GüncelMakaleler

ÇEVİRİ | İsrail Ateşkes Anlaşmasını Neden Şimdi Bozdu?

"Gelinen noktada, Amerika'nın Netanyahu'ya doğrudan karşı çıkma konusundaki isteksizliği nedeniyle, İran'a yönelik bir ABD-İsrail saldırısı artık kaçınılmaz gibi görünüyor."

18 Mart sabahı yerel saatle 02:00’de Gazze halkı patlama sesleriyle ve İsrail yönetiminin ateşkes anlaşmasını iptal ettiğini duyurmasıyla uyandı. Diplomasiyi sürdürmeye çalışan Hamas’tan herhangi bir silahlı karşılık gelmedi.

İsrail’in, 19 Ocak’ta yürürlüğe girdiği ilk günden bu yana Gazze’deki ateşkesi ihlal ettiğini ve toplamda yaklaşık 1.000 ihlal gerçekleştirdiğini belirtmek önemlidir. Gazze’yi defalarca bombalamakla, verdiği taahhütlerin büyük çoğunluğunu yerine getirmemekle ve Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını defalarca geciktirmekle kalmayan İsrail işgal güçleri, Gazze’nin sivil nüfusuna yönelik yeni saldırılarına kadar geçen iki hafta boyunca yardım girişini de engelledi.

Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant 9 Ekim 2023’te “Gazze’ye tam bir kuşatma uyguluyoruz… Elektrik yok, yiyecek yok, su yok, gaz yok-hepsi kapalı” demişti. Uluslararası baskı Tel Aviv’i kuşatma altındaki kıyı bölgesine sınırlı yardım girmesine izin vermeye zorlamadan önce haftalarca bu politika uygulandı. Yukarıda bahsi geçen açıklama o dönemde çok dikkat çekmişti, ancak Mart ayı başında mevcut İsrail savunma bakanı aynı politikayı uyguladığında medyanın ilgisi neredeyse hiç yoktu.

Gazze’nin acı çeken halkına hiçbir yardımın ulaşmasına izin verilmediği gerçeği, genellikle gözden kaçırılan çok önemli bir bağlam parçasıdır ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun savaşı sona erdirme vaadi içermeyen yeni bir ateşkes anlaşmasını kabul etmesi için Hamas’a nasıl baskı yapmaya çalıştığını göstermesi açısından önemlidir. Açıkça görülüyor ki “Hamas’a baskı yapma” fikri sadece sivil halkı toplu olarak cezalandırmaktır.

İsrail siyasetinde bölünme ve Netanyahu’nun tuzağı

İlk ateşkes anlaşmasının başından beri İsrail Başbakanı savaşın tamamen sona erdirilmesi vaadinde bulunmayacağını açıkça ifade etmiştir. Ancak imzaladığı ateşkes anlaşması tam da bunu vaat ediyor. Bu nedenle Netanyahu, üç aşamalı anlaşmanın ikinci aşamasında savaşa geri dönme sözü vermeye başladı.

İsrail Başbakanı’nın anlaşmadan dönme ihtiyacının arkasındaki temel neden siyasi kariyerini kurtarma arzusudur. Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının ardından Netanyahu’nun güvenlik bakanı Itamar Ben Gvir iktidardaki koalisyondan istifa ederken, İsrail maliye bakanı Bezalel Smotrich de anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanması halinde onu takip etmekle tehdit etti. İkinci aşama savaşın tamamen sona ermesi ve İsrail güçlerinin Gazze’den tamamen çekilmesi anlamına geliyor.

Netanyahu’nun sorunu, iktidarının neredeyse tamamen kendisine sadık bir grupla birlikte radikal yerleşimci (işgalci siyonist) fanatiklere bağlı olması. Bu grupların her ikisi de Netanyahu’nun hayatta kalması için hayati önem taşımaktadır ancak siyasi olgunluk ve stratejik derinlikten yoksunlar ki bu da İsrail Başbakanı’nın müttefikleri ile istihbarat camiası ve ordu arasında önemli çatışmalara neden oluyor.

Netanyahu, Benny Gantz, Gadi Eisenkot ya da Yoav Gallant’ın görevden alınmasından İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari’nin görevden alınmasına kadar içerideki muhaliflerini teker teker ortadan kaldırdı. Ancak son zamanlarda İsrail başbakanı doğrudan İsrail istihbarat camiasının üzerine gitmeye karar verdi ve Şin Bet şefi Ronen Bar’ı kovma girişimiyle doruğa ulaştı.

İsrail’in iç istihbarat servisi olan Şin Bet’in başkanını görevden alma girişimi nihayetinde Yüksek Mahkeme tarafından yasal olarak engellendi, ancak bu durum Bar’ın kovulmasının peşini bırakmadı. Aynı zamanda başbakana karşı bir iç ayaklanmaya da yol açtı.

Başbakan, iç kriz tırmanırken Gazze Şeridi’ne yönelik geniş çaplı bir hava harekatı başlatmaya karar verdi ve beş saatten biraz fazla bir süre içinde yaklaşık 400 sivilin ölümüne yol açarak ateşkes anlaşmasının sona erdiğini ilan etti. Netanyahu, askeri ve istihbarat birimlerinin başındaki isimlerle birlikte Tel Aviv’deki müstahkem mevkilere ve sığınaklara yerleşti. Ancak İsrail’in yeni Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in “Gurur ve Kılıç” olarak adlandırdığı askeri operasyon duyurusuna rağmen, Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar karşılık olarak tek bir roket bile atmadı.

İsrail Gazze’de geçerli askeri hedefler bulamadığını, bunun yerine sivil hedefleri vurmayı ve tüm aileleri katletmeyi tercih ettiğini gösterdi. İsrail’in operasyonunun en dikkat çekici yönü, stratejik vizyondan tamamen yoksun olması, Hamas liderliği ve kurumlarındaki sivil liderlere suikast düzenlemeyi seçmesi, hatta bunu bir tür başarıymış gibi sosyal medyada övünerek anlatmasıydı. İsrail hava saldırılarının Filistin İslami Cihad’ın Saraya al-Quds sözcüsü Ebu Hamza’yı yakın ailesiyle birlikte öldürmeyi başarması da tamamen tesadüf gibi görünüyor.

Palestine Chronicle’a isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan üst düzey bir Hamas siyasi yetkilisi, bu hamlenin İsrail yönetimi tarafından Hamas’a savaşı sona erdirme taahhütlerinden vazgeçen bir ateşkes önerisini kabul etmesi için baskı yapmak üzere tasarlandığına inandığını ifade etti.

ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ateşkes anlaşmasının birinci ve ikinci aşamaları arasında geçici bir ateşkes karşılığında Hamas’ın elinde kalan bir İsrailli-Amerikalı esir ile diğerlerinin cesetlerinin takas edilmesini öngören bir teklifi masaya koymuştu. Başlangıçta Hamas bu öneriye açık olduğunu ifade etti ve İsrail’in daha sonra ilk anlaşmanın ikinci aşamasını uygulayacağının garanti edilmesi koşuluyla bunu kabul edeceklerini belirtti. İsrail bu öneriyi reddetti.

Benjamin Netanyahu hiçbir zaman savaşı sona erdirmekle ilgilenmedi; bunun yerine, sıkı sıkıya ördüğü iktidar çemberini daha da geliştirirken kalıcı çözümleri geciktirmeye ve dengelemeye çalışıyor. Gazze’ye yönelik saldırı, savaşı sona erdirme sürecini bir kez daha oyalamak ve aynı zamanda Şin Bet şefinin görevden alınmasına yönelik iç muhalefeti susturmak için umutsuz bir girişimdi.

Kamuoyunun dikkatini Gazze ile dağıtmak yerine, Hamas’ın elindeki İsrailli mahkumların aileleri, geride kalan yakınlarının hayatlarını kaybedebilecekleri korkusuyla baskı kampanyalarını bir kez daha tırmandırmaya karar verdi. Hamas’ın İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında bir İsrailli esirin daha öldüğünü açıklamasının ardından öfke daha da arttı.

Donald Trump’ın zayıf liderliği

ABD Başkanı Donald Trump’ın sert adam rolüne rağmen, İsrail ve Siyonist Lobi’ye karşı koyma konusunda Joe Biden’dan daha zayıf olduğunu kanıtladı. Biden yönetimi tarafından çıta zaten düşük tutulmuştu, ancak Trump İsrail’e Gazze Şeridi’ne insani yardımın girmesine izin vermesini bile söyleyemedi.

Washington, Trump’ın şimdiye kadar 12 milyar dolar askeri yardım gönderdiği müttefikinden Gazze’ye yardım geçişine izin vermesini istemek yerine, toplu cezalandırmayı savunmak için Yemen’e karşı fiili bir savaş ilan etti. Yemen’in Ensarullah’ı çok netti, uluslararası hukuka uygun olarak yardımların Gazze Şeridi’ne geçişine izin verilmesi için dört günlük bir süre verdiler.

İsrail Başbakanı, Trump yönetiminin karşı çıkmayı reddettiği “yedi cepheli savaş” ve toprak genişlemesinde “tam zafer” fikirlerine açıkça saplanmış durumda. Bununla birlikte, İsrail’i Benjamin Netanyahu’nun kendisi için tasarladığı kaderden kurtarmaya çalışan ve bazıları açıkça Trump yönetimiyle birlikte çalışan bir Siyonist grup da var gibi görünüyor.

Gelinen noktada, Amerika’nın Netanyahu’ya doğrudan karşı çıkma konusundaki isteksizliği nedeniyle, İran’a yönelik bir ABD-İsrail saldırısı artık kaçınılmaz gibi görünüyor. Bölgenin içinde bulunduğu çıkmaza bir bütün olarak bakacak olursak, Lübnan hala açık bir cephe ve her an alevlenebilir, Suriye belirsizlik ve kaos içinde, bölgedeki tüm büyük devletler ise başlarına gelebileceklere hazırlanıyor. Şu anda hiç kimse güvende değil ve ABD ile İran arasında doğrudan bir çatışma masada görünüyor, ancak asıl soru böyle bir ateş alışverişinin sınırlı kalıp kalamayacağı.

Etraflarındaki kaotik durumu izleyen Hamas, sivil katliamlarına karşılık olarak İsraillilere hemen roket atmamayı tercih etti ve muhtemelen bunun yerine daha etkili bir askeri harekat başlatmak için fırsat kolladı. Netanyahu, içerideki durumun gidişatına bağlı olarak, sadece Gazze ile sınırlı kalmayan saldırı eylemlerini tırmandırabilir ya da sakinleştirebilir.

Bir kez daha geniş çaplı bir kara harekatı başlatılması durumunda İsrailliler büyük bir stratejik hata yapmış olacaklardır.

Kaynak:  https://www.palestinechronicle.com/why-did-israel-collapse-the-ceasefire-agreement-now-analysis/

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu