
TKP-ML Merkez Komitesi, 2026 Newroz’una ilişkin yaptığı açıklamada Newroz’un tarihsel ve siyasal anlamına vurgu yaparak, günümüz koşullarında isyan ve direnişin simgesi olduğunu belirtti.
tkpml.com sitesinde yayınlanan “Newroz isyandır; isyan etmek meşrudur!” başlıklı açıklamda, 2026 Newroz’una ilişkin şu ifadelere yer aldı:
“Yeni bir Newroz’u karşılıyoruz. 2026 yılı Newroz’unu başta coğrafyamız halkları olmak üzere, emperyalist saldırganlığın ve bölgesel işgal ve savaşların içinde karşılıyoruz. Bu gerçeklik, tam da Newroz’un gerçek özüne işaret etmektedir.”
TKP-ML MK, emperyalist saldırganlık ve bölgesel savaşların coğrafyada halkları etkilediğini belirterek, halkların isyan ve mücadele haklarının meşru olduğunu kaydetti. Açıklamada, 2026 Newroz’unun ABD emperyalizmi ve İsrail’in İran Molla rejimine yönelik saldırılarıyla karşılandığı, bu savaşın “haksız ve gerici” olduğu ifade edildi. ABD’nin saldırılarının, Çin’e karşı “ön alma” stratejisi ve İran kaynaklarının batı emperyalizmine açılmasını hedeflediği belirtildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Yeni bir Newroz’u karşılıyoruz.
2026 yılı Newroz’unu başta coğrafyamız halkları olmak üzere, emperyalist saldırganlığın ve bölgesel işgal ve savaşların içinde karşılıyoruz.
Bu gerçeklik, tam da Newroz’un gerçek özüne işaret etmektedir.
Binlerce yıldır başta Kürt ulusu olmak üzere Mezopatamya ve Orta Asya halklarının yeni yılı karşılama, eskinin yerini yeninin almasını kutlama olarak ele aldığı Newroz, günümüzde başta Kürt ulusu olmak üzere ezilen ulus, milliyet ve inançlardan halkın “zalimin zulmüne karşı” başkaldırı ve serhildan günü olarak ele alınmaktadır.
Tarihsel olarak, zalim Dehak’ın zulmüne karşı Demirci Kawa’nın başkaldırısını temsil eden Newroz; günümüz koşullarında emperyalist ittifakların ve bölgesel gerici güçlerin yürüttükleri savaş ve işgallere karşı ezilen ulus, milliyet ve inançlardan halkın isyan ve mücadele günü olarak ele alınmaktadır.
Günümüz koşullarında, emperyalistler ve bölgesel gerici güçler kendi çıkarları için hızla yeni bir emperyalist paylaşım savaşına hazırlanmaktadırlar.
Böyle bir savaşın, enternasyonal proletarya ve dünya halkları açısından daha fazla sömürü, açlık, yoksulluk ve daha fazla katliam ve zorla yerinden edilmelere neden olacağı açıktır. 3. Emperyalist Paylaşım Savaşı tehlikesine karşı örgütlenmek ve mücadele etmek, her zamankinden daha fazla, bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış durumdadır.
2026 Newroz’unu ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizminin gerici İran Molla rejimine yönelik saldırılarıyla karşıladık. ABD emperyalizmi, başta emperyalistler arasında yaşanan rekabette gerileyen hegomanyasını durdurmak ve Orta Doğu coğrafyasında ileri karakolu olan İsrail siyonizminin güvenliğini sağlamak amacıyla başlattığı saldırılarının yeni bir aşaması olarak, İran Molla rejimine yönelik saldırı başlattı.
Gerici İran Molla rejimi, kendisine yönelik emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı “meşru müdafa” adı altında yanıt verdi.
Net olarak ifade etmek gerekir ki, yaşanan savaş haksız ve gerici bir savaştır.
Bir yanda ABD, İngiltere, Avrupa Birliği diğer yanda Çin ve Rusya emperyalistleri arasında ortaya çıkan emperyalist bloklaşma ve rekabettin ürünüdür.
Emperyalist kapitalist sistemin yaşadığı ekonomik krizi aşmak için savaşa başvurmasıdır. ABD’nin “yeni ve genç” bir emperyalist güç olarak ortaya çıkan Çin’e karşı, bir “ön alma” saldırısıdır.
İran pazarının, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının batı emperyalizminin sömürüsüne sorunsuz bir şekilde açılması amaçlanmaktadır.
Dolayısıyla bu haksız ve gerici savaşta ne ABD, ne de İran işçi sınıfının ve emekçi halkının çıkarı vardır. Bu haksız ve gerici savaştan başta bölge halkları olmak üzere, enternasyonal proletarya ve dünya halklarının hiçbir çıkarı olmadığı gibi çalışma ve yaşam koşullarında daha fazla kötüleşmeye yol açacağı kesindir.
İran İslam Cumhuriyetinin sömürücü, gerici ve halk düşmanı sınıfsal karakterine rağmen ABD-İsrail saldırganlığının hiçbir meşruiyeti bulunmamaktadır.
Dahası bu emperyalist-siyonist saldırganlık İran’ın çok uluslu, çeşitli milliyet ve inançlardan halkının daha iyi bir yaşam, sınıfsız, sömürüsüz, demokratik bir İran mücadelesine karşı, gerici Molla Rejiminin elini güçlendirmektedir.
ABD-İsrail saldırganlığı, İran halkının gerici Molla Rejimine karşı mücadelesine hizmet etmemekte, aksine zayıflatmaktadır. Bu saldırganlık gerici İran Molla Rejiminin İran halkının çeşitli biçim ve içeriklerde süren mücadelesini “dış düşman” söylemiyle bastırmasına neden olmaktadır. Gerici İran Molla Rejimi “Büyük ve Küçük Şeytan’ın” saldırganlığını, İran halkının mücadelesini bastırma ve kendi iktidarının meşruiyeti için kullanmaktadır. Emperyalist ve siyonist saldırganlık İran’da; karşıtı olarak gericiliği, milliyetçiliği ve şovenizmi beslemektedir.
Benzer bir durum, Türk hakim sınıfları ve onların devleti için de söz konusudur. TC devleti bir süredir, emperyalist-siyonist saldırganlığı gerekçe göstererek, “iç cepheyi tahkim” stratejisi izlemektedir. Bu amaçla bir diğer hakim sınıf kliğinin temsilcisi burjuva muhalefet dahil olmak üzere, ilerici, devrimci güçlere yönelik faşist saldırganlık içindedir.
TC devleti hem içeride hem de bölgesel düzeyde çıkarları için tehdit olarak gördüğü Kürt Ulusal Hareketiyle “süreç” adı altında bir politika izlemektedir. Kürt Ulusal Hareketi bu süreci “demokratikleşme” olarak tanımlasa da, TC devletinin gündeminde iç politikada faşist saldırganlığı arttırma, dış politikada ise bölgesel işgal ve yayılmacılığı genişletme vardır.
Suriye Kürdistanı`nda Kürt ulusunun kazanımlarına yönelik faşist saldırganlık, İran Kürdistanı`nda Kürt ulusunun haklı ve meşru mücadelesini, “emperyalizmin ve siyonizmin taşeronu” olarak propaganda etmeye evrilmiş durumdadır.
Bu koşullar altında Newroz’un tarihsel anlamı günceldir. Demirci Kawa’nın zalim Dehak’ın iktidarına karşı yaktığı isyan ateşini güçlendirmek, dünden daha fazla gereklidir.
Başta Kürt ulusu olmak üzere coğrafyamızda ezilen ulus, milliyet ve inançların, başta emperyalist saldırganlık olmak üzere siyonist, faşist, ataerkil ve her türden gerici saldırganlığa karşı mücadeleleri, isyan ve direnişleri meşrudur. Bu anlamıyla Newroz ezilen ulusların, milliyet ve inançların; zulme, baskılara, saldırganlığa, her türden gericiliğe karşı serhildan günüdür.
Newroz sadece bir yeni yıl kutlaması, yeni bir yılın başlangıcı değildir. Newroz aynı zamanda ezilenlerin, mazlumların zalimin zulmüne karşı duruşunun adıdır.
Newroz’u anlamlı kılan ve ona gerçek ruhunu veren, geçmişten günümüze ezilen, sömürülen, katledilen, açlık ve yoksullukla karşı karşıya bırakılan kitlelerin, bitmek bilmeyen mücadelesidir. Kitlelerin mücadelesi, isyan ve başkaldırıları sürdüğü müddetçe Newroz yaşayacaktır.
Yeniyi yaratma mücadelesi sürdükçe Newroz ateşi yanmaya devam edecektir!”



