EmekGüncel

EMEK | Mehmet Türkmen Neden Tutuklandı?

"Antep’te yaşanacak işçi ve halk hareketlerinin kitleselleşmesi ve büyümesi faşizmin işine gelmiyor. Bu noktada da her yerde olduğu gibi baskı, grev yasakları, gözaltı ve tutuklamalar devreye giriyor"

Devletin işçilere, emekçilere, halka saldırıları grev ve eylem yasaklarıyla; baskı gözaltı ve tutuklamalarla sürüyor.

Son olarak, Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, işçilerin eyleminde yaptığı konuşma nedeniyle tutuklandı.

13 Mart’ta Antep Başpınar OSB’de Sırma Halı fabrikasında işçilerin hak arama eylemlerine destek için giden Türkmen burada bir konuşma yapmıştı. 16 Mart’ta gözaltına alınıp mahkemeye çıkarılan Türkmen, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla tutuklandı. Türkmen eylemdeki konuşmasında, “Bu memlekette patronsanız, zenginseniz; işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değil” demiş, Sırma Halı patronunun babasına ait Şireci Tekstil’de iş kazasında iki kolu kopan işçi Murat Doğan için patronlara ceza verilmediğini hatırlatmıştı.

Yaptığı konuşma, patronları ve iktidarı rahatsız etmiş olacak ki, onu susturmak için hızlıca tutukladılar. Hatırlanırsa, Türkmen geçtiğimiz yıl da keyfi bir şekilde tutuklanmıştı.

Antep Valiliği’nin eylemleri yasaklamasına rağmen bu yasağı tanımayan işçilerin eylemde olduğu dönemde Türkmen, 17 Şubat 2025’te “suç işlemeye tahrik” ve “iş ve çalışma yaşamının ihlali” suçlamasıyla tutuklanıp 36 gün hapishanede tutulmuştu.

 Antep, işçi direnişleriyle ön planda!

Antep özellikle son yıllarda işçi direnişleri ve mücadeleleri açısından önemli bir kent durumundadır. Ağırlaşan çalışma koşullarına, hak gasplarına, iş cinayetlerine, ağır yaralanmalara ve uzuv kayıplarına karşı işçiler direnişe geçerek, kimisi kazanımla sonuçlanan, kimisi de dersler çıkarılacak önemli mücadele pratikleri sergilemişlerdir.

2023 yılında Antep Şireci Tekstil’de insanca bir ücret talebiyle başlayan direniş kazanımla bitmişti.

2024 yılında ise Antep’te Selçuk İplik, Zafer Tekstil, Kimpack, Key Mensucat, Milat Halı, Burteks, Bulut Tekstil, Yasin Kaplan, Alka Polyester ve Melike Tekstil işçilerinin direniş, mücadele ve grevlerine sahne oldu.

On binlerce işçinin katıldığı bu direniş ve mücadele pratiklerinin çoğu kazanımla sonuçlanmıştı.

2025 yılında da Ender Alüminyum, Özkaplan, Alka Polyester, Ufuk Halı, Durkar, Bade Halı, Barem Ambalaj, Yalçın Kardeşler, Bellatex, Selçuk İplik, Has Çuval, Grand Halı, Gür İplik, Evize Halı, Şireci, Çelikaslan, Bulut Sentetik, Kaplanser, Lotus İplik ve Bulut Tekstil’de işçiler mücadele yolunu tutmuş, bazı direnişler kazanımla bitmişti.

Ve 2026 yılına geldiğimizde, Antep işçi ve emekçilerinin hareketlendiği bir dönemde iktidar, korkutma ve sindirme amacıyla bir sendikacıyı tutukladı! Amaç; hem işçi ve halk hareketlerinin büyümesinden çekinildiği için hem de patronların keyfi bozulmasın, işçileri ve emekçileri daha rahat sömürebilsinler, daha rahat bir şekilde iş cinayetlerinde katledebilsinler diye!

 Sadece Antep’te son on üç yılda 555 iş cinayeti!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayınladığı rapora göre Antep’te 2013 yılından bu yana en az 555 işçi iş cinayetlerinde katledilmiştir!

2013’te 29, 2014’te 29, 2015’te 33, 2016’da 34, 2017’de 34, 2018’de 50, 2019’da 49, 2020’de 58, 2021’de 55, 2022’de 41, 2023’te 27, 2024’te 60, 2025’te 45 ve 2026’nın ilk iki ayında 11 işçi iş cinayetlerinde yaşamı yitirdi.

Rapora göre iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımında ilk sırada 122 ölümle inşaat ve yol işkolu yer alırken, tarım ve ormanda 102 işçi, taşımacılıkta 66 işçi, tekstil ve deride 64 işçi hayatını kaybetti.

Antep, çocuk işçilerin iş cinayetlerinde katledilmesinde de ön plana çıkıyor. Son on üç senede 14 yaş ve altında 24, 15-17 yaş grubunda 25 çocuk işçi iş cinayetinde katledildi. İSİG raporunda, çocuk işçi ölümlerinin Türkiye ortalamasının neredeyse iki katı, 14 yaş altı çocuklarda ise yaklaşık üç katı olduğu belirtildi. Bu tablo, Antep başta olmak üzere bölgenin ucuz işçi cennetinin merkezi haline getirildiğinin kanıtıdır.

Antep’te iş cinayetlerinin yanısıra ölümle sonuçlanmayan iş cinayetlerinin vardığı boyut da dikkat çekicidir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2019 yılında Antep’te 6 bin 48 “iş kazası” yaşandı. İşçilere toplam 75 bin 511 gün iş göremezlik raporu verildi.

2020 yılında bu sayı artarak 7 bin 64’e çıktı. 2021 yılında da artış göstererek 10 bin 188 iş kazası kayıtlara geçti.

İş kazaları her yıl; güvencesiz çalışma koşullarının artması, denetimsizlik ve en önemlisi de patronların bu konularda hiçbir ciddi cezayla karşılaşmamalarından kaynaklı sürekli artış göstermiştir. 2024 yılında iş kazası geçiren kişi sayısı 2019’un neredeyse üç katına, 15 bin 818 kişiye çıkmıştır.

Tabii ki bu veriler sadece sigorta sistemi üzerinde kayıtlı işçileri kapsamaktadır. Antep’in göçmen ve çocuk işçilerin yoğun olduğu bir kent olduğunu da göz önüne alırsak, kayıt dışı olanlarla birlikte rakamlar inanılmaz boyutlara varıyor.

Patronlar daha çok kâr etsin diye fabrikalarda, atölyelerde işçiler ölümüne çalıştırılıyor! Tekstil makineleri işçi kıyım makinelerine dönmüş durumda.

Bütün bunlara rağmen hiçbir patron tutuklanmazken tek bir kişi üzerinden bile örnek vermek gerekirse, işçilerin haklı mücadelelerinde yer alan bir sendikacı birçok kez tutuklanmıştır. TC devleti işçi, emekçi düşmanı karakterini sürekli ve sürekli yeniden üreterek her fırsatta göstermiştir.

Rejim, kendi çıkarlarını ve patronların düzenini korumak için devletin tüm kurumlarını bir baskı aygıtı olarak kullanmaktadır. Ekonomik krizin faturasını ödeyen işçi ve emekçiler, bir yandan da hak gasplarıyla, düşük ücretlerle, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarıyla, iş cinayetleriyle sömürü, sefalet ve yoksulluğa mahkûm ediliyor!

 Halk hareketliliğinin büyümesinden korkuyorlar!

ABD-İsrail’in, İran’a yönelik saldırıları sürerken, İran da bu saldırılara karşılık vermeye devam ediyor. İran molla rejimi, ABD ve İsrail hedefleriyle birlikte işbirliği içinde olan bazı Arap ülkeleri ve NATO üslerini de hedef alıyor.

NATO üyesi olan Türkiye’ye yönelik füze saldırıları da gerçekleşti. İran’dan fırlatılan füzelerden biri NATO savunma sistemi tarafından havada imha edildikten sonra Antep’e düştü.

Her ne kadar söylemde tarafsızmış gibi görünmeye çalışsa da TC devleti, NATO üyesi olarak arka planda ABD ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir.

Antep’in coğrafi olarak sınırda yer alması önemlidir. “İç cepheyi tahkim” hedefinde olan iktidar, özellikle sınır bölgelerinde kendileri açısından “olumsuz”luk teşkil edecek durumların önüne geçmek istiyor. İç cephenin tahkiminde işçi sınıfının sindirilmesi, en küçük hareketinin önüne geçilmesi için he türlü uyduruk gerekçe ile tutuklama yapılıyor/yapılacaktır. Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanması da bunun başka bir örneğidir.

Bu nedenle Antep’te yaşanacak işçi ve halk hareketlerinin kitleselleşmesi ve büyümesi faşizmin işine gelmiyor. Bu noktada da her yerde olduğu gibi baskı, grev yasakları, gözaltı ve tutuklamalar devreye giriyor.

Mehmet Türkmen’in bölgedeki işçiler açısından yıllardır verdiği mücadele ve önemi gözönüne alındığında tutuklanmasında şaşırtıcı bir durum yoktur. İşçileri sindirme, korkutma, geri adım attırma amacıyla devlet saldırılarına bir yenisini daha eklemiştir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu