
Yaklaşık yüzde 70’ini kadınların oluşturduğu işçilerden Emine Azak ile Smart Solar grevinin iki ayı geçmesiyle süren direniş süreci, patronla yaşanan anlaşmazlıklar, “grev kırıcılığına” karşı verdikleri mücadele ve 2026 yılına dair beklentileri üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.
– 78 gündür grevdesiniz, biraz bu süreci kısaca anlatır mısınız?
Evet, öncelikle 2,5 ayımızı geride bıraktık. Temmuz yürürlüklü, 2025 yürürlüklü toplu iş sözleşmemizde işverenin verdiği %6’lık zammı kabul etmedik. 3000 lira seyyanen verdiği zamdan sonra grev hakkımızı kullanarak 22 Ekim’de greve çıktık. O günden beri grevdeyiz.
Patron grev kırıcılığı yaptı. Bunu birçok kez yaptı. Kayseri’de bir fason fabrikada panel ürettirdi, ürettiğimiz ürünleri çıkarttırdı. Orada da Kayseri’de, Gebze’de, İstanbul’da, en son Kavacık’ta holdingde, Gebze’de, Kayseri’de ve İzmir’de eş zamanlı eylemler yaptık. Bununla ilgili geniş bir kamuoyu oluştu.
Kayseri’de “grev kırıcılık” yaptığında kendisini mahkemeye verdik. Mahkeme “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verdi. Hiçbir incelemeye gerek duymadan şikayetimizi reddetti ama burada bir günde karar çıkartıp bizim ürettiğimiz ürünleri polis müdahalesiyle beraber çıkarttılar. Bunun üzerine güzel bir kamuoyu oluştu, eylemimiz ses getirdi ama sisteme, düzene, polise, devlete ve işverene karşı mücadele etmiş de olduk.
Aynı zamanda İzmir’deki fabrikada hiçbir şekilde buna izin vermedik ve burada da sarı sendikalara karşı mücadele etmiş olduk. Yani bizdeki Smart işçisinin mücadelesi, direnişi sadece işverene karşı değil; sarı sendikalara karşı, sisteme karşı, düzene karşı, burjuvaziye karşı bir direniş oldu ve hala devam ediyor. Şu anda kar kış fırtına var ve yağmurun altında direniyoruz.
Niye direniyoruz? Patronun bize dayattığı sefalet ücretini kabul etmiyoruz, hiçbir şekilde de kabul etmeyeceğiz. Ekibimizle kararlıyız. Evet biraz yorulduk, biraz zorluk çekiyoruz, parasızlık bizi zorluyor ama olsun; her şeye rağmen onurlu bir şekilde, dik durarak mücadeleye devam ediyoruz.
“Yalnız olmadığımızı anladığımızda daha güçlü bir şekilde geliyoruz”
– Yeni yıla direnişle girdiniz. Biraz bu yıldan, direniş nezdinde bakarsak nasıl bir beklentiniz var?
Evet, yeni yıla da direnişle girdik. Şu anda MESS Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri var, asgari ücret sonrası önümüzdeki en büyük gündem bu. Onlar bize bakıyor, bir sürü işçi bizi takip ediyor, herkes bizden destek alıyor. Biz de onların bizi takip ettiğini bildiğimiz için örnek olalım istiyoruz.
Bir sene sürerse bir sene sürsün diyoruz. Çünkü sendikamız arkamızda, dediğim gibi basın emekçileri dostlarımız var, siyasi partiler var; yalnız değiliz. Yalnız olmadığımızı anladığımızda daha güçlü bir şekilde geliyoruz.
Çünkü onurlu bir süreç var ortada, onurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Patron ne verirse al, salla başını otur çalış değil yani. Çünkü geçinemiyoruz ki, o paraları da alsak geçinemeyeceğiz. Parasızlıkla, soğukla, fırtınayla, kışla, karla bizi terbiye edeceğini düşünüyor ama biz kararlıyız, ölümüne devam yani. Ne olursa olsun pes etmeyeceğiz.
“Biz 3 aydır maaş almıyoruz ama patron daha büyük zararda”
Şu anda fabrika kapalı, içeride üretim yok, neredeyse 3 ay olacak. Biz bu kadar zamandır maaşımızı alamıyoruz, ama patronun kendisi daha büyük zararda. Biz belki birkaç aydır maaş alamıyoruz ama dediğim gibi eşimiz dostumuz, sendikamız yanımızda.
İşte dayanışma gecesi yaptık mesela, oradan gelen bir gelirle beraber biz zaten bir şekilde yaşamaya, birbirimize kenetlenerek dik durmaya alıştık. Üç vardiya birbiriyle kaynaştı, Smart işçisi direnişle birlikte çok büyük bir aile olduk. Çoluğundan çocuğuna, annesinden babasına kadar direniş çadırlarına gelip destek olan insanlar var. Hep beraber kocaman bir aile olduk, o yüzden bu manevi güç bizi ayakta tutuyor.
Kar da gördük, yılbaşı akşamı gene emek dostlarımız, basın emekçileri, siyasi partiler geldi. Pastalar kesip kutlamalar yaptık grev ateşinin başında, grev çayımızı içtik.
Güzel, bizim için unutulmayacak anılar biriktirdik. Biz bu yıla böyle bakıyoruz, o yüzden yılmayacağız, pes etmeyeceğiz ve 2026’da zaferi kazanacağız. Bu Kavel direnişinden sonra bir Smart destanı olacak, Smart işçisi gerçekten direnişin simgesi olacak. 79. gündeyiz, dile kolay, üçüncü ayın içindeyiz.
– 2026’da bu direniş nezdinde bir kadın olarak kadın işçilere bir çağrınız var mıy? Kadın mücadelesi yürütenlere aynı zamanda…
Evet, kadın işçilere şöyle bir çağrım var: Kadının olduğu her yer daha direngen, daha güçlü. Çünkü erkek arkadaşlarımız bazen içine kapanabiliyor, bazen elinden bir şey gelmiyor ya da biraz daha çabuk kırılıyor. Onlar bize destek oluyorlar, getiriyorlar, götürüyorlar, yardımcı oluyorlar; biz de bütün irademizi daha çok ortaya koyuyoruz.
Mesela karda kışta arkadaşlara “Açın müziği halayımızı çekelim. Direniş alanında kahvemizi yapıyoruz, gidelim çadırımıza sahip çıkalım” diyoruz.
“Kadınlar için hayat komple bir mücadele”
Bir de kadın direngen olduğu zaman, inatçı olduğu zaman, inandığı zaman kadının yapamayacağı hiçbir şey yok. Kadın erkek el ele hep beraber devam edeceğiz. O yüzden hiçbir zaman bundan vazgeçmeyeceğiz… Zaten kadınlar için hayat komple bir mücadele.
Bunu biz yeni öğrenmedik, kadınlar doğuştan mücadeleci. O yüzden sadece biz biraz daha öne çıkarmış olduk, bazen unuttuğumuzda hatırlatmış oluyoruz. O yüzden böyle başlarına kötü bir olay geldiğinde ya da patron bir şey yaptığında kadınlara özellikle şunu söylemek istiyorum:
Hiçbir zaman pes etmesinler, patrona teslim olmasınlar. İşçi sınıfıdır her şeyi ayakta tutan ve işçi sınıfı inanırsa her zaman başarır.
Hiçbir zaman mücadeleyi bırakmasınlar diyorum.



