GüncelMakaleler

HALKIN GÜNDEMİ | Ne Hindistan Devleti ne de HKP(Maoist) İçindeki İhanetçiler, Hindistan Devrimini Bitiremezler!

"Tüm bu değerlendirmeler ışığında baktığımızda HKP(M) açısından bir yenilgi söz konusu değildir. Partinin büyük bir darbe aldığı doğrudur."

21 Mayıs 2025 tarihinde Hindistan’ın Chhattisgart eyaletine bağlı Abujhmad kırsalında HKP(M) gerillalarıyla faşist Hint ordusu arasında çıkan çatışmada HKP(M) Genel Sekreteri Basavaraj (Nambala Keshav Roa) ve 27 savaşçı katledilmişti. Bu kayıp HKP(Maoist) açısından büyük bir kayıp oldu. Partinin tepe noktasında alınan bu kayıpla birlikte HKP(M) kendi içinde bir tartışma yaşandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Basavaraj yoldaşın kaybından sonra art arda alınan darbeler, teslim olmalar, kamuoyunda farklı tartışmaları da beraberinde getirdi.

Basavaraj yoldaş, HKP(M)’nin hem pratik hem de ideolojik önderiydi.  Parti çizgisinin kararlı bir şekilde uygulanması ve parti içinde birleştirici gücüyle önderliği tartışmasız kabul edilen biriydi. Basavaraj yoldaşın katledilmesi parti içindeki dengelerin bozulmasını da beraber de getirdi. Basavaraj yoldaşın kaybını fırsat bilen bir grup tasfiyeci, HKP(M)’yi kendi çizgilerine çekmeye çalıştılar. Bunu başaramadıkları yerde ise gidip düşmana teslim oldular. Bunun ilk adımını atansa eski SB üyesi Mallojula Venugopal oldu. Ekim 2025 tarihinde etkilediği bir grup gerilla ile birlikte Hindistan hakim sınıflarına teslim olan Mallojula, “ateşkes ilan edilerek burjuvaziyle masaya oturma” çağrısı yaptı. Mallojula kamuoyunda ”sonu” olarak biliniyordu. Bu hain, HKP(M) sonunu getireceğini zannederken kendi sonunu getirmiş oldu.

Basavaraj yoldaşın katledilmesinden sonra parti genel sekreterliğine getirilen Hidma yakalanıp katledildikten sonra HKP(M) içindeki önderlik sorunu kendisini daha da hissettirdi.

HKP(M) içindeki ikinci büyük ihanet, 24 Şubat 2026 tarihinde Telangana eyaletinde polise teslim olan Tippiri Tirupathi, Telangana eyalet komitesi sekreteri Bade Chokka Rao ve eyalet komitesi üyesi Nune Narasimha Reddy Partiye ihanet ettiler.

Hindistan devrim tarihinde iç ihanetler daha önce de yaşandı. 1961 yılında HKP içinde boy veren teslimiyetçi ve revizyonist çizgiye karşı komünist kadrolar amansız bir mücadele yürütür. Bu iç mücadelede HKP’nin revizyonist ve teslimiyetçi çizgisine karşı 1964 yılında HKP(Marksist) kurulur. HKP(Marksist) de tavır aldığı revizyonist çizgiden köklü bir kopuş sağlamaz. Silahlı mücadele, ideolojik cephede Sovyetler Birliği ve ÇKP değerlendirmeleri, devrimin yolu ve niteliği konularında revizyonist bir çizgi izler. HKP’ye karşı verilen ideolojik mücadele, HKP(Marksist) karşı da verilir. Bu mücadelede Charu Majumdar başı çekmiştir. Moa Zedung üzerine çalışmalarına ağılık veren Charu Majumdar, “Tarihsel Sekiz Belge” olarak bilinen görüşlerini yazar. Charu Majumdar, devrimde köylülüğün rolü, silahlı mücadele, devrimde partinin rolü, Sovyetler’in değerlendirilmesi, parlamenter yol konusunda görüşlerini netleştirir. Böylece devrime ihanet eden çizgiden köklü bir kopuş sağlanarak, 22 Nisan 1969 HKP(ML) resmen kurulur. Charu Majumdar 28 Temmuz 1972 yılında yakalanır ve katledilir.

Düşman devrimi bitirmek, KP’leri yok etmek için benzer yollar izler. Burjuvazi kendisine karşı mücadele eden güçleri devletin askeri güçleriyle yok etmek için çalışır. Bunu başaramadığı yerde, kullandığı şiddet yolunun yanında, kitle katliamları yapmak, kırsal alanlarda köyleri yakmak, insanları yerlerinden etmek, yargısız infazlarla öne çıkan karoları katletmek, kitle gösterilerine yasak getirmek, hapishaneleri muhalif insanlarla doldurmak vb. tüm bunları ülkemizde yapılanlarla da biliyoruz. Aynı yöntem ve daha fazlası Hindistan’da Maoist güçlere karşı da yapıldı.

Burjuvazinin ikinci izlediği yol ise, parti içinde ihanetçileri devşirerek güvensizlik yaratmak. Teslim olanları TV’lere çıkartarak konuşturmak, devrimin anti-propagandasını yaptırmak. Herkesi teslim olmaya çağırmak. Parti içine ajanlar sokarak, kaşıklıklar yaratmak, parti içinde tartışmalar yaratarak partiyi bölmek, ileri kadroları tespit ettirmek ve ilk fırsatta yok etmek. Birçok komünist parti bunları yakından biliyor ve yaşamıştır. 12 Eylül döneminde de hainleştirilenler mahkemelerde itirafçı oldular. TV’lere çıkartılıp teslimiyete çağıranlar oldu.

HKP(M) içinden çıkan ihanetçilerle birlikte, bu durum bazı tartışmalara da yol açtı. Bu doğaldı, zira dünya Maoist hareketi, HKP(M)’den beklentisi fazlaydı. 1969 yılını baz aldığımızda 53 yıllık bir partinin ardarda bu kadar büyük kayıp almaması gerekirdi. Düşmanın yoğun bir saldırı içinde olduğu biliniyor. “Kagaar Operasyonu” adı verilen bu saldırıyla, düşman 60 bin kişilik ordu birlikleriyle HKP(M)’nin yoğun olduğu alanlara aralıksız saldırısı devam ediyor. HKP(M) hem bu saldırılara karşı hem de aldığı kayıpların daha fazla olmaması için bazı önlemleri geliştirmesi gerekirdi.

Bu, bizim eldeki bilgilerle yaptığımız bir değerlendirmedir. HKP(M) elbette tüm bu yaşananlarla ilgili Maoist hareketlere ve ezilen dünya halklarına gerekli açıklamayı yapacaktır. Bu bir beklentinin de ötesinde yaşanmış bir deneyimin aktarılması açısından da gerekli ve önemlidir.

Buna karşı anti Maoist güçler, bilinen eleştirilerini Maoizm ve halk savaşının yanlışlığı üzerinden kurgularken, bazı çevreler ise sınıf mücadelesini tümden ret ederek, “halkın iki ateş arasında bırakıldığı” üzerinden, düzen içi sınırlara sıkıştırılmış bir mücadele önererek HKP(M)’yi mahkum etmeye çalıştılar.

İktidar mücadelesinde devrim her zaman düz bir rotada ilerlemez. Genel bir ifadeyle, sınıf mücadelesinde her zaman inişli çıkışlı dönemler olacaktır. Mao, Çin Demokratik Halk Devrimi mücadelesinde, halk savaşının genel stratejini belirlerken, “stratejik savunma dönemi, denge dönemi ve stratejik saldırı dönemi” olarak devriminin hangi aşamalardan geçeceğini belirledi. ÇKP, bu stratejiye uygun olarak yürüdü ve iktidarı aldı.

Subjektif güç dengesi savaşın gidişatını belirlemede önemlidir. Savaşın genel kurmayı olarak parti, mücadelenin hangi yolda ilerleyeceğini tahlil etme ve önderlik etmede kilit bir yerde durur. Yüz binlerce kitleyi etrafında toparlayan bir parti, doğru bir çizgiye sahip değilse, mücadelenin bir aşamasında yolunu şaşırır ve daha fazla ilerleme kaydetmez. Böyle bir durumda ya geriye düşer ya düşman tarafından yenilgiye uğratılır ya da marjinal bir duruma düşer.

Doğru bir çizgi, her zaman belirleyicidir. Doğru bir devrim stratejisine sahipsen, komünist parti süreç içinde ilerler, kitleselleşir ve devrimi gerçekleştirir.

HKP(M)’nin 2025 yılından bu yana yaşadığı gelişmeleri bu minvalde değerlendirmek gerekir. HKP(M), öncesi olan HKP(ML) kurulduğu 22 Nisan 1969’dan bu yana aralıksız olarak Hindistan gerici güçleri tarafından saldırıya maruz kalmıştır. HKP(ML) kurucusu Charu Majumdar, 28 Temmuz 1972’de yakalanır ve katledilir.

1998 yılında HKP(ML)(Parti Birliği) ve HKP(ML) (Halk Savaşı) birleşerek HKP(M)’yi kurdu. Daha da güçlenmiş ve büyümüş olan HKP(M), ülkenin kırsal alanında önemli mevziler kazandı. Köylüler içinde kitlesel bir güce sahip olan HKP(M), şehirlerde de işçi sınıfı içinde hatırı sayılır bir güç oldu. Bu durum Hindistan devletinin gözünden kaçmadı. Emperyalistlerin de desteğiyle kırsal alanda büyük çaplı saldırlar geliştirildi.

Narendra Modi hükümeti öncesi iş başında olan Manmohan Sing başkanlığındaki hükümet, 2009 yılında HKP(M)’ye karşı büyük bir operasyon başlattı. Bölgenin zengin ormanlarının, su kaynaklarının ve madenlerin olması emperyalistlerin gözlerini bu bölgeye dikmesini geciktirmedi. HKP(M)’nin bu bölgeden temizlenmesi için emperyalistlerin de desteğiyle bu operasyona ”Yeşil av operasyonu” adı verildi. Operasyonda 644 köy boşaltıldı, yüz binlerce köylü sürgün edilmiş, yüzlerce insan hayatını kaybetti.

Ocak 2024 başlatılan ”Kagaar Operasyonu”, 2009 yılında yapılan ”Yeşil av operasyonu”nun devamıdır. Hindistan devleti bu operasyonla, Mart 2026 tarihinde HKP(M)’yi bitireceğini ve kırsalda Maoistlerin hakimiyetine son vereceğini açıkladı. Yaşananların 2009 yılında başlayan ve aralıksız süren operasyonlardan bağımsız ele almamak lazım.

HKP(M) içinden çıkan bazı ihanetçiler, devrime ihanet ederek düşman saflarına geçtiler. Burada dikkat edilmesi gereken, doğru bir değerlendirme yapılmasıdır. Parti içinde çıkan bazı hainlerden hareketle Hindistan devrimi ve HKP(M)’nin bir yenilgi aldığı değerlendirmesi yapmak yanlıştır.

Yenilgi, partinin örgütsel varlığının yukarıdan aşağı dağılması, silahlı güçlerin tamamen ya da büyük oranda yok edilmesi, parti komitelerinin dağılmış olması ve nihayetinde merkezi varlığının sona ermesidir. Bu, devrim öncesi partinin yenilgisidir. Buna ayaklanma ve devrim sonrası alınan yenilgileri de ekleyebiliriz. Rusya’da 1905 ayaklanması bir yenilgiyle sonuçlandı. Lenin, buna “devrimin yenilgisi” dedi. Çin’de Japonya’ya karşı savaşta ve iç savaş döneminde kurtarılmış bazı alanlarda lokal yenilgiler alındı. Yakın tarih açısından Nepal’de, NPK iktidarı almasına rağmen Praçanda’nın revizyonist ve ihanetçi çizgisi, iktidarı burjuvaziyle paylaşarak devrimin yenilgisini beraberinde getirdi.

Peru’da Gonzalo’nun esir düşmesinden sonra Peru Komünist Partisi içinde başlayan tartışmalar, partinin dağılmasına yol açtı ve Peru devrimi, yenilgi aldı.

Keza, ulusal hareketler, Kolimbiya’da, Meksika’da, İrlanda’da, İspanya’da “barış” hayalleriyle burjuvaziyle masaya oturarak kaybettiler ve ulusal devrimler yenilgiye uğradı.

Sosyalist ve demokratik bir dizi ülkede, devrimler yenilgi aldı. Lenin’in “geriye dönüşler her zaman bir tehlike olarak vardır” tezi, Mao’nun “sosyalizmde kimin kazanacağı hala belli değil, sosyalizmde sınıf mücadelesi süreklidir” tezi, Sovyetler Birliği, Çin, Arnavutluk ve bir dizi ülkede yeni burjuvazi tek tek iktidara gelerek, bu ülkelerde sosyalizm yenilgi alsa da sosyalizm mücadelesi bitmedi. Dünyanın birçok coğrafyasında sosyalizm uğruna mücadeleler devam ediyor.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında baktığımızda HKP(M) açısından bir yenilgi söz konusu değildir. Partinin büyük bir darbe aldığı doğrudur. Alınan kayıpların önderlik kademesi bakımından kısa sürede yerleri belki de doldurulamayacaktır. Önderliğe getirilen kadroların birikimi ve örgütsel tecrübeleri, daha önceki önder kadrolar kadar olmayabilir. Bu, yıllarca süren bir durum olmayacaktır. HKP(M) kurulduğundan bu yana, kurucu önderleri ve kuramcılar Charu Majumdar ve Kanhai Chtterjee katledildi. Bunlar büyük kayıplardı. Ancak komünist parti sınıf mücadelesinde ısrar ettikçe hem yeni kadrolar çıkarttı hem de sınıf mücadelesinde azımsanmayacak bir düzeye geldi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu