
Yeni Demokrat Kadın (YDK), 8 Mart vesilesiyle yaptığı açıklamada, 8 Mart’ın tarihine vurgu yaptı, emperyalistlerin İran işgali başta olmak üzere yürütülen savaş politikalarına karşı en fazla ezilen, yok sayılan ve katledilen kadınlar ve LGBTİ+’lar olduğunu dile getirerek mücadle çağrısı yaptı.
Açıklama, “8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi kadının “eşit işe eşit ücret” talebiyle üretimden gelen gücünü kullanarak başladığı grev esnasında çıkan yangında, polisin fabrika kapılarını kilitlemesi sonucu 129 kadın işçi katledildi.
O tarihten bugüne 8 Mart; kadınların her türlü sömürüye, erkek devlet şiddetine, ayrımcılığa ve baskıya karşı sokaklardan meydanlara sesini yükselttiği mücadele gününün adı oldu. Kadınların yazdığı mücadele mirasından güç alarak bugün işyerlerinden fabrikalara, evlerden sokaklara, kampüslerden meydanlara yükselen sesimizde 129 kadın işçinin isyanı var.
Egemenlerin sömürü düzeniyle dünyanın dört bir tarafında emperyalist savaş ve işgal saldırılarıyla ezilen milyonlar açlık, sefalet ve katliama mahkum edilirken;
yükseltilen ırkçılık, şovenizm, şiddet, ayrımcılık ve nefret politikalarıyla; ezilen milliyet ve inanca mensup halklar, göçmenler, kadınlar ve LGBTİ+’ların sistematik olarak hedef alındığı bir dönemde karşılıyoruz 8 Mart’ı” şeklindeki 8 Mart tarihi ile başladı.
“Emperyalist barbarlığın savaş ve işgal kuşatması altında ezilen halklara imha, inkar ve katliam dayatılırken; kadın emeği, bedeni ve kazanımları özel olarak hedef alınmaya devam ediyor.
Siyonist İsrail’in uzun yıllardır Filistin’e yönelik işgali devam ederken, ABD ile sürdürdüğü emperyalist çıkarlar doğrultusunda Suriye’ye müdahalesiyle Esad iktidarını düşüren, yerine eli kanlı HTŞ ve Coloni’yi iktidara getirdi. Emperyalistlerin güdümünde hareket eden HTŞ, Suriye ve Rojava’da yıllardır ilmek ilmek örülen Kürt halkının kazanımlarını hedef alırken, Golan Tepeleri’ni İsrail’e teslim etti.
Ve bir kez daha ABD ve İsrail emperyalist çıkarları doğrultusunda harekete geçerek İran’ı bombalamaya devam ediyor. Tam da İran halkının aylardır Molla Rejimi’ne karşı yürüttüğü mücadele devam ederken, İran halkı emperyalist barbarlığın hedefi oldu. İran halkının, kadınların yıllardır Molla Rejimi’ne karşı büyüttüğü mücadele, erkek egemenliğine, gericiliğe karşı yükselttiği isyan emperyalistlerce boğulmak isteniyor.
İran’da, Filistin’de, Suriye’de, Rojava’da, Türkiye’de emperyalist savaş kuşatmasından en katmerli biçimde etkilenen kadınlar ve LGBTI+’lar oluyor. Kadınların bedenine yönelik tahakküm ve şiddet politikaları İstanbul’dan İran’a “ortak kaderimiz” haline getiriliyor” denilen açıklamada, emperyalist savaşın kadınların ortak kaderi haline getirilmek istendiğine dikkat çekildi.
“LGBTİ+’ların varoluşuna, yaşamına ve mücadelesine yönelik yeni bir nefret saldırısı olarak yaşanıyor”
YDK açıklamanın devmında, “Emperyalist kapitalist sömürü düzeninin ataerkiyle kurduğu ittifakla erkek iktidarın yaşamalarımıza, emeğimize, varoluşumuza yönelik saldırılarının sistematik olarak devam ettiği, kazanımlarımızın ve mücadelemizin hedef alındığı, erkek-devlet şiddetinin kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamını neredeyse her gün tehdit ettiği bir dönemde karşılıyoruz 8 Mart’ı.
Erkek iktidar tarafından emeğimiz daha fazla sömürülmeye, güvencesiz-düşük ücretlere ya da işsizliğe daha fazla mahkum ediliyor ve dünyanın tüm yükünü omuzlarımızda taşımaya devam ediyoruz.
Cezasızlık politikalarıyla faillerin daha fazla cesaretlendirilmesi, 6284 yasası, boşanma, nafaka, miras hakkı vb. kazanımlarımızın uygulanmasındaki küçücük boşlukların dahi kadın ve LGBTİ+ yaşamını tehdit ettiği, cinsel saldırı dosyalarında faillere verilen düşük cezalar, aile politikası, “şüpheli” kadın ve LGBTİ+ ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmemesi gibi erkek iktidarın tekelindeki kurumların karar ve uygulamalarıyla erkek şiddeti her gün yaşamlarımızı tehdit etmeye devam ediyor.
Erkek iktidarın ‘aile’ politikasıyla kadınlar daha fazla evlere hapsedilirken, ev içerisindeki emeği, bedeni daha fazla sömürülmeye, erkek şiddeti daha fazla artmaya, LGBTİ+’ların cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi yok sayılmaya devam etmektedir.
Heteroseksist düzenin temsilcisi AKP iktidarının aile ve toplumsal “ahlakçılık” ekseni üzerinden yürüttüğü LGBTİ+ düşmanı politikalar her gün LGBTİ+’ların varoluşuna, yaşamına ve mücadelesine yönelik yeni bir nefret saldırısı olarak yaşanıyor.
İktidarın sistematikleşen nefret politikalarından biri de; 10. ve 11. Yargı Paketi’ne eklenmek istenen, kadın ve LGBTİ+ mücadelesinin birlikte geliştirdiği refleksin etkisiyle geri çekilen LGBTİ+ düşmanı düzenlemeler şimdi yeni bir yasa tasarısı hazırlığıyla yeniden gündemde.
Hazırlığı yapılan bu düzenlemelerde LGBTİ+ öznelere ve hak savunucularına hapis cezaları öngörülüyor. LGBTİ+’ların varoluşlarını, yaşamlarını ve mücadelelerini doğrudan hedefe koyan ve hormona erişimde ciddi zorlu düzenlemeler mevcutken, cinsiyet uyum süreçlerini daha fazla kriminalize edecek ayrı bir yasa tasarısı hazırlığı gündemiyle karşılıyoruz 8 Mart’ı” dedi.
“8 Mart’ta sesimizi sokaklardan alanlarda birlikte büyütelim”
YDK açıklamasında, “Dünyanın tüm yükünü omuzlarımızda taşırken emeğimizin sömürülmesine; yaşamlarımızı, varoluşumuzu ve mücadelemizi kuşatma altına alan ataerkil düzene karşı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
İran’dan Filistin’e, Suriye’den Rojava’ya kadınların emperyalist barbarlığa, Molla’lara, IŞİD zihniyetine karşı yükselttiği direnişin ve isyanın coşkusuyla 8 Mart’ı karşılıyoruz” şeklinde ifade edilen sözlerle kadınların 8 Mart aynı zmanda direnişle karşıladıklarını vurgulandı.
Açıklamada, “8 Mart’ta; kampüslerde genç kadın ve lubunyaların erkek devlet şiddetine, LGBTİ+fobiye, tacize karşı yükselttiği sesi, Rojin Kabaiş’ten Poyraz’a katledilen kadın ve LGBTİ+’lar için büyüttüğümüz isyanın öfkesini taşıyoruz. Smart Solar’dan Migros’a işyerlerinde güvencesiz çalışmaya, düşük ücretlere, mobbinge karşı direnişin en önünde olan kadın işçilerin direnciyle 8 Mart’a gidiyoruz.
Emperyalist savaşa, sömürüye, faşizme, eril tahakküme, yoksulluğa, erkek devlet şiddetine, LGBTİ+ fobiye, göçmen düşmanlığına karşı 8 Mart’ta sesimizi sokaklardan alanlarda birlikte büyütelim.
Yaşasın 8 Mart, Bijî 8’ê Adarê” sözleri ile sona erdi.



