
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ile kayıp yakınlarının, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle her hafta düzenlediği eylem 877’nci haftasında da sürdü. Eylem, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Bu hafta 29 Kasım 1994’te gözaltında kaybedilen Ender Toğcu’nun akıbeti soruldu. Toğcu’nun eşi ve yakınları Tekirdağ’dan gelerek eyleme katıldı.
Eylemde ilk olarak konuşan İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı ve İHD Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, Tahir Elçi ve Şevket Epözdemir’i andı. Her iki dosyanın da cezasızlıkla sonuçlandığını hatırlatan Yılmaz, mücadelelerinin sürdüğünü belirterek şunları söyledi:
“Bizim mücadelemiz, aydınlatılmayan tek bir faili meçhul cinayet kalmayana kadar devam edecek.”
Ardından söz alan İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, yıllardır süren arayışın tek bir soruda toplandığını söyledi: “Kayıplara ne oldu?”
Aydın şöyle konuştu:
“Nihai barış, burada gördüğünüz annelerin, kardeşlerin yüreğinden geçer. Onların yaraları kabuk bağlamadıkça barıştan söz edemeyiz. Hakikat, adalet ve yüzleşme bu sürecin en temel parçalarıdır.”
Ender Toğcu’nun hikâyesi: 31 yıldır haber alınamıyor
İHD Kayıp Komisyonu Üyesi Fırat Akdeniz, 29 Kasım 1994’te gözaltında kaybedilen Ender Toğcu’nun hikâyesini okudu.
Toğcu’nun hikayesi şöyle:
Evli ve tek çocuk babası olan Ender Toğcu, 29 Kasım 1994’te saat 15.00 civarında ağabeyi olan Ali Toğcu’ya, hastaneye yatırılan eşinin yanına gideceğini belirtir ve onun yanından ayrılır. Hastanede o gün refakatçi olarak bulunmakta olan Ender Toğcu’nun annesinin beyanına göre oğlu o gün hastaneye hiç uğramaz. Aynı gün gece saat 22.30 civarında Ender’in babasının ikamet ettiği eve 7-8 kişilik sivil polisler tarafından baskın düzenlenir. O esnada polisler evde bulunan baba Hüseyin Toğcu ve küçük oğlunu dövmeye başlar. Polisler, baba Hüseyin Toğcu’yu sürekli olarak oğlunun nerede olduğunu sorarak dövmeye devam eder. Baba Hüseyin Toğcu, korktuğundan dolayı sivil polislere oğlu Ender Toğcu’nun ‘üç gün önce Kayseri’ye dayısının yanına gittiğini’ söyler. Bunun üzerine polisler babayı ‘Oğlun bizim elimizde, üç gün içinde sana ölüsünü teslim ederiz’ diye tehdit ederek evden ayrılırlar.
Evden ayrılan sivil polisler daha sonrasında Ender’in ağabeyi olan Ali Toğcu’nun evine giderler. Ali’ye de aynı şekilde Ender Toğcu’nun nerede olduğunu sorarlar. Ali Toğcu, sivil polislere Ender’in saat 15.00 civarında yanından ayrıldığını ve kendisini bir daha görmediğini ifade eder. Bunun üzerine polisler, Ali Toğcu’yu da yanına alarak babasının evine tekrar gelirler ve babaya ‘Evinizde silah var, o silahı bize teslim edeceksiniz’ deyip odunluğa girerek silahı çıkarırlar. Polisler babasına silahın yerini Ender Toğcu’nun söylediğini belirtip oradan ayrılırlar. Aynı gece saat 24.00 sıralarında oradan ayrılan polisler bir süre sonra tekrar eve geri gelip baba Hüseyin Toğcu’ya tutanak imzalatırlar. Polisler oradan ayrılmadan önce karşı komşuya da Ender’in nerede olduğunu sorarlar. Komşuları ise Ender’i tanımadığını ve nerede olduğunu bilmediğini belirtince polisler askerliğini daha önce yapmış olan Ender hakkında ‘Ender asker kaçağı ve onu arıyoruz’ deyip oradan ayrılırlar.
Olayın ertesi günü Ender’in ağabeyi Ali, kahvehanede oturduğu sırada Çarşı Karakolu polisleri tarafından kahvehaneden alınıp üç gün boyunca gözaltında sorguya çekilir. Ağabeyine de Ender’in nerede olduğu sorulur, ağabeyi nerede olduğunu bilmediğini söyleyince polisler ‘yalan söyleme, biz onu yakaladık, üzerinde bir liste de çıktı. O listede telsiz ve pil gibi eşyaların fiyatı da yazıyordu’ derler. Ender Toğcu’nun babası Hüseyin Toğcu’nun beyanına göre, Ender’in ağabeyi gözaltında kaldığı sürede Ender’in çığlıklarını ve sesini duyar. Ağabeyi olan Ali Toğcu üçüncü gün Ergani yolu üzerinde serbest bırakılır. Baba Hüseyin Toğcu, oğlunun kaybedilmesinden sonra her ay Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunur fakat kendisine oğlunun gözaltına alınmadığına ve gözaltı kaydının bulunmadığına ilişkin cevaplar verilir. Yine ağabeyi sözlü olarak Çarşı Karakolu’na başvuruda bulunur. Ancak yapılan tüm girişimlere ve aradan geçen 31 yıla rağmen Ender Toğcu’nun akıbeti ile herhangi bir haber alınamaz.”
Aradan geçen 31 yıla rağmen Ender Toğcu’dan hiçbir haber alınamadı.
Eylemde yapılan açıklamalarda, kayıplar dosyalarının Türkiye’de cezasızlığın en ağır örneklerinden biri olduğu, gerçek bir “barış süreci” için bu dosyaların aydınlatılması ve faillerin yargılanması gerektiği vurgulandı.
İHD, Ender Toğcu’nun akıbetinin açıklanması ve sorumluların hesap vermesi talebini yineleyerek mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.



