
Engelliler Komisyonu Eşsözcüsü adına Hatice Betül Çelebi’nin yaptığı açıklamada, “Eğitimden sağlığa, kent yaşamından sosyal politikalara kadar pek çok alanda otistikler ve tüm engelliler erişilemez, parçalı ve dışlayıcı bir sistemin içinde var olmaya zorlanmaktadır. Eğitim hakkı kâğıt üzerinde kalmakta; kapsayıcılık söylemde var olurken, pratikte ayrıştırma sürmektedir. Yetersiz öğretmen istihdamı, kalabalık sınıflar, bireysel farklılıkları gözetmeyen müfredatlar ve piyasa odaklı hizmet anlayışı var olan eşitsizlikleri derinleştirmektedir.
Otizmi bir “bozukluk” olarak tanımlayan anlayışın kendisi ayrımcılığın en görünür biçimlerinden birisidir. Çünkü bu dil; farklılığı değil, norm dışı olanı sorun olarak gören, insanı tek tipe indirgeyen bir bakış açısını hergün yeniden üretir. Oysa otizm bir eksiklik değil insanlığın nöro-çeşitliliğinin doğal bir parçasıdır. Sorun, otistikler ve otistik tavır değildir; onları dışlayan, bastıran ve dönüştürmeye çalışan toplumsal, siyasal ve kurumsal yapılardı” şeklinde başlayan sözleri ile Otizmi bir “bozukluk” olarak tanımlanması ve bu şekilde ayrımcılığın yapılamsına itiraz ettiklerine dikkkat çekti.
Çelebi, “İhtiyaç duyulan yaklaşım; otistiklerin özerkliğini, özgünlüğünü ve toplumsal katılımını esas alan kamusal politikaların hayata geçirilmesidir. Bu kapsamda eğitim sisteminden kent planlamasına kadar her alanda evrensel tasarım ilkeleri benimsenmeli; fiziksel, dijital, duyusal ve iletişimsel erişilebilirlik bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Otistikler adına konuşma, karar alma ve politika üretme hakkı doğrudan otistiklerin ve ailelerinindir. Bu irade yok sayıldığında ortaya çıkan her politika eksik, yanlı, yanlış ve ayrımcı olmaya mahkûmdur. Gerçek dönüşüm, öznelerin söz ve karar sahibi olduğu demokratik süreçlerle mümkün olacaktır” Otistiklerin dikkate alınması ve o şekilde politika yapılması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada son olarak,
“Bizler için, 2 Nisan Otizm Günü farklı olanı toplumdan uzaklaştıran, görünmez kılan anlayışa karşı bir itiraz günüdür. Ayrı kurumlar yerine birlikte yaşamı, dışlama yerine kapsayıcılığı, merhamet yerine adaleti savunuyoruz.
Unutulmamalıdır ki erişilebilir olmayan kentler, krizler, yoksulluk ve şiddet ortamları en çok otistikleri ve engellileri etkilemektedir. Bu nedenle afet ve kriz politikaları dahil tüm politikalar nöro-çeşitliliği gözeten bir perspektifle yeniden inşa edilmelidir.
Toplumsal dönüşüm yalnızca fiziksel düzenlemelerle değil, zihniyet değişimiyle mümkündür. Önyargıların, kalıpların ve tek tipçi normların yerine kabulü, anlamayı ve çoğulluğu koymak zorundayız. Her bireyin kendini ifade etme hakkı vardır ve iletişim yalnızca sözle sınırlı değildir. Otistikler için alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri eşit yurttaşlıklarının temel unsurlarındandır.
Bugün çağrımız açıktır: Yardım değil hak, merhamet değil adalet, uyum değil kabul istiyoruz. Farklılıklarımız bir tehdit değil insanlığın zenginliğidir. Otistiklerin özgürleşmesi demokratik, eşitlikçi ve barışçıl bir toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Hatice Betül Çelebi
Engelliler Komisyonu Eşsözcüsü”



