
1
Kitlelerin mevcut devrimci-demokratik ayaklanması hızla devam ederken, hükümetin baskıcı güçleri, özellikle cesur Kürtlerimizin ve Lurlarımızın yaşadığı küçük kasabalarda katliamlara başvurmuştur.
2
Halk hareketi perspektifinden bakıldığında, bu hareket henüz yeterince ve olması gerektiği gibi büyümemiştir ve diğer sınıfların, toplumsal grupların ve sektörlerin de katılmasına ve zenginleşmesine ihtiyaç duymaktadır.
3
Eğer işçi sınıfı, çiftçiler ve kamu ve özel sektör çalışanları, Kürt ve Türk halkları ve diğer ezilen halklar da katılırsa, şüphesiz son yirmi yılın en büyük hareketlerinden biri olacak ve mevcut hareketin tam teşekküllü bir devrime dönüşerek. Hamenei ve iktidarın çekirdek kadrosunun önderliğindeki yağmacı ve hırsız hükümeti devirme olasılığı yüksektir.
4
Halkın tüm sınıfları ve toplumsal gruplar, ortak çıkarları temelinde birleşebilirler. İran devriminin iki temel talebi, özgürlük ve bağımsızlık talebidir ve bu talepler etrafında sınıfların ortak çizgisi oluşmuştur. Bu birliğin temel sınırları, İran halkının demokratik ve anti-emperyalist devriminin kabulüdür. Dini ve monarşik tiranlığa bağımlı olmamak, ayrıca herhangi bir yabancı emperyalist güce bağımlı olmamak, halkın tüm sınıflarının, sosyal gruplarının ve toplumun çeşitli kesimlerinin birliğinin temel temelleridir. İran Halklarının Devrimci Demokratik Cumhuriyeti’nde halkın sınıflarının ortak bir hükümetinin kurulması, işçi sınıfının, çiftçilerin ve emekçi kitlelerin mücadelelerinin mevcut aşamasının talebidir.
5
Halk sınıfları ve grupları şunlardır: İşçi sınıfı (sanayi işçileri ve kent yarı işçileri), kent içi ve kentler arası çalışanlar (kamyon, otobüs ve taksi şoförleri), çiftçiler, devlet ve özel sektör çalışanları (eğitimciler, sağlık personeli, banka ve diğer devlet daireleri çalışanları), iş adamları ve zanaatkarlar, avukatlar, mühendisler ve doktorlar, özgürlükçü ve yurtsever, egemen güçlere ve emperyalist güçlere bağımlı olmayan insanlar. Küçük ve orta ölçekli sanayi ve ticaret sermayesi sahipleri (pazarlamacılar), kadınlar, bu sınıflara mensup öğrenciler ve ilkokul öğrencileri, sanatçılar ve diğer kültürel gruplar, özgürlükçü, ulusal ve yurtsever sporcular, Kürt, Türk, Beluç, Arap ve Türkmen halkları ile Lor, Bakhtiari ve Kaşkay halkları vb., dini azınlıklar (Bahailer ve diğer din ve mezhep mensupları) ve cinsel azınlıklar vb.
6
Bu aşamada halkın başlıca düşmanları öncelikle Hamenei ve Devrim Muhafızları liderleri ile iktidardaki gerici din adamları ve genel olarak iktidarın çekirdek kadrosudur. Bunlar, yağmacı, hırsız, zimmetine para geçiren, rant peşinde koşan kapitalistler ve tüm kurumların, fabrikaların ve atölyelerin sahipleri ile ülkenin temel sektörleri olan petrol, petrokimya, ulaşım vb. sektörlerin sahipleri ve büyük toprak sahipleridir. Halkın diğer düşmanları ise şu anda büyük bir etkiye sahip olmayan emperyalistlerdir.
7
Şu anda halkın asıl düşmanı olmayanlar, Amerika ve Batı Avrupa emperyalistlerinin ve İsrail’in Siyonist hükümetinin paralı askerleri olan gerici monarşistlerdir.
8
Monarşistlerin kirli rolü açıktır. Şu anki ayaklanmayı veya çoğunluğunu kendi ayaklanmaları gibi göstermek istiyorlar; örneğin Meşhed’deki Hüsrüdî Alikurdi için düzenlenen yas töreninde olduğu gibi, birkaç kişiyi toplantılara göndererek ve özellikle Siyonist ve emperyalist paralı asker medyası olan uluslararası yayın yapan TV’de birkaç slogan atıp bunları abartarak, İran halkının monarşik ve tiran bir hükümet istediği sonucuna varıyorlar. Şüphesiz ki, İran halkının en önemli düşmanlarından biri, Amerika, Batı Avrupa emperyalist medyasının ve İsrail’in suçlu hükümetinin desteğini alan bu monarşistlerdir. Ancak, şu anda halkımızın asıl düşmanı onlar değildir. Günümüzün en büyük ve en önemli düşmanı Velayet-i Fakih rejimidir ve monarşistlere karşı mücadele, Velayet-i Fakih rejimine, Hamenei’ye ve Devrim Muhafızları’ndaki ortaklarına karşı mücadeleye tabi olmalıdır.
9
Bu yozlaşmış ve ahlaksız çeteye karşı mücadelede, siyasi liderleri ve televizyondaki ideologları ile her şeyin monarşiye dönüşle düzeleceğini düşünen kitlelerin katmanları arasında ayrım yapmalıyız. Siyasi liderlere ve ideologlarına karşı mücadelemiz, onları pasif ve izole hale getirmek için bir ifşa mücadelesidir; halka ait katmanlara karşı mücadelemiz ise ikna edici bir mücadeledir. Monarşistlerin gerçekte ne olduklarını, onları takip eden kitlelere her zamankinden daha fazla ve çeşitli yollarla göstermeliyiz. Bu bölünmenin Velayet-i Fakih rejimine karşı harekete vurduğu darbeleri onlara göstermeli ve onları halkın demokratik bir cumhuriyetini kurma arzusuna çekmeliyiz. Şimdiye kadar, gerici monarşistlerin halkın mevcut ayaklanmasına vurduğu en önemli darbelerden biri, monarşistlerin bu ayaklanmayı gasp etme girişimleri nedeniyle Kürt ve Türk halkının mücadeleye katılmayı reddetmesidir.
10
Kürt ve Türk halkımız, Beluç halkı gibi, mücadeleye gerektiği gibi henüz katılmadılar. Bunun nedenlerinden biri de monarşistlerin kirli propagandası ve sloganlarıdır.
11
İran’da anayasal monarşi olasılığı yoktur. İran, ekonomik olarak emperyalistlerin egemenliği altında olan bir ülkedir ve eğer siyasi egemenliklerinin altına girerse ve monarşistlerin iktidara gelmesi için oy kullanırlarsa, İngiltere veya Danimarka emperyalizmi gibi ülkelerdeki gibi anayasal monarşi değil, kraliyet tiranlığı kuracaklardır. Bunun yanı sıra, İran halkı ilerlemek ve kendi devrimci demokratik cumhuriyetini kurmak istiyor. Demokratik cumhuriyet, modern ve gelişmiş bir siyasi sistem biçimidir.
12
Kitlelerin baskı güçleriyle çatışmaları büyük önem taşımaktadır. Baskı devam ederse ve kitleler baskıcıları vurmaya meyilliyse, kitlelerin elindeki taşlar silaha dönüşür.
Bu, bu mücadelelerin gerekli ve kaçınılmaz bir sürecidir. Bu çatışmalarda kitleler ve gençler öne çıkıp saldırıya geçerler. Çok önemli ve kilit öneme sahip ve popüler hale gelebilecek bir slogan şudur: “Silahlandığımız gün vay halinize.” Ve bu slogan “Silahlanmalıyız” olarak da değiştirilmelidir.
Baskı, kitlelerin silahlanmayı düşünmesine neden olur ve olmuştur.
Maoist Kızıl Yol Grubu İran
15 Dey 1404
(4 Ocak 2026)
Açıklama: Bu çeviri İran Maoist Kızıl Yol Grubu’nun sitesinde yayınlanmıştır. İran’da yaşanan gelişmelere ve halk hareketine yönelik bu değerlendirmeyi Özgür Gelecek okurları için çevirdik. Başlık tarafımızdan atılmıştır.
Kaynak: https://mlmiran.blogspot.com



