Güncel

İHD’den 18 Mart açıklaması: ‘Mahpus hakları ayrımsız uygulansın’

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, '18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, politik mahpuslara yönelik farklı infaz rejimlerinin kaldırılması ve tüm mahpuslar için eşit hakların sağlanması çağrısında bulundu.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, ’18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’deki hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ve özellikle politik mahpuslara yönelik ayrımcı uygulamalara dikkat çekti.

Açıklamada, 18 Mart’ın 1923 yılında Komintern’e bağlı Kızıl Yardım Örgütü tarafından “Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü” ilan edildiği hatırlatılarak, dünyanın birçok yerinde bugün politik tutsaklarla dayanışma eylemleri gerçekleştirildiği ifade edildi.

Komisyon, Türkiye’deki hapishanelerinde ciddi bir doluluk sorunu bulunduğunu belirtti. Resmi verilere göre Mart 2026 itibarıyla yaklaşık 304 bin kişilik kapasiteye karşılık 412 binden fazla mapus bulunduğu, doluluk oranının yüzde 133’ü aştığı vurgulandı.

Açıklamada, mevcut verilerde “politik-adli mahpus” ayrımı yapılmadığı ancak uygulamada politik mahpuslara yönelik sistematik ayrımcılık olduğu vurgulandı. Buna göre, adli mahpusların cezalarının dörtte ikisini çekerek tahliye edilebildiği, politik tutsakların ise dörtte üçünü çekmek zorunda bırakıldığı belirtildi. Bu durumun infazda eşitlik ilkesini ortadan kaldırdığı ifade edildi.

Sağlık hakkı ve yaşam koşulları

Komisyon, özellikle hasta, yaşlı ve engelli politik mahpusların sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşadığını ve af yetkisinin bu kişiler için ayrımcı şekilde uygulanabildiğini kaydetti. Açıklamada, bazı mahpusların “ölüme terk edildiği” aktarıldı.

Ayrıca, işkence, ağır tecrit ve “şüpheli” ölümler gibi yaşam hakkı ihlallerinde politik tutsakların daha fazla etkilendiği vurgulandı. Son yıllarda açılan S, Y tipi ve yüksek güvenlikli hapishanelerinin ağır tecrit mekânları olarak tasarlandığı ve mahpusların günde 23 saate varan sürelerle hücrede tutulduğu belirtildi.

“Kuyu tipi” hapishaneler 

Açıklamada “kuyu tipi” olarak adlandırılan hapishanelerde havalandırma alanlarının dahi sınırlı ve kapalı olduğu, mahpusların gökyüzünü dahi kısıtlı görebildiği ifade edildi. Bu durumun insan haklarına aykırı bir infaz modeli oluşturduğu kaydedildi.

İdare ve Gözlem Kurulları

2021’den itibaren faaliyet gösteren İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarına da değinilen açıklamda, bu kurulların “iyi hal” değerlendirmelerini politik mahpuslar aleyhine kullandığı vurgulandı. Pişmanlık dayatmasının kabul edilmemesi halinde tahliyelerin ertelendiği aktarıldı

Kameralı izleme ve disiplin cezaları

Mahpusların yaşam alanlarının kameralarla izlenmesinin “psikolojik baskı ve işkence” niteliğinde olduğu ifade edilirken, özellikle kadın mahpuslar açısından bunun cinsel taciz boyutu taşıdığının altı çizildi. Bu uygulamalara karşı çıkan mahpuslara disiplin cezaları verildiği belirtildi.

Uluslararası hukuk

Açıklamada, ceza infaz hukukunun evrensel ilkelerine göre cezanın esas alınması gerektiği, suç türüne göre ayrım yapılmaması gerektiği hatırlatıldı. Türkiye’de yürürlükte olan 5275 sayılı kanunun da ayrımcılığı yasakladığı ancak uygulamada bunun ihlal edildiği ifade edildi.

Başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olmak üzere uluslararası sözleşmelerin “umut hakkı” ve eşit infaz ilkelerini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında bu ilkelere uyulmadığı savunuldu.

‘Ayrımcı uygulamalar kaldırılsın’

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak; infazda ayrımcı mevzuat ve uygulamaların kaldırılmasını, tüm mahpuslar için eşit hakların uygulanmasını ve temel hak ihlallerine son verilmesini talep etti.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu