetmesi tahrik sayıldı. Ben artık bir şey diyemiyorum. Eğer bugün susarsak, ne zaman konuşacağız?”

Dardanel işçileri adına konuşan bir işçi, şunları söyledi:

“Biz yaklaşık üç buçuk aydır Dardanel bünyesinde çalışan 350 işçiyiz. Kasım ayında Dardanel bizi işten çıkardı. O günden bu yana hiçbir tazminat hakkımızı alamadık. Başvurular yapıyoruz, mücadelemizi sürdürüyoruz. Başlattığımız mücadele sonucunda yargıya başvuran arkadaşlarımız da oldu. Bizler yargıya gitmeden önce Dardanel yönetimine sesleniyoruz: Tazminat hakkımızı parça parça değil, tek seferde almak istiyoruz. Çünkü biz emek verdik. Biz kadınlar; okulda, sokakta, evde, her yerde emeğiyle var olan kadınlarız. Artık sömürülmek istemiyoruz.”

‘Yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talep ediyoruz’

Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri adına konuşan bir öğretmen, öldürülen Fatma Nur’u anarak sözlerine başladı. 35 gündür grevde olduklarını belirten öğretmen, “Biz İtalyan öğretmenlerle bir yarış içinde değiliz. Sadece hakkımızı istiyoruz. Sendikalı olduğumuz andan itibaren mobbinge maruz kaldık. Haftada 40 saati aşan ders programlarımız var. Kimseyle yarışmıyoruz; yalnızca yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talep ediyoruz” dedi.

Kadınlara direniş çağrısı yapan öğretmen sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk sendikalı olduğumda kadın arkadaşlarımı yanımda buldum. Dışarı çıktığımda ise örgütlü mücadelenin gücünü gördüm. Mücadelemiz devam ediyor ve hepinizi direnişe bekliyoruz.”

Şık Makas işçilerinden 8 Mart selamı

Tokat’ta direnişte olan Şık Makas işçisi kadınların mesajı da alanda okundu. Beş aydır eylem yaptıklarını belirten kadın işçiler, kararlı ve dik bir duruşla mücadelelerini sürdürdüklerini dile getirdi.

8 Mart’ta emekçi kadınlar olarak iş yerlerindeki sömürü düzenine olduğu kadar sokakta ve evde yaşanan şiddete karşı da alanlarda olduklarını vurgulayan kadınlar, şunları söyledi:

“Her gün kadınlar öldürülüyor, yaşamdan koparılıyor. Tokat Şık Makas kadın işçileri olarak ‘Kadınlara ve çocuklara dokunmayın’ diyoruz.”

Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınları selamlayan işçiler, Tokatlı emekçi kadınların İstanbul’daki kadınlarla omuz omuza olduğunu belirterek, “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” dedi.

‘İş kazası değil, bu bir cinayet’

Dilovası’nda meydana gelen işçi katliamında ablası Şengül Yılmaz’ı kaybeden Emine Bulut’un gönderdiği mesaj alanda okundu:

“Gücüyle ilham veren, emeğiyle dünyayı değiştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”

Dilovası’ndaki yangında yaşamını yitiren 6 kadın işçi anılarak, “Hayatını kaybeden kadın emekçilerimizin de 8 Mart’ı kutlu olsun. Onları rahmetle ve sevgiyle anıyoruz. Anılarını ve adalet mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” denildi.

Bulut ayrıca, davanın 24 Mart 2026 saat 10.00’da Kandıra Hapishanesi yerleşkesinde görüleceğini hatırlatarak herkesi dayanışmaya ve adalet talebini büyütmeye çağırdı.

Ortak açıklamanın Türkçesini 8 Mart Kadın Platformu’ndan Melike Argüç ve Tuğgen Gümüşay, Kürtçesini ise Ayşe Aksoy ve Evindar Aysal okudu.

1 yılda 294 kadın katledildi

Kadınların eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam için mücadele verdiği vurgulanan açıklamada, 2025 yılında Türkiye’de 294 kadının erkekler tarafından katledildiği, 297 kadının ise “şüpheli” şekilde yaşamını yitirdiği aktarıldı.

Açıklamada ayrıca şöyle denildi:

“Tek adamın bir gecede feshettiği İstanbul Sözleşmesi standartlarına göre Türkiye’de yaklaşık 4.200 sığınma yeri olması gerekirken bu sayı sadece 150. Yaklaşık her 11.400 kadına yalnızca 1 sığınma yatağı düşüyor. Oysa kadınlar en çok aile içinde öldürülüyor. Kadın cinayetlerinin yaklaşık yüzde 65’i evde gerçekleşiyor. İktidar, işte bu koşullarda önce ‘Aile Yılı’, ardından ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ ilan etti. Kadınlara ‘Aileyi koru’ diyenler, şiddetten kaçabilecekleri mekanizmaları kurmuyor. Asgari ücreti açlık sınırının altında bırakan iktidar, öte yandan Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 1,5’in altına düşmesinden yakınıyor. Sermayenin ucuz iş gücü arayışının nüfus planlaması olarak sunulmasını ve kadınlara güvenli bir gelecek vaat etmeyen bu sistemin ‘Aile Yılı’ programını kabul etmiyoruz.”

Kocaeli Dilovası’nda 6 kadın işçinin yanarak yaşamını yitirdiği hatırlatılarak, şunlar kaydedildi:

“Ölümlerimize ya ‘şüpheli’ deniyor ya da ‘tesadüf’. Soruyoruz: Tecavüze uğradıktan sonra zorla evlendirilen ve istismara uğrayan kızı Hifa’nın istismarına ses çıkaran, ‘intihar deyip üstünü örtmeyin, beni öldürecekler’ diye haykıran Fatma Nur’un ve Hifa’nın ölümünde şüphe nerededir? Şüphe yok. Katil ve istismarcı Ayhan Şengüler vardır. Ve onu koruyan devlet vardır. Ama biz susmuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara, 6284’ü uygulamayanlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadın cinayetlerinin önlenmesini talep etmekten, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmasını istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

‘İranlı kadınların yanındayız’

“Cinsel yönelimlerimize ve cinsiyet kimliklerimize yönelik baskıyı ve nefret suçlarını meşrulaştıran yargı paketlerini de kabul etmiyoruz” denilen açıklamada şunlar vurgulandı:

“Emperyalistler dünyayı, kaynakları yeniden bölüşmek için savaşırken ve silah tekelleri zenginleşirken Filistin’de, Rojava’da, Suriye’de ve dünyanın birçok yerinde halklara ölüm, yıkım, zorla göç ve açlık dayatılıyor. Katil ABD, emperyalistler ve işbirlikçileri tüm Ortadoğu’yu kan gölüne çevirirken şimdi İran’a saldırıyor. Bizler biliyoruz, emperyalistler dünya halklarına sadece ve sadece ölüm ve yıkım getirir. Bizler biliyoruz, dünya halklarının özgürlüğü kendi ellerinde ve mücadelelededir. İranlı kadınların yıllardır molla rejimine ve bugün emperyalist-siyonist saldırıya karşı verdiği mücadelenin yanındayız. Türkiye ise bir yandan Filistin’e destek olduğunu söylerken, öte yandan İsrail’le ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor. İsrail’i kınadığını söylerken Rojava’da kadınların ve çocukların üzerine bombalar yağdırıyor. Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesine ev sahipliği yaparak savaştaki rolüne hazırlanıyor.”

“Jin, jiyan, azadî” sloganının tüm topraklarda yankılandığına dikkat çekilen açıklamada tutsak kadınlarla dayanışma mesajı da verildi. Devamında şunlar belirtildi:

“Özgürlük ve eşitlik için buradayız, emeğimize sahip çıkıyoruz. Hayatlarımızı bu ölüm düzeninin çarklarına teslim etmiyoruz. Evlerden, iş yerlerinden, kampüslerden ve sokaklardan geldik, mücadelemizi büyütüyoruz. Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı isyandayız. Savaşın, kapitalist sömürü düzeninin, onun içinde yeniden üretilen erkek egemenliğin, transfobinin, homofobinin ve ırkçılığın olmadığı özgür bir dünyayı biz kuracağız.”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu