
ANKARA – 19 Mart’ın yıldönümü için Ankaralı üniversite öğrencileri “19 Mart’ın 1. yılında direnişi selamlıyor, üniversiteleri özgürleştirmeye geliyoruz” şiarıyla 25 Mart’ta Yüksel Caddesi’nden Güvenpark’a yürümek istemiş, polis biber ve portakal gazıyla işkence uygulayarak 31 öğrenciyi gözaltına almıştı.
27 Mart Cuma günü ise bir araya gelen üniversite öğrencileri gözaltı sürecinde yaşanan işkence ve transfobiyi teşhir etmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube’de basın açıklaması gerçekleştirdi. Üniversite öğrencileri adına basın açıklamasını okuyan Yeni Demokrat Gençlik (YDG) okuru Aytuğ Karbuz “işkencelerin hesabını gençlik olarak soracağız” dedi.
Gözaltı aracına portakal gazı sıkılarak öğrenciler darp edildi
İşkence ve gaz saldırılarının alanda son bulmadığını belirten Karbuz, araç içinde de üniversite öğrencilerine portakal gazı sıkılarak işkenceye uğradığını şu sözleriyle ifade etti:
“Sağlık hakkımızı gasp ederek kontrol için hastaneye götürmeden arkadaşlarınız emniyete götürülmüştür. Burada tekrardan üst arama bahanesiyle arkadaşlarımız araçtan zorla indirilmeye çalışılmıştır. Bu keyfi ve insanlık suçu olan davranışa karşı direnen arkadaşlarımıza aracın içinde yakın mesafeden portakal gazı sıkarak işkenceyle araçtan indirmiştir. Sonrasında yine gaz sıkılan araca bindirilmişlerdir. Arkadaşlarımız emniyette taciz ve işkenceye uğramıştır ve bu durum sağlık kontrolünde belgelenmiştir.”
Gözaltı sürecinde transfobi
Gözaltına alınan trans bir kadının da taciz ve transfobiye maruz kaldığını belirten Karbuz, şu ifadeleriyle yaşananları aktardı:
“Gözaltına alınan başka bir arkadaşımız ise cinsiyet kimliği üzerinden polisin taciz ve transfobisine maruz bırakılmıştır. Trans kadın arkadaşımıza sistematik bir şekilde atanmış adıyla seslenilirken, erkek polisin üst araması yapması için dayatmaya maruz kalmıştır. Erkek egemen iktidarın kadın ve LGBTİ+lara uyguladığı şiddet türünün bir örneği olan bu durum devletin ezilen cins ve yönelimlere karşı nefret politikalarının bir tezahürüdür. Polis de hukuksuz, insanlık onuruna aykırı ve keyfi bir şekilde bu nefret ve şiddet sarmalının uygulayıcısı olmaktadır.”
“Gençliğin örgütlü mücadelesi işkencelerle, baskılarla, gözaltılarla bitmeyecektir!”
Şu ifadelerle basın açıklamasına son verildi:
“Biz gençler olarak 19 Mart’ta tekrardan bilediğimiz öfkemizle, kuşandığımız isyanla daha özgür bir gelecek için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Taleplerimizin meşruluğundan aldığımız güçle direnişe devam edecek ve bütün bu keyfi uygulamaların ve işkencelerin hesabını gençlik olarak soracağız!”



