
Filipinler Sahil Güvenlik yetkilileri, Filipinler Silahlı Kuvvetleri (FSK) ve Filipinler’in egemenliğini gösterişli bir şekilde savunan ABD yanlısı senatörlerin Çin karşıtı eleştirileri arasında, ABD Batı Filipin Denizi’nde (BFD) saldırgan ve müdahaleci askeri ve deniz manevralarını aralıksız sürdürüyor. Bu manevralar, ABD ile Çin arasında silahlı çatışmaların patlak verme olasılığını artırmaktadır. Bu da Filipinler’i emperyalistler arası bir savaşın içine sürükleyecektir.
Yılın başında FSK, ABD’nin 15 Ocak’tan 31 Mart’a kadar BFD’de çeşitli faaliyetler yürüteceğini duyurdu. ABD, 2-6 Şubat tarihleri arasında Scarborough Shoal (Bajo de Masinloc) ile Luzon Boğazı’nı kapsayan İkili Bombardıman Hava Devriyesi düzenledi. Bir Avustralya savaş gemisi, 9-10 Şubat tarihlerinde Kalayaan Adaları Grubu çevresindeki sorunlu sularda “yol aldı” ve bu sulara izinsiz girdi, ardından 13 Şubat’ta Zambales’teki Subic Körfezi’ne demirledi.
Avustralya, 14. Çok Taraflı Denizcilik İşbirliği Faaliyeti kapsamında ABD ve Japonya ile birlikte BFD’de tehlikeli manevralara katıldı. Bu arada, Nisan’dan Haziran’a kadar sürecek bir başka yıkıcı savaş oyunu olan Salaknib ve Balikatan (Sabak) için hazırlıklar devam ediyor. Ocak ayından bu yana ABD, Japonya ve Avustralya’nın üst düzey askeri yetkilileri bu faaliyetlere hazırlanmak için Filipinler’e gelip gittiler.
500’den fazla askeri faaliyet
Bahsedilen askeri tatbikatlar, ABD’nin bu yıl Filipinler’de başlatmayı planladığı 500’den fazla müdahaleci faaliyetin bir parçasıdır. Bunlar, ülkenin topraklarında yürütülecek ABD’nin tek taraflı (FSK olmadan) askeri tatbikatlarını kapsamamaktadır. Ayrıca Avustralya ve Japonya tarafından başlatılan tatbikatlar da bu kapsamın dışındadır.
Bu yıl daha sık ve daha büyük çaplı savaş tatbikatlarını gerekçelendirmek için ABD, Çin’in 2027’den itibaren Tayvan’ı yeniden kontrolü altına almak için güç kullanmayı planladığı için 2026’nın kritik bir yıl olduğunu iddia ediyor. Oysa Çin, Tayvan ile herhangi bir “yeniden birleşme”nin barışçıl bir şekilde gerçekleşeceğini defalarca açıklamıştır.
Savaş tatbikatları listesi, 2025 yılının Ağustos ayında, yıllık Karşılıklı Savunma Kurulu-Güvenlik İşbirliği Kurulu toplantısında onaylanmıştı. Bu liste, 16 Şubat’ta düzenlenen 12. Filipinler-ABD İkili Stratejik Diyalog toplantısında yeniden onaylandı ve ABD, Çin’e karşı ülkede daha fazla insansız hava aracı ve füze stoklayacağını duyurdu. Dolayısıyla, ABD’nin BFD’deki manevraları Çin’in varlığına karşı “tepkiler” değil, bölgeyi kızıştırmak için hesaplanmış eylemlerdir.
Aldatıcı “şeffaflık”
FSK ve ABD ajanları, Çin’in BFD’ye “müdahalesini” kamuoyuna duyurarak BFD’de “şeffaflığı” teşvik ettiklerini iddia ederken, Amerikan askerlerinin Filipinler’deki işlere yoğun bir şekilde müdahil olmalarını ve ülkenin stratejik konumlarını ele geçirmelerini kasten örtbas ediyorlar.
Sadece bu Şubat ayında, ABD 2025 yılının Temmuz ayında Filipinler Ordusu Rotasyonel Gücü’nün kurulduğunu duyurdu. Bu operasyonun yanı sıra, esas olarak Luzon’un kuzey ucunda konuşlanmış bir ABD Deniz Piyade Birliği birimi olan Littoral Rotasyonel Gücü-Luzon da faaliyet gösteriyor. 2025 yılının Ekim ayında, bu birimler, birçok Güneydoğu Asya ülkesinin Çin’e karşı resmi bir askeri ittifak kurma girişimini reddetmesinin ardından kurulan bir ABD komutanlığı olan Filipinler Görev Gücü’nün emrine girdi. Amerikan askerleri, ülkede kalıcı bir varlık oluşturmak için bu oluşumda vardiyalı olarak görev yapmaktadır.
Savaş gemilerinin yanı sıra, ABD Güney Çin Denizi ve Filipin sularında (BFD ve adalar arası) okyanus araştırma ve Çin gemilerini gözetleme gemileri de işletmektedir. Bu gemiler, ABD Askeri Deniz Nakliye Komutanlığı’na bağlı “sivil denizciler” tarafından işletilmektedir.
Bunların varlığı, EDCA (Gelişmiş Savunma İşbirliği Anlaşması) kapsamında ilan edilen dokuz “kararlaştırılmış konum”u fazlasıyla aşmaktadır. Bu Amerikan askerleri, sınır ötesi haklara ve korumaya sahiptir. Yerel yasalardan muaftırlar ve işledikleri suçlardan kolayca sorumlu tutulamazlar.
Filipinler’de ABD emperyalistlerinin yağmasının yeni boyutu
Filipinler hükümeti ve ABD, 4 Şubat’ta ülkedeki kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinin madenciliğinde “işbirliğinin geliştirilmesi” için bir anlaşma imzaladı. Hükümet, Washington’da düzenlenen 2026 Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı’na katılırken bu anlaşmayı imzaladı. Filipinler’in yanısıra ABD, 10 ülkeyle de benzer ikili anlaşmalar imzaladı. Anlaşma, bu minerallerin, özellikle nikel, kobalt ve grafitin, bunlara ihtiyaç duyan ürünlerin üretimindeki hızlanmaya paralel olarak ülkede “işlenmesini” amaçlıyor.
Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, elektrikli araçların, yenilenebilir enerjinin, elektronik cihazların ve ileri teknolojinin üretiminde kilit öneme sahip bileşenlerdir. Çin şu anda dünyadaki nadir toprak minerallerinin % 70’ini kontrol etmekte ve küresel kritik mineral arzının % 90’ını işlemektedir.
İkili anlaşmalar, ABD hükümetinin Kritik Mineral Güvenliği Programı’nın bir parçasıdır. Bu program, kaynak zengini ülkelerle yeni bir jeopolitik ittifak kurarken, ABD’nin kritik minerallerin üretimi ve işlenmesinde kapasitesini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Emperyalist ABD, Çin’e karşı dünya çapındaki hakim konumunu stratejik olarak korumayı hedeflemektedir. ABD, dünya çapında hayati kaynaklara erişim ve kontrolünü sağlamak için giderek daha agresif hale gelmiştir. ABD, kritik mineralleri ulusal güvenlik meselesi olarak ele almakta ve bunları geçen yüzyıldaki petrol ile eşdeğer olarak değerlendirmektedir.
Anlaşma aynı zamanda, yabancı yatırımcıları çekerek ve madenciliği “temiz enerjiye geçiş” olarak sunarak ülkede büyük ölçekli madencilik faaliyetlerinin artışını hızlandırmayı amaçlayan Marcos rejiminin programının bir parçasıdır. Rejim, madencilik başvurularının işlenmesini hızlandırmış ve basitleştirmiştir, bu da ABD’nin gündemiyle uyumludur.
Luzon ekonomik koridoru
Filipinler hükümeti, ABD, Japonya ve Filipinler arasında bir ekonomik program olan Luzon Ekonomik Koridoru (LEC) kapsamında, Nisan 2024’te kritik madencilik için ilk anlaşmayı imzaladı. LEC, demiryolları, limanların modernizasyonu, “temiz enerji” ve yarı iletkenler ve tarım için tedarik zincirleri gibi büyük projelerdeki yatırımların koordinasyonunu hızlandırmayı amaçlamaktadır. Bu, ABD emperyalizminin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ve Deniz İpek Yolu’na cevabıdır.
LEC ayrıca ABD şirketlerinin kritik mineralleri serbestçe çıkarmalarını, işlemelerini ve ihraç etmelerini sağlar. Ayrıca, tedarik kaynaklarını ve rotalarını genişleterek ABD tedarik zincirini Çin ve diğer ülkelerin saldırılarından korur.
Ekonomik yönünün ötesinde, LEC aynı zamanda EDCA’yı da güçlendirecektir. LEC, Luzon’u askeri operasyonlarının merkezi haline getirme planının bir parçasıdır ve bu da ülkenin egemenliğini ihlal etmektedir.
Halk üzerindeki etkisi
Yeni imzalanan anlaşma, ulusal sanayileşme, çevre ve yerel toplulukların hakları pahasına ülkenin doğal kaynaklarının emperyalist yağmasının yeni bir dalgasının habercisi.
Filipinler, ülkenin ihraç ettiği en önemli mineral olan nikelin ikinci büyük üreticisidir. Ülke, 170 milyar dolar değerinde 4,8 milyon metrik ton nikel rezervine sahiptir. Bu rezervlerin çoğu Zambales, Surigao del Norte ve Sur, Dinagat ve Palawan’da bulunmaktadır.
Nikel madenciliğinde yaygın olarak kullanılan yöntem, en yıkıcı madencilik türlerinden biri olan açık ocak madenciliğidir. Bu madencilik süreci heyelanlara neden olur ve havayı, toprağı, nehirleri, denizleri ve içme suyu kaynaklarını zehirler.
Anlaşma yürürlüğe girdiğinde, ülkedeki yıkıcı madencilik faaliyetleri artacaktır. Bu da, emperyalist ABD’nin ekonomik, askeri ve jeopolitik çıkarları uğruna, daha fazla çevre tahribatı, zehirli atıkların yayılması, tarım arazilerinin dönüştürülmesi ve tahliye edilmesi, militarizasyonun yoğunlaşması, köylülerin ve yerli halka dönük ölümlerin artması ve daha fazla insan hakları ihlali ile sonuçlanacaktır.



