
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, Amed, Batman, Hakkari ve İzmir’de düzenledikleri eylemlerle, gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormaya devam etti. Her hafta farklı kayıp vakalarına dikkat çeken eylemler bu hafta da yapılan açıklamalarda, 90’lı yıllarda devlet eliyle gerçekleşen kayıpların aydınlatılmadığı, faillerin cezasızlık zırhı ile korunduğu ve bugüne kadar ciddi bir adım atılmadığı vurgulandı.
Hakkari’de 166’ncı hafta eylemi: ‘Gözaltında kaybetme devlet politikasıydı’
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, Yüksekova’da düzenledikleri 166’ncı haftalık eylemde, 1993 yılında kaybedilen Nurettin Turgut’un akıbetini sordu. Eylemde, gözaltında kaybedilmenin bir devlet politikası olduğu vurgulanarak, sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiği ifade edildi.
Basın açıklamasını okuyan İHD Hakkari Şubesi yöneticisi Eren Baskın, “Gözaltında insan kaybetme suçu 90’lı yıllarda bir devlet politikasıydı. Kürt halkı üzerinde korku yaratmak için insanların kaçırılıp öldürülmesi yöntemine başvuruldu. Binlerce insan gözaltına alındı ve bir daha haber alınamadı. Bu politikaya karşı annelerimiz, ailelerimiz ve destekçilerimiz 30 yıldır güçlü bir şekilde seslerini yükseltiyor” dedi.
Nurettin Turgut’un ailesi de eylemde söz alarak, 31 yıldır oğullarının kemiklerini bile bulamadıklarını, faillerin ise hala serbest olduğunu belirtti. Turgut’un kardeşi Hasan Turgut, “Devlet yetkilileri bugün çıkıp geçmişle yüzleşeceklerini söylüyorlar ama gerçek anlamda bir adım atmıyorlar. Yargı bağımsız olsaydı, adalet işleseydi biz bugün burada değil, Nurettin’in mezarı başında olacaktık” dedi.
Amed’de 840’ıncı hafta
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 840’ıncı haftasında 1997 yılında gözaltında kaybettirilen Fikri Özgen’in akıbetini sordu. Eyleme Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Adalet Kaya da katıldı.
Kaya yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 90’lı yıllarda işlediği insanlık suçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurguladı. “Devletin 90’lı yıllarda işlediği suçlarla yüzleşme zamanı geldi. Failler yargılanmalı, kayıpların ailelerine onarıcı adalet sağlanmalı. Eğer gerçekten geçmişle yüzleşmek istiyorsak, öncelikle kayıplarımızın akıbetini öğrenmeli, onların faillerinin adalet önüne çıkarılmasını sağlamalıyız” dedi.
Fikri Özgen’in oğlu Nevzat Özgen de konuşmasında, kayıpların sadece ailelerin değil, tüm toplumun yarası olduğunu belirterek, “Barış ve demokratik toplum çağrısı önemlidir. Ama bunun için ellerin tetikten çekilmesi gerekir. Bu tek taraflı olmamalı. Yıllardır adalet için mücadele ediyoruz ama ne failler yargılandı ne de kayıpların kemiklerine ulaşabildik. Bu ülke, kayıplarının mezarlarını bulmadan barışı sağlayamaz” ifadelerini kullandı.
Batman’da 676’ncı hafta: ‘Tarih, bu suçları unutmayacak’
İHD Batman Şubesi’nin düzenlediği 676’ncı hafta eyleminde, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için mücadeleye devam edileceği vurgulandı. Halepçe Katliamı’nın da anıldığı açıklamada, Kürt halkının yıllardır baskı ve zulme maruz kaldığı ifade edildi.
Batman’daki eylemde konuşan kayıp yakını Zeynep Karatay, “Bizim için her hafta aynı acıyı yaşamak demek. Babalarımız, kardeşlerimiz, çocuklarımız ellerimizden alındı. Onları bulmak için yıllardır çabalıyoruz. Ancak devlet, bırakın kayıplarımızı açıklamayı, failleri korumaya devam ediyor. Tarih bu suçları unutmayacak, biz de unutturmayacağız” dedi.
İzmir’de Hasan Ocak anıldı
İHD İzmir Şubesi’nin düzenlediği eylemde, 1995 yılında gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın hikâyesi anlatıldı. Ocak, 21 Mart 1995’te İstanbul’da gözaltına alınmış, haftalarca haber alınamamış ve ağır işkence izleriyle dolu bedeni 55 gün sonra kimsesizler mezarlığında bulunmuştu.
Basın açıklamasını okuyan İHD İzmir Şubesi yöneticisi İslam Arpat, “Hasan Ocak’ın annesi, yıllarca oğlunun faillerinin yargılanmasını talep etti ancak devlet bu suçu da cezasız bıraktı. Bu ülkede kaçırılan, kaybedilen binlerce insan var ve biz, hepsinin akıbetini sormaya devam edeceğiz. Bütün kayıpların akıbeti açıklanmalı, mücadelemiz devam edecek” dedi.
Tüm kentlerde eylemler, basın açıklamalarının ardından oturma eylemi ve alkışlarla sona erdi.