GüncelMakaleler

DENEYİM | Bir Kampanyanın Ardından Akılda Kalanlar…

Yürüttüğümüz her faaliyetin kolektif bir değerlendirmesini yapıyor oluşumuz örgütlü faaliyetimizin de niteliğini ileri taşımaktadır.

İşçi-Emekçi Birliği, işçi sınıfı ve emekçilerin, ağır sorunlarına, sefalet ve yoksulluğa, esnek ve güvencesiz dahası örgütsüz çalışma rejimine karşı sürdürdüğü mücadeleyle buluşmaya ve ona sosyalist-devrimci bir bilinç taşımaya çalışan devrimci-demokratik bir güç birliğidir.

Birlik faaliyetlerinin gündemini işçi sınıfı ve emekçilerin verili politik düzlemde en güncel/yakıcı sorunları etrafında yürütme gayreti içinde. Bir yandan bu kapsamda politik ajitasyon ve propaganda-örgütlenme çalışması sürdürürken buna paralel bir şekilde süregelen işçi direniş ve eylemleriyle de güçlü-sıkı bir ilişki kurma gayretinde.

Bu dönem içinde, 2 Kasım 2025’te Kadıköy’de “Emperyalist savaşa, kapitalist sömürüye, yağmaya karşı İşçi-Emekçi Buluşması” kapsamında çıkardığı bildiri, afiş ve pankartlarla İstanbul’un dört bir yanından yaklaşık 1,5 ay boyunca yaygın bir şekilde işçi sınıfı ve emekçilere sesini ulaştırdı.

Akabinde bu çalışmanın ikinci etabında da 13 Kasım günü İş Kurumu İl Müdürlüğü Tophane önünde “Sömürü Rant Talan Savaş Düzenine Karşı Birleşelim! İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret için mücadeleye!” şiarıyla bir açıklama gerçekleştirdi.

Asgari ücreti merkezine alan çalışma kapsamında çıkarılan binlerce bildiri işçi havzalarında, Metrobüs çıkışlarında ve Kadıköy, Mecidiyeköy gibi merkezi yerlerde işçi ve emekçilere ulaştırıldı. Buna paralel çıkartılan afiş ve pankartlarda yaygın bir şekilde yapıldı. Çalışma kapsamında bir başka açıklamada “Sömürü, Rant, Talan, Savaş düzenine karşı birleşelim! İnsanca yaşamaya yeten asgari ücret için mücadele edelim” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlendi.

Asgari ücret açıklanır açıklanmaz 24 Aralık günü Cevahir AVM önünde “Örgütlü İşçiler Yenilmezler; Sefalet Ücretini kabul Etme,  Diren, Örgütlen” şiarıyla da bir eylem gerçekleştirdi.

Asgari ücrete yapılan artışın resmi kurumların açıkladığı sefalet koşullarının bile altında kaldığı bir gerçek.

Bu tabloya işçi sınıfı ve emekçilerden de tepkiler gecikmedi. Bu tepkilerin önümüzdeki aylarda özellikle de TİS görüşmelerinde daha fazla artacağına öngörmek mümkün. Buradan hareketle İşçi-Emekçi Birliği asgari ücret, yoksulluk ve savaş gerçekliğini merkezine alan politik çalışmalarını da sürdürme kararı aldı. Önümüzdeki günlerde çalışmalarını bu temelde sürdürecek.

Emperyalistler arasında derinleşen hegemonya mücadelesi bugün için bölgesel ölçekte savaşları da beraberinde getirmektedir. Haksız savaşlar, can kaybı ve nice acının yanı sıra işçi sınıfı ve emekçilere daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik getirmektedir.

Burjuvazi doğrudan savaşa dahil olmadığı yerlerde bile bunu gerekçe göstererek temel hak ve özgürlükleri kısıtlamakta ve kazanılmış hakları da gasp etmektedir. Bunu yaparken milliyetçilik ve şovenizmi de etkin bir şekilde kullanarak işçi sınıfı ve emekçilerin bilincini “vatan-millet sakarya” edebiyatıyla kirletmekte ve sınıf kardeşlerine karşı düşmanlaştırmaktadır.

İşçi-Emekçi Birliğinin yürüttüğü çalışmalarda öne çıkardığı temel hususlardan biri de savaş çığırtkanlığı ve şovenizme karşı işçi sınıfının bilinçlendirilmesi mücadelesidir.

Çalışmalardan Yansıyanlar…

İşçi-Emekçi Birliği’nin yaklaşık beş aydır sürdürdüğü söz konusu çalışmalarda sınıfın ruh haline ve mücadeleye bakışına dair çokça veri açığa çıkmıştır.

Bildiri dağıtımları, afiş ve pankart çalışmaları ile eylem ve etkinlikler sırasında emekçilerin bizlere ve faaliyetlerimize yaklaşımları mevcut tablo hakkında bir fikir vermektedir.

Sözgelimi, özellikle savaş ve asgari ücrete ilişkin bildiri dağıtımlarımıza ilginin faaliyetin yürütüldüğü bölgelere göre farklılık arz ettiğini söylememiz mümkündür. Örneğin Tuzla Tersaneler Bölgesi, Esenyurt, Haramidere veya Cevizlibağ gibi işçilerin yoğun olduğu bölgelerde bildiri dağıtımlarımıza ilgi yoğun olmaktadır. Özelliklede bu bölgelerde bildirilerimiz kısa sürede tükenmektedir.

Diğer yandan Kadıköy, Mecidiyeköy vb. yerlerde ise ilgi daha az olmaktadır. Her bölgenin bu alanlardaki kitle çalışmasının kendi özgün özellikleri olmakla birlikte işçilerin kendi sorunlarına daha büyük bir ilgi gösterdiğini söylemek mümkün.

Çalışmalarımızda negatif tepkilerle çok az karşılaşırken tanık olduğumuz çoğunlukla umutsuzluk olmaktadır. İşçi-emekçiler yürüttüğümüz çalışmayı haklı bulmakta, kendi sorunlarının dışavurumu olarak görmekte ancak söz konusu taleplerin karşılanacağına yönelik ise zayıf bir umut beslemektedir.

Çoğunlukla bir şeyin değişmeyeceği AKP iktidarının adım atmayacağı yönlü yaklaşımlarla karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Bu tablo, işçi sınıfı ve emekçilerde biriken büyük hoşnutsuzluğa dikkat çekerken aynı zamanda kitlelerin içinde bulunduğu büyük örgütsüzlüğü ve güvensizliği de yansıtmaktadır. Özelliklede sendikal mücadeleye duyulan ciddi bir inançsızlık söz konusudur.

Mevcut sendikalara hakim olan sarı sendikal anlayışın kitlede mücadele azmini ve isteğini zayıflatan bir etki yarattığını gözlemledik. Kuşkusuz en ciddi tepkilerde asgari ücret sürecinde karşımıza çıkmıştır.

Sözgelimi Cevahir AVM önünde ve Bakırköy Özgürlük Meydanında düzenlediğimiz eylemlerde kitlenin yoğun ilgisi ve eylemimize katılımı da buna işaret etmektedir.

Açık ki işçi sınıfı ve emekçiler büyük bir hoşnutsuzluk yaşasa da bu öfkeyi siyasi bir bilince ve örgütlü bir güce dönüştürecek politik özne eksikliği söz konusudur.

Devrimci-demokratik güçlerin, bizlerin, bıraktığı boşluğu sistem ve onun etkisi altındaki sarı sendikal anlayışlar çok hızlı ve güçlü bir şekilde doldurmuştur.

Her şeye karşın değişim hareketin doğasında vardır. Sistemli, istikrarlı bir devrimci politik çalışma ile bu süreci tersine çevirmek pekâlâ mümkündür.

 

Dinamik, Planlı Bir Kitle Çalışması

İşçi-Emekçi Birliği’nin belirlediği gündemler etrafından sürdürdüğü faaliyet örgütlü çalışmamız bağlamında birçok açıdan öğretici ve geliştiricidir.

Belirlenen gündem etrafında kurulan bir söylemin kitlelere belirlenen bir takvim etrafında taşınması adına etkin bir faaliyetin yürütülmesi önemli bir deneyimi açığa çıkarmaktadır.

Her şeyden önce belirlenen süre içinde yürütülecek çalışmanın temel bir gündeminin olması kitlenin de bu söylem etrafından bir araya getirilmesini, bu hususta bilincinin geliştirilmesini ve elbette örgütlenmesinin zeminini yaratmaktadır.

Bugün için bu zemin daha çok devrimci-demokratik güçlerin kendi kitleleri, tabanları veya yakın kesimler olsa da geniş kitlelere de sesleniyor olmak bundan sonrası içinde bir potansiyelin yolunu açmaktadır.

Yürüteceğimiz çalışmanın temel içeriğine ilişkin yaptığımız okumalar, aldığımız çalışmalar da bu noktada faaliyetçilerde bir birikimin daha hızlı oluşmasını sağlamaktadır. Yaygın kitle çalışması, kadroların kitleyle temas kurarken kuracağı dilin gelişmesine, bu noktada bir özgüvenin oluşmasına da hizmet etmektedir.

Yürüttüğümüz her faaliyetin kolektif bir değerlendirmesini yapıyor oluşumuz örgütlü faaliyetimizin de niteliğini ileri taşımaktadır. Açık ki daha geniş bir alanda örgütlenmenin yolu, mevcut kadroların ideolojik-politik niteliğinin yükselmesinden ve geniş kitlelere ulaşmaktan geçecektir.

Bugün açısından kitlelerden örgütlenme anlamında bize geri dönüşlerin zayıf olması umudumuzu kırmamalıdır. Mevcut umutsuzluk ve karamsarlığı tersine çevirmenin yolu bıkmadan usanmadan kitlere gitmekten ve onlarla kaynaşmaktan geçmektedir. Bunu gerçekleştirecek olanlarda devrimci özneler yani bizleriz!

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu