
Uluslararası Af Örgütü, 8-9 Mart tarihlerinde Suriye’nin kıyı bölgelerinde gerçekleştirilen Alevi katliamlarının savaş suçu teşkil edebileceğini belirterek, HTŞ yönetiminin sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı. Af Örgütü’nün yayımladığı raporda, Baas rejimine bağlı silahlı güçlere yönelik saldırılar sonrasında HTŞ’nin 100’den fazla sivili katlettiği ve öldürülen kişilere mezhepsel kimliklerinin, özellikle Alevi olup olmadıklarının sorulduğu aktarıldı. “Bulguların değerlendirilmesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yetki, bağımsızlık ve geniş görev alanı verilen Bağımsız Ulusal Soruşturma ve Gerçekleri Araştırma Komisyonu’na aittir” denildi.
HTŞ’nin açıklamasında, “Eski rejim kalıntılarının saldırıları sırasında, bazen mezhebi saiklerle, bölge halkına karşı ihlallerde bulunuldu. Bunun sonucunda devlet otoritesi geçici olarak kayboldu” ifadelerine yer verildi. Bu açıklama, HTŞ’nin Alevi halkına dönük katliamı gerçekleştirdiğini itiraf etmek olarak değerlendirildi.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, raporda yer alan infazları kınayarak, “Yaşananlar bir savaş suçudur ve katliamdan sorumlu olanların hesap vermesi gerekmektedir” açıklamasında bulundu. Callamard, adaletin sağlanmaması durumunda, “Suriye, daha fazla vahşet ve kan dökülmesi döngüsüne geri dönme riskiyle karşı karşıya” dedi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, “başta Alevi olmak üzere” 1.700’den fazla sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler ve Suriye İnsan Hakları Ağı ise Lazkiye, Tartus ve Hama illerinde çok sayıda infazın gerçekleştiğini duyurdu.
HTŞ, Alevi katliamına ilişkin açıklamasında, “Silahlı Esad yanlılarını yeni kurulan güvenlik güçlerine saldırarak şiddet olaylarını başlatmakla” suçladığı eski rejim kalıntılarına yönelik suçlamalarına devam etti. Açıklamada, bu saldırıların ardından yaşanan intikam eylemlerinin “önceden planlanmış” bir saldırı olarak değerlendirildiği ve şiddetin daha geniş bağlamda ele alınması gerektiği savunuldu.
HTŞ’nin açıklamasına göre, olaylar “güvenlik boşluğu” yaşandığı bir dönemde meydana geldi ve bu olayların ardından “intikamlar, aşırılıklar ve ihlaller” yaşandı. Bu durumun bir ay içinde tamamlanacak raporla araştırılacağı ifade edildi.