
Kızıldere devrimci mücadele tarihimizde dayanışmanın, yoldaşlığın ve faşizmin zulmüne karşı onurlu direnişin en önemli sembollerindendir. “Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik” diyerek ölümü selamlayan Mahir Çayan ve yoldaşları faşist diktatörlüğün devrimcilere uyguladığı zulme son vermek, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ve diğer tüm devrimci, yurtseverlerin idamlarını engellemek için faşizmin zehirli oklarına direndiler, son anlarına kadar çarpışarak halkımızın onurlu mücadele tarihine yiğitliklerini kanlarıyla yazdılar.
Kızıldere salt devrimci ölümsüzlerimizi andığımız bir günden ziyade bize öğrettiklerini tartıştığımız ve 68 kuşağının reformist sol hareketler içerisinden devrimci ve anti-emperyalist bir ileri atılım gerçekleştirmesi ve önderlik misyonunu eline alması, kitlelerde de 71 devrimci kopuşunun etkilerini büyük oranda sağlaması bakımından dersler çıkarmamız gereken tarihsel bir değerdir. Döneme ve dönemin siyasal atmosferine bakacak olursak tüm dünyada bir sosyalizm rüzgarının estiğini görürüz. Türkiye ve T. Kürdistanı’nda da üniversite gençliği başta olmak üzere aydın, ilerici kesimler bu atmosferden etkilenmiştir.
Büyük Ekim Devrimi ile başlayıp Çin ve Küba Devrimleri ile devam eden bir dizi proleter devrimler ve sömürge karşıtı bağımsızlık hareketleriyle dolu tarih 68 kuşağını yaratmış, tüm dünyada sol hareket ivme kazanmıştır. Türkiye’de de büyük devrimci önderlerin, Marksist Leninist Maoist yazarların basılan kitaplarıyla o dönemin aydın- üniversiteli genç toplamında kurtuluşun kızıl bayrağı açılmıştır.
Artan bağımsızlık hareketleri 68 kuşağının en temel özelliği olan anti- emperyalist kişiliğinin oluşmasında etkili olmuştur. Bu dönemdeki belki de en önemli olaylardan biri de Vietnam’da verilen bağımsızlık mücadelesidir. Amerikan emperyalizmine karşı Vietnam’da dalgalanan bağımsızlık bayrağı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de anti- emperyalizm, bağımsızlık, sosyalizm ve komünizm fikirlerini canlandırmıştır.
Verilen gerilla savaşı sonucu yayılmacı Amerikan emperyalizminin bozguna uğratılması halklarda baş düşman emperyalizme karşı nefreti ve mücadele isteğini körüklemiştir. Yine o yıllarda Küba Devrimi’nin önder isimlerinden Ernesto Che Guevara, kendisini öldürmeye gelen askere “Beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Ateş et, korkak! Sadece bir adam öldüreceksin!” diyerek ölümü yüreklilikle ve teslim alınamaz bir iradeyle karşılamıştır.
Dünyaya “ölü Che” olarak servis edilen görselde tüm dünya halklarına gülümseyen Che, 68 kuşağının duvarlarını sadece yıldızlı bereli fotoğraflarıyla değil fikir dünyalarını da emperyalizme karşı savaşma fikri ile doldurmuştur. Che’yi öldürdüğünü zanneden emperyalistler ve onların işbirlikçileri karşılarında milyonlarca Che ile karşılaşmıştır.
Özellikle Mahir Çayan ve yoldaşları Che’nin fikirlerinden, mücadelesinden büyük oranda etkilenmiş ve onun mirasını devam ettirmeye çalışmışlardır. Che’den aldığı miras ile Kızıldere’de çarpışarak ölümsüzleşen Mahir Çayan 11 Ekim 1967’de Che’nin öldürüldüğü haberini okuması üzerine şu şiiri kaleme almıştır.
“Hayır, sevgili çocuk, ağlama
yoldaş için.
Hayır sevgili çocuk, ağlama
Tekrar geri gelecek
Sevgili gerilla.
Sonra bir gün,
Ben özüm,
Ben neşeyim,
Ben hürriyetim,
Özgür Amerika benim vatanımdır,
Eğer ben yarın düşersem,
Diğer Che’ler gelecekler
Dedi.
Benim için ağlayan,
Benim her zaman yaşayacak
Bir rüya olduğumu
Anlamamış demektir.
Diğerleri,
Ölü- canlı,
Kim yapabilirse
Devam etsin
Zafer veya ölüme kadar.
And’ların ayağına
Öz düştü
Ne ateş ne buz
Onu yok edemiyor.
Gerillaların yetiştirdiği
Kandan bir çiçek:
Kırmızısı ve yenilmezliğidir
Hürriyetin.”
Bu şiirle Mahir Çayan sadece Che’nin öldürülmesinden duyduğu acıyı dile getirmemiş, kalanların düşenlerin arkasından ağlamak yerine savaşmaya devam etmesi gerektiğini dile getirmiş ve bağımsızlık için ya zafer ya da ölüm demiştir. Dünyada yaşanan tüm bu gelişmeler yarı-sömürge durumundaki Türkiye’de bağımsızlık fikrini canlandırmış, tarihe geçecek birçok devrimci hareketin oluşumunda etkili olmuştur.
Özellikle bu kuşağın eylemlerine baktığımızda halkların baş düşmanı emperyalizme karşı amansız bir direniş olduğu görülür. 68 kuşağının en çok ses getiren eylemlerden biri Komer’in arabasının ODTÜ’de yakılmasıdır. 6 Ocak 1969’da ODTÜ’yü ziyarete gelen 2. Paylaşım Savaşı’nda görev almış, Vietnam’da 10 binlerce insanı katletmiş bu nedenle “Vietnam Kasabı” olarak anılan ve Türkiye’nin ABD büyükelçiliğine atanmış Komer’in arabası ODTÜ’lü devrimci öğrencilerce yakılmış, Amerikan emperyalizminin ve onun yerli işbirlikçisi faşist Türk devletinin halk düşmanlığı teşhir edilmiştir. Aynı şekilde 6. Filo eylemleri de Amerikan emperyalizmine karşı duruşun sembollerindendir. “Kahrolsun emperyalizm”, “Yankee go home” sloganlarıyla dalga dalga yayılan 6. Filo eylemleri, eyleme katıldığı gerekçesiyle üniversite öğrencisi Vedat Demircioğlu’nun yurt odasının penceresinden atılarak katledilmesi ile daha da alevlenmiş ve büyük bir öfkeye dönüşmüştür.
68 kuşağının ilk devrim şehidi verilmiş, Ruhi Su’nun “Demircioğlu bir değil/ Halkımız gibi çoğul/ Geliyor çağıl çağıl” dizelerinde ifade ettiği gibi Vedat’ın tohum olup düştüğü topraktan binlercesi filizlenmiştir.
Sadece kendi halklarının değil tüm dünya halklarının bağımsızlık mücadelelerinin yanında olmuş ve bağımsızlık için silahlı mücadelenin kaçınılmaz olduğunun bilincinde olan gençlik, bugün dahi acısı dinmeyen, Filistin halkının özgürlük mücadelesine katılmış, birebir çarpışarak diğer halklarla birlikte emperyalizme direnmiştir.
Türkiye devrimci hareketi tam olarak kızışmış ve yeni bir dünyanın mümkünatı daha da artmışken 12 Mart Muhtırasının verilmesi ile devrimci önderler başta olmak üzere tüm sol, devrimci, demokrat ve ilerici kesimlere yönelik insanlık dışı baskıların arttığı bir döneme girilmişti.
Devrimciler birer birer tutuklanıyor, faşizmin zulmü gittikçe boyut atlıyordu. Ancak, bu devrimci gençliğin devrim için silahlı mücadeleden vazgeçmesine ve ricat etmesine sebep olmamış, tersine halkın yaşadığı baskı ve zulümlerin artmasıyla doğru orantılı olarak eylemlerin hız kazanmasına yol açmıştır. Muhtıranın verilmesinden sadece 1 ay sonra Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı önderliğindeki THKPC savaşçıları İsrail başkonsolosu Efraim Elrom’u kaçırmış ve tutuklanan tüm devrimcilerin serbest bırakılması talebini dile getirmiştir.
THKPC tarafından “1 Mayıs Harekatı” olarak adlandırılan bu eylem Amerikan emperyalizminin Orta Doğu’daki kuklası İsrail siyonizmine karşı devrimci bir tavırdı.
İpleri Amerika’nın ellerinde olan faşist Türk devleti ise bu eyleme cevabını kendi halkına balyoz olup vermiştir. Büyük bir harekat başlatılmış, kaçırmadan sorumlu olanların ve onlara yardım edenlerin idamla cezalandırılacağı duyurulmuştur. İsteklerin karşılanmaması ve baskıların daha da şiddetlenmesi üzerine Elrom öldürülmüştür.
Bu dönemde Amerikan emperyalizminin uşağı Türk devletindeki hükümet Mahir Çayan ve yoldaşlarına yönelmiş, kana susamış bir şekilde canlarının peşine düşmüştür. İstanbul Maltepe’de çıkan çatışmada Mahir Çayan’ı öldürdüğünü düşünerek onun kardeşi gibi sevdiği yoldaşı Cevahirini öldürmüştür.
Mahir Çayan kendini vurmuş ancak solak olması nedeniyle yaralı bir şekilde düşmanın zindanına düşmüştür. Ancak, devrimci irade ve dayanışmanın büyütülmesiyle faşizmin zindanları yıkılmış, ölümü göze alan devrimciler Deniz’lerin idamını durdurmak için Tokat/Niksar’ın Kızıldere köyünde sonlanacak yolculuğa çıkmışlardır.
71 silahlı devrimci çıkışının önderleri birbirleriyle kıyasıya bir ideolojik mücadele yürütürken aynı zamanda devrimci dayanışma ve siper yoldaşlığını büyütmeyi de bilmişlerdir.
71 çıkışının komünist yüzü İbrahim Kaypakkaya, 31 Mayıs 1971’de Nurhaklar’da THKO savaşçıları Kadir Manga, Alparslan Özdoğan ve Sinan Cemgil’i ihbar ederek katledilmelerine neden olan Kürecik’e bağlı Kahyalı köyü muhtarı Mustafa Mordeniz’in peşine düşmüş ve devrimcilere karşı işlediği suçu nedeniyle cezalandırmıştır.
Devrimci siper yoldaşlığı ve dayanışması, 71 devrimci önderlerinde bir karakter ve devrimci yaşam tarzı olarak karşılık bulmuştur.
Kızıldere 10 devrimcinin devletle çarpıştığı bir gün değildir. Kızıldere Amerikan emperyalizmine ve onun halkları sömürmesine karşı oluşan öfkenin devrimci dayanışma ile bütünleşerek dışa vurulmasıdır.
Emperyalist güçlerin kuklası konumundaki devlet 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, 30 Mart’ta Mahir Çayan ve yoldaşlarını, 18 Mayıs 1973’te Amed de komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı, halkın evlatlarını, emperyalizme ve siyonizme karşı savaş açtıkları için, bile isteye öldürmüştür.
Bugüne baktığımızda değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. 7-8 Temmuz’da halkların katili NATO Ankara’da bir zirve gerçekleştirecek. İnsanlığın yere battığı “zirve”lerine engel olmak isteyen, karşı ses çıkaran devrimciler susturulmaya, bastırılmaya çalışılıyor.
68 devrimci gençliğinin, emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine karşı 6. Filoyu denize döken eylemlerini, Deniz, Mahir ve Kaypakkaya’dan devraldığımız mirası omuzlayarak ,1 Mayıs’a gidilen süreçte baskıların daha da artacağını biliyor ve mücadeleden bir an bile geri durmayacağımızı yineliyoruz.
Kızıldere bize pek çok değer bıraktı. Bunlardan biri de emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı amansız direnmektir. Aldığımız bu değerle direnişimizi ve devrimci dayanışmamızı büyütecek, NATO’yu topraklarımızdan kovacağız. Kızıldere tek olmadığı gibi son da olmayacak.
Bizim tarihimiz böyle direnişler ve yiğitliklerle doludur.
İbrahim Kaypakkayalar, Mahirler, Denizler, Mazlum Doğanlar ve adını sayamayacağımız kadar fazla isim vardır onurlu tarihimizde. 30 Mart 1971 Kızıldere Katliamında can veren önderleri, siper yoldaşlarımızı andığımız bugünde tüm devrim ve komünizm şehitlerini saygıyla anıyoruz.
Onların mücadeleleri sadece kitaplarda okuduğumuz tarihsel mirastan öte bizim yol haritamız, pusulamızdır. Mücadelemize yönelik saldırılar ister dıştan gelsin ister içten bizler ser verip sır vermeyenlerin, faşist diktatörlükle korkusuzca dövüşenlerin ardılları olarak teslim alınamaz irademizle devrimci dayanışmamızı büyütüyor, emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı ortak mücadelemizi örüyoruz.
Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın; Emperyalizm yenilecek, mücadelemiz kazanacak!



