EmekGüncel

EMEK | “Şık Makas’ta, Yüzlerce İşçi, Dört Aydır Mücadele Ediyor!”

"Bu saldırılar sadece Migros depo işçilerine dönük değil. Sadece Şık Makas işçilerine de dönük değil. Hükümetin son yıllarda “orta vadeli program” adı altında yürüttüğü ve aslında işçilerin çalışma koşullarını en geri düzeye çekmek, ücretleri baskılamak, güvencesizleştirmek amacını taşıyan programın bir parçasıdır"

BİRTEK-SEN Örgütlenme Uzmanı Deniz Kar ile Şık Makas işçilerinin direnişinin dördüncü ayında direniş çadırlarının yakılması üzerine konuştuk. Kar, başta Migros olmak üzere devam eden depo işçilerinin direnişi üzerine de vurgularda bulunurken direnişlere dönük saldırıların sadece belli işçi kollarına değil tüm sınıfa yapıldığına işaret etti.

– Şık Makas direnişi yaklaşık dört aydır sürüyor. Çadırların yakıldığı döneme dönersek, bu saldırıya dair düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Deniz Kar: Bu ifade ettikleriniz tam dört ay önce yaşandı. Direniş de 6 Ekim’de başlamıştı. Dört aydır zaten patron ve içerideki sarı sendika yani Öz İplik-İş Sendikası, işçilere iftira atmaya devam ediyordu. Zaten andan itibaren “şiddet eylemi kullandı, 900 kişiyi o yüzden işten attık” demişlerdi. Bu söylem tamamen iftira. Sonrasında ise patron sendikal bir rekabetin olduğunu söylemişti. Ardından patron ve sendika (Öz İplik-İş Sendikası), işçiler ve sendikamız için “Bunlar fabrikayı kapattırmak istiyor, Tokat’taki istihdama düşmanlar, bunlar üretim düşmanları” diye propaganda yapmaya başladı.

Çadır yakma olayı da tüm bunların bir parçası. Tabii bu tek başına patronun işi değil, bunu biliyoruz. Patrondan çıkan bir talimat; bunu biliyoruz. Patron talimatıyla çeşitli yetkililer devreye sokulmaya çalışılıyor. Sarı sendika, direniş çadırına iftira atıyor; “Orada başka şeyler yapıyorlar” vb. şeklinde iftira atılıyor, bu şekilde karalama kampanyası yürütülüyor.

​Patron, valiliğe ricada bulunuyor; “Burayı kaldırmanın bir yolunu bulalım” diye. Valilik, OSB Müdürlüğü’nü devreye sokmaya çalışıyor; “Sizin mülkünüzü işgal ediyorlar, buna dair bir şikayette bulunun” deniliyor. Ancak OSB Müdürlüğü henüz herhangi bir şey yapmadı, bizim karşımızda bir adım atmadı. Yani karşımızda çok yönlü; patron, sarı sendika, valilik şeklinde bir saldırı var. Ve bu saldırıların tamamı -dediğim gibi- hem işçilerin direnişini bölmek hem de işçileri yalnızlaştırmak için.

Yani biz dört aydır sürekli iftiralarla, yalanlarla ve bu tür saldırılarla mücadele ediyoruz. Tüm bu saldırıların, karşı propagandanın, iftiraların sebebi işçileri yalnızlaştırmak, eylemimizi marjinal göstermekti. Ancak işçiler çözülmediler. Yüzlerce işçi dört aydır mücadele ediyor, direnişe devam ediyor. En son Kent Meydanı’nda bir yürüyüş yaptık. Orada taleplerimizi yineledik.

İşçiler, insanca yaşam mücadelesi veriyor!

​- Şık Makas direnişi devam ederken diğer yandan da Türkiye’de yoğun bir saldırı ve karşı koyuş dalgası var; Migros, BİM, Şok depolarında… Ciddi bir dayanışma da var. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Biz Şık Makas işçileri olarak Migros işçileriyle, Migros depo işçileriyle bir dayanışma göstermiştik, yürüyüş yapmıştık Migros önünde. Bugün yeniden Tokat’ta Migros önünde bir eylem yapacağız. Tokat Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte, saat 15.00’te olacak eylem.

Az önce de dediğim gibi tüm bu saldırılar bu çok yönlü. Sadece Migros depo işçilerine dönük bir saldırı değil ya da sadece Şık Makas işçilerine dönük değil. Bir süredir kamu işçileri, sağlık işçileri, metal işçileri, petrokimya işçileri farklı illerde; tekstil işçileri, bugün işte depo işçileri, DGD-SEN’de örgütlü depo işçileri, Migros depo işçileri başta olmak üzere insanca yaşam mücadelesi veriyor aslında.

​Bütün bu iş kollarında çalışan işçilerin yürüttüğü mücadeleye baktığımızda hepsinin ortak talebi, insanca yaşamalarına yetecek bir ücret ve insanca çalışma koşulları. Aslında talepler ortak.

Bu yüzden Migros depo işçilerinin mücadelesine dönük bu saldırı da, valiliğin getirdiği eylem yasağı da, her gün onlarca işçinin gözaltına alınması da, Tuncay Özilhan’ın evinin önünün sanki bir devlet dairesiymiş ya da bir hükümet görevlisiymiş gibi korunmasının sebebi de işçilerin mücadelesinin önünü kesmek, büyümesini engellemek. Çünkü bu mücadeleler tüm işçilere örnek oluyor.

​Bugün Şık Makas işçileri başka fabrikalardaki tekstil işçilerine, tazminatsız şekilde işten atılan on binlerce işçiye örnek oluyor. Migros depo işçilerinin yürüttüğü mücadele Türkiye’nin pek çok yerinde farklı iş kollarındaki işçilere örnek oluyor. Aslında patronların çok temel, çok gerçekleştirilebilir olan talepleri karşılamamalarının sebebi de bu.

Bu kadar düşmanca tutum almalarının sebebi de bu; direnişlerin başka işçilere, yüz binlerce emekçiye, örnek olmasının önünü kesmek. Biz de bu yüzden Migros depo işçileriyle taleplerimiz ortak diyoruz. Bu yüzden, Migros depo işçilerinin insanca çalışma ve insanca yaşam mücadelesini destekliyoruz. İşten atılan Migros depo işçilerinin bir an önce işlerine geri dönmesini talep ediyoruz biz de. Depo işçilerinin talepleri bizim de talebimiz ve bu yüzden pek çok yerde dayanışma gösteriyoruz, dayanışmada bulunuyoruz.

Emek cephesinin örgütlü saldırıya, örgütlü karşı koyması gerekiyor

– Son olarak neler söylemek istersiniz?

​- Az önce de dediğim gibi bu saldırılar sadece Migros depo işçilerine dönük değil. Sadece Şık Makas işçilerine de dönük değil. Hükümetin son yıllarda “orta vadeli program” adı altında yürüttüğü ve aslında işçilerin çalışma koşullarını en geri düzeye çekmek, ücretleri baskılamak, güvencesizleştirmek amacını taşıyan programın bir parçasıdır. Sermayenin bu saldırılarının bir parçası bugün Migros depo işçilerinin ya da Şık Makas işçilerinin yaşadığı şeydir.

​Bu yüzden bütün bir emek cephesinin örgütlü topyekün saldırıya karşı topyekün mücadele etmesi gerekiyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu