
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, bir işçi direnişinde yaptığı konuşmadan kaynaklı 16 Mart 2026’da tutuklandı.
Biz de bu süreci BİRTEK-SEN Örgütlenme Uzmanı Mazlum Ayçiçek ile konuştuk. Ayçiçek, “Türkiye’nin her yerinde, sadece Antep’te değil, herkesi BİRTEK-SEN’e sahip çıkmaya, BİRTEK-SEN’le birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” şeklinde çağrı yaptı.
– Mehmet Türkmen, Sırma Halı işçilerinin direnişinde yaptığı bir konuşma gerekçe gösterilerek tutuklandı. Sizce bu tutuklama saldırısı neden Mehmet Türkmen’i hedef aldı?
– Öncelikle Sırma Halı direnişine değinmek gerekirse; Sırma Halı’da uzun süredir -yaklaşık bir-iki yıldır- ücretler geç yatırılıyordu. İşçiler son bir yıldır ücretleri her geç yatırıldığında direnişe geçerlerdi ve biz de oraya giderdik, üye olma çağrısı yapardık. Yine yaptık.
Aynı zamanda işçilere bir sendika çatısı altında örgütlenmek ve mücadele etmek gerektiğini dile getirir ve işçileri mücadeleye çağırırdık. Ama genelde sonuç şöyle olurdu: Herhangi bir patron veya temsilci gelip “ücretler bugün yatırılacak” deyip işçileri tekrar içeriye alıyordu.
Ama bu sefer daha farklıydı; işçiler üç bölüm birden direnişe çıktılar ve mücadele etmeye başladılar. Bu mücadele bir süre devam etti; patron inatlaştı, maaşlarını yatırmadı. Üyeliklerimiz başladı. Daha sonra patronlar gidişatı bir tehlike olarak gördüler. Çünkü geçen dönem -siz de hatırlarsanız- burada otuza yakın fabrikada işçiler direnişe geçti ve patronlar bu direnişlerin bütün kente, hatta bütün havzaya yayılacağını korktular. Bunun için de Türkmen’i tutukladılar.
Daha sonrasında önce yasak getirdiler, ardından tutukladılar. Burada yaşanan da benzer bir durum. Mehmet Türkmen, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı.
Öncesinde “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” demişlerdi kolluk güçleri. Türkmen’in konuşmasında şu vardı: “Bu memlekette patronları sorgulayan, patronları cezalandıran bir sistem yok. Patron devleti, patronlara hizmet eden bir devlet yapılanmasının içerisindeyiz.”
Devamında da şöyle dedi; “Bu memlekette, Şireci’de daha düne kadar bir işçinin iki kolu birden koptu. Tek bir patronu gözaltına aldılar mı?” İşte bunlar gerekçe gösterildi.
Onların söylemine göre Şireci patronu aslında ifade vermiş ve patrona yaptırım uygulanmış. Denetlenmiş, işçinin yanına gidip şikâyetçi olup olmadığını sormuşlar. İşçi de tabii yeni kaza geçirmiş, iki kolu birden kopmuş, hastane masrafları vb. var. Bu işçinin, belki aylarca, belki bir yıl boyunca çalışamayacak durumdayken şikâyetçi olma ihtimali yok. Bunu da biliyorlar. Ama yine de bu gerçekler ortadayken Türkmen’i tutukladılar.
“BİRTEK-SEN’i tehdit olarak görüyorlar!”
– Antep’te işçi sınıfı önemli oranda hareketli. Aslında patronlar bu hareketliliği de çevrelemek, bastırmak istiyor. Bu kapsamda sınıf hareketinin önünü almak için bir gözdağı olarak da değerlendirebiliriz bu ve benzeri saldırıları.
– Zaten Antep işçi sınıfının, 2010 hatta 2010’dan önce 1996 Ünal direnişinden itibaren çatlağını bulacak bir şeye ihtiyacı vardı. Yani bir kanala ihtiyacı vardı. Sınıfı gerçekten örgütleyen, politik ve ekonomik anlamda nasıl mücadele etmesi gerektiğiyle ilgilenen bir çalışmaya ihtiyacı vardı.
BİRTEK-SEN aslında 1996 direnişleriyle birlikte kendini var etmiş bir sendika. İşçiler bürokrat sendikalar içerisinde barınamadığı için BİRTEK-SEN kurulmak zorunda kalındı. Aslında bizim kurucularımızın esas niyeti de var olan sendikalar içerisinde mücadele etmek ve mevcut bürokrat anlayışı sınıfsal bir sendika konumuna getirmekti.
Ama bu düşünce çok tahrip edildi. Zaten mücadele eden bir işçi sınıfı profili var ve bu mücadele içerisindeki işçilerin artık bu bürokrat sendikalarla iş yapmama derecesine geldiği bir durum vardı.
Bundan kaynaklı sendikamız kuruldu. Bu yüzden de BİRTEK-SEN’i bu kadar büyük bir tehdit olarak görüyorlar. Bugün Mehmet Türkmen’in tutuklanması bu mücadelenin doğru bir yönde yapıldığını da gösteriyor. Bunu engellemek için neredeyse iki yılda bir Türkmen’i tutuklayıp ya da ev hapsi verip iş yapamaz hale getirmek istiyorlar.
Çıkış yolu, birleşik mücadele!
– Türkmen’in tutuklanmasıyla ilgili önemli bir tepki var. Sizce bu deneyimden nasıl bir ders çıkarmak gerekiyor? Ve Türkmen’in özgürlüğü için ne yapılması gerekiyor?
- Sendikamız bugün Antep’te -sadece Antep özelinde değil- Malatya ve Urfa’da bir mücadele yürütüyor ama Antep’te doğmuş, Antep’te kendini var etmiş bir sendika. Buradaki işçi sınıfının Türkmen’e sahip çıkacağı bir mücadele yoluna girmesi gerekiyor. Ama tabii bunun önündeki engeller de çok fazla oluyor. Mesela Türkmen’in tutuklanması aynı zamanda işçilerde korkuya ya da umutsuzluğa yol açıyor.
Dün Türkmen’in Evrensel Gazetesi’ne gönderdiği röportajda çok önemli bir nokta vardı. Türkmen diyor ki, “Her hak arayanı tutukluyorlar algısı var, hem işçilerde hem de toplumda. Toplumun genelinde de böyle bir algı var. Hak ararsan tutuklanırsın ya da gözaltına alınırsın diye düşünülüyor. Ama böyle değil aslında.
Evet, Türkmen’i tutukluyorlar; bu bir gerçeklik, ama diğer Türkmen’in şu an cezaevinde kaldığı koğuşta kalanların yarısından çoğu, hatta yüzde 90’ı Başpınar işçisi.
Şimdiye kadar fabrikalarda çalışmış işçiler bunlar. Gün geçtikçe yoksullukla, çaresizlikle, mücadele yolunu bulamayışla birlikte işçiler ya bahis oynuyor ya uyuşturucuya kapılıyor ya başka bir soruna karışıyor. Türkmen’in tutuklanmasıyla birlikte tabii ki işçiler de korkmaya başlıyor. “Bu sendikaya kaydolursak acaba tutuklanır mıyız? Acaba başımıza bir iş gelir mi? İşten mi atılırız?” diye düşünüyorlar. Ama bu korkuyu yenecek güç de bizim örgütlü mücadelemiz. Sendikamızın faaliyetiyle birlikte bu rüzgâr da değişecek, bu olumsuz rüzgâr yerle bir olacak.
Bunun yanında siz de görüyorsunuz gazeteciler ya öldürülüyor ya tutuklanıyor. İsmail Arı, diğer gazeteci arkadaşlar, siyasetçiler tutuklanıyor. Yani faşizmin inşası içerisindeyiz.
Bu faşizm inşasından çıkış yolu birleşik mücadele. Her zaman, her yerde söylüyoruz. Birleşik mücadele diyoruz ama henüz ete kemiğe bürünmüş bir durum yok.
Bugün görüyorsunuz mesela Mehmet Türkmen’in tutuklanması ile ilgili bürokrat sendikalardan ya da devrimci dediğimiz sendikalardan bile herhangi bir açıklama gelmiyor. En azından kendi iş kollarında Birleşik Metal bir açıklama yaptı mı? Kendi merkezlerinden bile bir açıklama gelmiyor.
Uluslararası kamuoyundan, uluslararası sendikalardan açıklama geliyor ama kendi topraklarımızda mücadele sürdüren sendikalardan gelmiyor. Bu çok üzücü. Oysa bugün Mehmet Türkmen’in başına gelen yarın onların da başına gelebilir.
Ben son olarak işçi arkadaşlara çağrı yapmak istiyorum: Türkiye’nin her yerinde sadece Antep’te değil, BİRTEK-SEN’e sahip çıkmaya, BİRTEK-SEN’le birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz herkesi!



