GüncelKadın

Dilan Karaman Olayı İnceleme Komisyonu raporu: Erkek şiddeti ve kurumsal ihmaller ortaya çıktı

Kadın kurumlarının oluşturduğu 'Dilan Karaman Olayı İnceleme Komisyonu’nun raporunda, Karaman’ın ölümüne giden süreçte partner şiddeti, kurumsal baskı, ağır iş yükü ve idari ihmallerin iç içe geçtiği çok boyutlu bir tabloya dikkat çekildi.

Kadın kurumlarının oluşturduğu Dilan Karaman Olayı İnceleme Komisyonu, Dilan Karaman’ın yaşamını yitirmesine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda Karaman’ın ölümüne giden sürecin yalnızca bireysel bir olay olmadığı; partner şiddeti, kurumsal baskı, ağır iş yükü, psikososyal sorunlar ve idari ihmallerin iç içe geçtiği çok boyutlu bir süreç olduğu vurgulandı.

Komisyon; Özgür Kadın Hareketi (TJA) çağrısıyla, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, Rosa Kadın Derneği ve Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAH-DER) temsilcilerinden oluştu.

Partner şiddeti ve kriz anı

Raporda yer alan tanıklıklar, Dilan’ın partneri Mazlum Toprak tarafından sabah saatlerinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Bir tanık, “Mazlum, Dilan’ı telefonu fırlatarak uyandırdı, saçlarını çekti, bıçakla saldırdı. Dilan ağlarken ‘Keşke kendini benim gözümün önünde öldürsen’ dedi” ifadelerini aktardı.

Dilan sabah saatlerinde birden fazla kişiyi arayarak tehdit altında olduğunu, evden kovulduğunu ve can güvenliğinin olmadığını söyledi. Komisyon, “Bu veriler ışığında, Dilan’ın ölümünden hemen önce yakın partner şiddetine maruz kaldığını ve bu şiddetin mevcut psikolojik kırılganlığı akut biçimde derinleştiren bir tetikleyici işlev gördüğünü değerlendiriyoruz” dedi.

Mazlum Toprak ise kendi beyanında fiziksel şiddeti inkâr ederken, “Bıçağı aldım, tehdit ettim, ‘Keşke kendimi öldürebilseydim’ dedim, bıçağı kırdım” diyerek ölüm çağrışımları içeren kriz anını doğruladı.

Müdahalede gecikme ve idari sorumluluk

Dilan’ın yüksek doz ilaç alarak intihar girişiminde bulunmasının ardından, sağlık ve kolluk birimlerinin müdahalesi gecikti. Raporda, “İntihar girişimi, tıbben mutlak acil durumdur. Bilinci açık olması, acil olmadığı anlamına gelmez. Ancak kolluk ve sağlık ekipleri bu görevi yerine getirmemiştir. Yaşam hakkını koruma yükümlülüğü ihlal edilmiştir” denildi.

Dilan, ilacı aldıktan sonra hastaneye götürülmüş; ancak ambulans çağrısındaki gecikme ve yetki karmaşası nedeniyle müdahale saatler sonra gerçekleşebilmiştir. Komisyon, “İdarenin ağır hizmet kusuru, ölümle sonuçlanan sürecin önlenmesini imkânsız hale getirmiştir” ifadelerini kullandı.

Çalışma yaşamı ve mobbing

Dilan Karaman’ın aynı anda vekil danışmanlığı ve DBP Kadın Meclisi basın çalışmaları gibi birçok görev yürüttüğü, iş yükünün aşırı ve sürekli olduğu raporda vurgulandı. Komisyon, “Sürekli sanal görünürlük ve performans üretimi talebi, politik ve insani ilişkilerin içini boşaltarak çalışanların giderek yalnızlaşmasına ve kırılganlaşmasına zemin hazırlamaktadır” dedi.

Tanıklar, Dilan’ın kurum içinde sistematik olarak değersizleştirildiğini, azarlanıp dışlandığını aktardı. Komisyon, bu durumları süreklilik arz eden psikolojik taciz (mobbing) olarak tanımladı. Tanık bir başka ifadede, “Dilan aylar boyunca yok sayıldı, emeği küçümsendi, iş yükü dengelenmedi. Bu klasik, sistematik ve ağır bir mobbing örüntüsüdür” dedi.

Ekonomik ve toplumsal baskılar

Raporda, Dilan’ın ekonomik bağımlılığının ve borç yükünün işten uzaklaşmasını engellediği, aşırı iş yüküne karşı sessiz kalmasına neden olduğu belirtildi. Ayrıca, bölgedeki organize suç ve şantaj mekanizmalarının, özellikle politik kimliğe sahip kadınları hedef aldığı öne sürüldü.

Komisyon, uyuşturucu ve fuhuş çeteleri iddialarının, Dilan ve benzeri kadınlar üzerinde korku ve tehdit yaratacak şekilde işlediğini, ancak doğrulanması için güvenli görüşme koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Psikososyal arka plan ve destek eksikliği

Dilan’ın çocukluk ve ergenlik dönemlerinde yaşadığı travmalar, psikolojik kırılganlıkları ve yaşam boyunca üstlendiği sorumluluklar raporda belirtildi. Komisyon, “Dilan’ın yaşadığı travmalar neticesinde destekleyici mekanizmalar devreye sokulmamış, yalnızlaştırılmıştır” dedi.

Raporda, kriz anında arkadaş ve çevrenin fiilen güvenli bir alan yaratamadığı vurgulandı:

“Bir kadın ‘çok kötüyüm’ dediğinde, bu bir sohbet değil, bir alarmdır. ‘Burada güvende değilim’ dediğinde, bu acil durumdur. Ve acil durumlar, sonra bakılacak meseleler değildir.”

Yapısal öneriler ve toplumsal sorumluluk

Komisyon, raporda sadece Dilan’ın ölümünü değil, kurumsal ve politik düzeyde yapısal dönüşüm ihtiyacını ortaya koydu. Öne çıkan öneriler:

  • Mobbing ve psikososyal ihlallere karşı bağımsız denetim mekanizmaları oluşturulmalı.
  • Kriz anlarında fiili dayanışma ve müdahale öncelikli olmalı.
  • Kurumsal ve politik ilişkiler, sürekli üretim yerine samimiyet, dayanışma ve karşılıklı sorumluluğa dayalı biçimde yeniden tasarlanmalı.
  • Kadınların yardım çağrıları “alarm” olarak algılanmalı ve hemen müdahale edilmelidir.

Komisyon, Dilan Karaman’ın kaybının yalnızca bireysel bir trajedi olmadığını, kolektif reflekslerin yetersizliği ve kadınların korunamamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Raporda, “Herkes güçlüdür miti, kadınların yardım istemesini engelleyen bir tuzaktır” ifadeleri öne çıkıyor. Dilan’ın kriz anında birden fazla kişiyi arayarak yardım ve güvenlik talep ettiği, ancak fiilen güvenli bir alana taşınamadığı ve somut koruma mekanizmalarının devreye sokulamadığı kaydediliyor.

Rapora göre, olayın sadece bireysel bir partner şiddeti ya da ruhsal kırılganlıkla açıklanamayacağı; kurumsal ihmaller, çalışma hayatındaki mobbing ve aşırı yük, sosyal ve ekonomik baskılar ile toplumsal duyarsızlığın bir araya gelmesiyle hayatının sonlandığı ortaya konuyor. Komisyon, Dilan’ın deneyiminin, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ve toplumsal mekanizmaların yetersizliğinin çarpıcı bir örneği olduğunu belirtiyor.

Raporun tamamına linkten ulaşabilirsiniz.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu