EmekGüncel

EMEK | Migros İşçisi, Direniş ve Dayanışmayla Kazandı!

"Migros depo işçisinin mücadelesi, direnişi ve kazanımı çok önemli bir deneyim olmuştur. Tüm işçi ve emekçilere cesaret vereceği açıktır. Kolektif bir mücadeleyle elde edilen bu kazanım, gözü kulağı direnenlerde olan tüm işçilere ilham olacaktır"

Sefalet zammına, hak gasplarına, taşerona ve işten çıkarmalara karşı başlayan Migros işçilerinin direnişi, kazanımla sonuçlandı. DGD-SEN öncülüğünde 10 ilde 14 depoda binlerce Migros depo işçisinin, 23 gün süren fiili grev ve eylemleri sonucunda kadro, ücret artışı, yan haklar ve işten atılan işçilerle ilgili anlaşma sağlandı.

DGD-SEN yaptığı açıklamada, taşeron uygulamasının kaldırılarak depo işçilerinin tamamının Migros kadrosuna geçirildiğini, kadroya geçişte işçilerin kıdemlerinin korunacağını, eksik ücret ve fazla mesai alacaklarının ödenmesinin ve daha önce kazanılmış yan hakların korunacağının, banka promosyonu ve toplu sözleşme kaynaklı hakların da geriye dönük olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını açıkladı.

Hatırlanacağı üzere, DGD-SEN öncülüğündeki direniş, 23 Ocak’ta İstanbul-Esenyurt, Adana merkez ve Sarıçam, İzmir Torbalı’daki depolarda başlamış ve 10 ilde 14 depoya kadar yayılmıştı. Eylemler sürerken Migros tarafından 303 işçi de işten atılmıştı.

Migros depo önlerinde başlayan direniş, Migros’un patronu Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünden, Migros marketlerinin içlerine kadar uzanmış; “İşçiler açken Özilhan’a huzur yok” sloganıyla Özilhan’ın villasının önünde eylem yapan işçilere iki kez polis saldırısı gerçekleşerek işçiler, ters kelepçeyle gözaltına alınmıştı. İşçiler kötü hava koşullarını da kendilerine karşı kullanan kolluk güçlerine rağmen yağmur, çamur, fırtına demeden direndiler. Örneğin eylemlerin 11. gününde Esenyurt depo önünde yağmur altında tente kurmak isteyen işçilere polis “mevzuata aykırı” olduğu gerekçesiyle izin vermedi.

Direniş bulaşıcıdır!

Depo işçileri zor şartlar altında, iş güvenliği olmadan, baskı ve mobbingin yoğun yaşandığı, ağır ve güvencesiz, temizlik ve hijyen açısından sıkıntılı koşullarda çalıştırılıyorlar. Özellikle kadın işçiler baskı, mobbing, taciz ve tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Hamile kadınlar işe alınmazken, çalışan kadınlar da hamilelik gerekçesiyle işten çıkarılıyorlar. Her yerde olduğu gibi depolarda da kadın düşmanlığı ve kadın emeğinin yok sayılması yoğun bir şekilde yaşanıyor. Bu sadece Migros depolarına özgün bir şey değil. A101, ŞOK, BİM vb. depo işçileri de benzer koşullarda çalıştırılıyor.

Migros depo işçilerinin başlattığı direniş, diğer depo işçilerine de ilham oldu. ŞOK ve BİM depo işçileri de çalışma koşullarına ve sefalet zammına karşı direnişe geçti. Trabzon’daki ŞOK marketin depo işçileri, yüzde 27 zam dayatmasına karşı 5 Şubat’ta iş bıraktı. Direnişe geçen Trabzon deposundaki işçilerden 30’u Kod 49 ile tazminatsız olarak işten çıkarıldı.

BİM’in Wan deposunda çalışan işçiler de “maaş zamları net yüzde 50 olsun, vergi kesintilerini patronlar ödesin ve banka promosyonları eksiksiz, tek seferde ödensin” talepleriyle iş bıraktı.

Yine BİM’in İstanbul’un Arnavutköy ilçesindeki deposunda çalışan işçiler de iş bırakma eylemleri gerçekleştirdi.

Dayanışma ve “Migros’u boykot et” çağrısı etkili oldu

Migros depo işçilerinin direnişine sınıfın diğer bölükleri ve devrimci-ilerici güçler ile geniş emekçi kitlelerin desteğine ayrıca vurgu yapmak gerekir. Direnişin devam ettiği günlerde akademisyenler yaptıkları yazılı açıklamayla işçilerin yanında olduklarını dile getirdi. Aynı şekilde yazar ve edebiyatçılarından oluşan 85 isim, ortak bir açıklamayla direnişe destek verdi.

Partizan’ın da içerisinde yer aldığımız devrimci-ilerici kurumlar baştan itibaren işçilerin yanında yer aldı. Depo işçilerinin direnişini ziyaret etmekle beraber sokaklara çıkılarak yürüyüş ve eylemlerle işçi düşmanı Migros her yerde teşhir edildi. Bunun yanısıra özellikle Migros marketlerinin içinde ve önünde yapılan eylemler etkili oldu. Marketlerin içerisine girilerek Migros’un işçi düşmanı politikaları teşhir edilip halk kitleleri Migros’u boykota çağırıldı. Sosyal medya üzerinden de yapılan “Migros’u boykot et” çağrısı kitleler nezdinde karşılık buldu.

Güçlü dayanışma Migros patronunun masaya oturmasında ve taleplerin kabul edilmesinde oldukça önemli bir etkide bulundu. Ayrıca emek sömürüsü ve daha çok satış, daha çok kâr üzerine kurulu bu sistemde boykotun gücünü herkes görmüş oldu.

 Sadece direnenler kazanabilir!

Migros depo işçisinin mücadelesi, direnişi ve kazanımı çok önemli bir deneyim olmuştur. Tüm işçi ve emekçilere cesaret vereceği açıktır. Kolektif bir mücadeleyle elde edilen bu kazanım, gözü kulağı direnenlerde olan tüm işçilere ilham olacaktır. Binlerce işçinin ayağa kalkması ve her şeye rağmen asla geri adım atmaması önemlidir. Direniş kazanımla sonuçlanmasaydı bile örnek alınacak ve dersler çıkarılacak birçok yönü ile önemini koruyacaktı.

Sonuçta bütün direniş ve eylemler, her zaman kazanımla sonuçlanmıyor ama her direnişin olumlu veya olumsuz yönleriyle sınıf mücadelesine katkısını unutmamak gerekiyor. Devletin işçi düşmanlığıyla, polisin şiddetiyle tanışan kimi işçilerin bilinçlerinde farkındalık yaratması bile çok değerlidir.

Che Guevara’nın “Savaşan kaybedebilir, savaşmayan çoktan kaybetmiştir” sözünden yola çıkarak direnenler her zaman kazanmayabilir ama hiç direnişe geçmeyenlerin kazanma şansları zaten yoktur diyebiliriz.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu