
PKK’nin kendisini feshetmesinin ardından kurulan Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi ve eski PKK Yürütme Kurulu üyesi Duran Kalkan, Medya Haber’de yayımlanan özel programda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kalkan, konuşmasında Abdullah Öcalan’ın İmralı’da başlattığını söylediği “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin bölgedeki savaş ortamında daha da önemli hale geldiğini savundu.
“Türkiye’nin güvenliğini barış süreci sağlıyor”
Kalkan, Türkiye’nin güvenliğine ilişkin tartışmalara değinerek şu ifadeleri kullandı:
“NATO var, füzeleri durduruyor, bizi savunur diyorlar ama bazı insanlar hakikate parmak basıyor. Diyorlar ki Türkiye’nin güvenliğini barış ve demokratik toplum süreci sağlıyor. Önder Apo sağlıyor.”
Ortadoğu’daki savaş atmosferine dikkat çeken Kalkan, buna rağmen Türkiye’nin bölgeye göre daha sakin bir ortamda olduğunu savundu.
“Tehlikelerin büyüklüğü ortada. Orta Doğu’nun durumu ortada. Türkiye’de herkes bunu kabul ediyor. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin Kürtler ve Türkiye açısından tarihi önemi her geçen gün daha çok açığa çıkıyor.”
“Bu savaş 36 yıldır sürüyor”
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yeni bir süreç olmadığını belirten Kalkan, savaşın köklerini Körfez Savaşı dönemine dayandırdı.
“Bu savaş 10 gün önce başlamadı. 36 yıldır süren bir savaş. 1990’ın güzünde ABD bir ayda 150 bin askerle Orta Doğu’ya indi. Suudi’den Kuveyt’e kadar Körfez’in her tarafına güç yığdı. Bu 36 yıllık bir savaş.”
Kalkan, söz konusu çatışmayı küresel güçler ile ulus-devletler arasındaki hegemonya mücadelesi olarak nitelendirdi.
“Bu savaş küresel kapitalist modernite sistemi ile ulus devlet statükoculuğu arasındaki çatışmadır. Bir hegemonya savaşı, daha fazla kâr savaşı.”
“Bu savaşın tarafı olmayacağız”
Kalkan, Kürt Hareketi’nin bu savaşta herhangi bir tarafı desteklemeyeceğini söyledi.
“Biz baştan beri bu savaşa karşı çıktık. Bu savaşın Orta Doğu halklarına hiçbir faydası yok.”
ABD ve İsrail’in kazanması durumunda da, İran yönetiminin ayakta kalması durumunda da bölge halkları açısından bir değişiklik olmayacağını savunan Kalkan, şöyle konuştu:
“Farz edelim saldıran güçler kazandı. Ne değişecek? İran egemenliğinin yerini ABD ve İsrail hegemonyası alacak. Daha demokratik mi olacak? Hayır.”
“İran savaşında üçüncü siyasi çizgiyiz”
Kalkan, Kürt hareketinin ne küresel güçlerin ne de ulus devletlerin tarafında olduğunu belirterek “üçüncü yol” vurgusu yaptı.
“Ne ulusüstü küresel sermaye sisteminin saldırılarının tarafıyız ne de ulus devlet statükoculuğunun tarafıyız. Biz demokratik cumhuriyet tarafıyız.”
İran’daki Kürtlerin demokratik çözüm ve ittifaklar geliştirmesi gerektiğini ifade eden Kalkan, halklar arası çatışma riskine karşı da uyarıda bulundu.
“Azerilerle Kürtler yüzyıllardır iç içe yaşıyor. Fars halkıyla da kardeşlik içinde. Tehlike onları birbirine düşüren ulus devlet milliyetçiliği ve şovenizmdir.”
“Kürtler kimsenin askeri değildir”
Kalkan, Kürtlerin bölgesel güçlerin çıkar savaşlarında yer almayacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kürtler kendilerini biliyorlar. Yüzyıldır özgürlük için mücadele ediyorlar. Onun bunun askeri olacak durumda değiller.”



