DerlediklerimizGüncel

Ergin Yıldızoğlu | “Kamplar var ama direniş de…”

"ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı) gestaposunun vahşeti karşısında kitlesel direnişin sonuç verdiği kesin"

SÖYLENEBİLİR OLANIN SINIRI AŞILDI

Geçen hafta ABD devlet başkanı, Obama çiftini maymun olarak sunan bir görseli “Truth social”da paylaştı. Böylece, iyice aşınmış olsa da hâlâ geçerli olan liberal demokratik “siyaset rejiminin” (Neyin siyaset kategorisi içinde konuşulabilir olduğuna ilişkin…) sınırı aşıldı, faşist dünya görüşünün (Weltanschauung), normalleşmesinin önü tamamen açıldı.

‘TOPLAMA KAMPLARI’ YAYGINLAŞIYOR

ABD’de düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilene kadar bekletildiği toplama kamplarının sayısı, ICE verilerine göre, Trump’ın II. döneminde iki kat artarak 212’ye ulaşmış. Bu kamplarda halen günlük ortalama toplam tutuklu sayısı 65 bin. Rejim tutuklu kapasitesini 2026 sonuna kadar 100 bin+’ya çıkarmayı hedefliyor. Bu amaçla rejim bu mali yıl içinde, her biri 500-9 bin 500 yataklık 125 kamp daha açmayı planlıyor.

Ancak Amerikan halkı bu kampların açılmasına karşı. Kamp olmak üzere seçilen depoların, hangarların, arazilerin Ulusal Güvenlik Örgütü’ne satılmasını engellemek için yerel yönetimlere baskı yapıyorlar, projelerle ilgilenen işadamlarını boykot etmekle tehdit ediyorlar.

ABD’de süreç olarak faşizmin gelişmesini yakından izleyen Rachel Maddow (MSNBC), 2 Şubat tarihli programında, tarihte bu tür kampların açıldıktan sonra hemen her zaman, hızla başka amaçlar için de kullanılmaya başlandığını anımsatıyordu. Nazi Almanya’sı bu kamplara komünistleri, sosyalistleri, rejim karşıtlarını, engellileri doldurarak başladı. Sonrası malum… Maddow, umut veren bir eklemeyle halkın bu gelişmelere sessiz kalmadığını vurguluyor, bu tepkileri ifade eden protesto gösterilerini, özellikle, Missouri, Georgia, Virginia, Maryland gibi 11 Cumhuriyetçi eyaletteki direnişleri, her direnişin her seferinde başarılı olduğunu aktarıyordu.

KASIM SEÇİMLERİ TEHLİKEDE

Bu rejim altında her gün biraz daha belirginleşen bir gerçek de şu: 2026 ara seçimleri ABD’de liberal demokrasiden tamamen ayrılmadan önceki son durak. Geçtiğimiz aylarda MAGA ideolojisinin mimarlarından Steve Bannon bir salon konuşmasında, “Bu seçimleri kaybedersek bu salondakilerin çoğu, ben dahil hapse düşecektir” diyordu. Gerçekten de rejimin önderleri çok korkuyorlar. Tüm kamuoyu yoklamalarında, Trump’ın onaylanma oranı yerlerde sürünüyor. Eğer hile hurda karışmazsa kasım seçimlerinde, çok büyük bir olasılıkla Cumhuriyetçi Parti senato ve meclis çoğunluğunu Demokratlara kaptıracak. Ondan sonra hem Trump hem de etrafındakiler için azil ve yargı süreçlerinin başlaması kaçınılmaz. Öyleyse bu rejimin bu seçimleri, süreci geri döndürülemez biçimde konsolide etmek, rejimin meşruiyetini yeniden kurmak için bir plebisite çevirerek mutlaka kazanması gerekiyor. Trump’ın sık sık hile karıştığını vurgulayarak seçim pratiğini değersizleştirme çabaları, “Böyle gergin bir ortamda aslında seçimleri iptal etmek gerekir” yönünde açıklamaları (pardon şakaları!) sandıkları ICE gestaposuyla koruma önerisi ve 15 eyalette oy süreçlerini “Cumhuriyetçilerin ele geçirmesi gerekir” çağrısı süreç olarak faşizmin hızlandığını gösteriyor.

Georgia eyaletinde, Fulton kenti baskını bu hızlanmanın laboratuvarı: FBI’ın 700+ kutu 2020 oy pusulalarını, tabulator bantları ve seçmen kütüklerini gasp etmesi, düpedüz bir “hile kanıtı” üretme provası. 20+ eyalette ulusal veri tabanına ulaşmak için açılan davalar, Demokratların güçlü olduğu eyaletlerde yerel kurulları devralma çabaları ve Trump’ın “seçimleri federalleştirme” (anayasaya aykırı biçimde, merkezi devletin denetimine alma) niyeti hileyi sandık seviyesinden sistemik manipülasyona taşıma hesaplarını yansıtıyor. Rejim düpedüz seçimleri çalmaya hazırlanıyor.

Rejim, ırkçılığı, kampları olağanlaştırmaya, seçim çalmaya çalışırken ICE gestaposuna ve kamplara karşı büyüyen direniş, Amerika’nın henüz tamamen kaybedilmediğini gösteriyor.

Cumhuriyet Gazetesi 9 Şubat 2026

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu