
İHD yaptığı açıklamada, “Basına yansıyan “düzenleme” hazırlıkları, biçimsel/kozmetik değişikliklerle yeniden dolaşıma sokulmak istense de özünde aynı şeyi hedeflemektedir: LGBTİ+’ları toplum önünde meşruiyetsizleştirmek, görünürlüğü “suç” ilan etmek, ayrımcılığa, şiddete ve faşizme devlet eliyle hukuki kılıf kazandırmaktır.
Bu yaklaşım, zaten etkili korunmadan yoksun bırakılan LGBTİ+’ları tamamen güvencesiz hale getirmekle kalmayacak; onları açık hedef haline getirerek nefret saldırılarını, şiddeti ve cezasızlığı büyütecektir. Hukuken mesele nettir: Devlet, Anayasa m.10 eşitlik ve ayrımcılık yasağı, m.17 insan onuru ve maddi-manevi bütünlük, m.20 özel hayatın korunması, m.26 ifade özgürlüğü, m.33 örgütlenme özgürlüğü, m.34 toplantı ve gösteri hakkı başta olmak üzere temel hakları korumakla yükümlüdür. Ayrıca Anayasa m.90/5 uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) m.8, m.10, m.11 ve m.14 hükümleri doğrudan bağlayıcıdır” diyerek anayasaya dair değinilerde bulundu.
Açıklamanın devamında, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı, kimlik ve yönelimi hedef alan “ahlak”, “kamu düzeni” gibi gerekçelerle getirilen sınırlamaların demokratik toplumda gerekli sayılmayacağını; özellikle LGBTİ+’ları görünmez kılmaya dönük düzenlemelerin damgalama, caydırma ve fiili şiddeti artırma etkisi yarattığını açıkça ortaya koymuştur. Anayasa m.90/son uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere aykırı biçimde LGBTİ+ varoluşunu hedef alan hükümler yok hükmündedir.
Dahası, ceza hukukunun belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeleyen muğlak kavramlarla (ör. “genel ahlak” gibi) temel hak ve özgürlüklerin daraltılması, kanunilik ilkesine aykırı biçimde keyfi uygulamalara zemin hazırlar; idareyi fiilen kimlik temelli denetim yapan, sınırları belirsiz bir müdahale mekanizmasına dönüştürür. Böyle bir mekanizma hukuk devleti ilkesinin açık inkarıdır.
Bu tür bir uygulama, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan uluslararası insan hakları hukukundan ve anayasal düzenden bilinçli ve sistematik bir kopuş anlamına gelir. LGBTİ+’ları hedef gösteren, varoluşu “suç” ilan eden, hakları budayan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Bu hat derhal terk edilmeli; ayrımcı düzenleme arayışları geri çekilmelidir.
İHD olarak, ayrımcılık içeren her türlü uygulama ve sürecin karşısında kararlılıkla duracağımızı; bu tür girişimlere karşı tüm yasal yolları sonuna kadar kullanacağımızı; sorumlular hakkında ulusal ve uluslararası mekanizmalar nezdinde gerekli başvuruları yapacağımızı ve hiç kimseyi geride bırakmayacağımızı kamuoyuna duyuyoruz. Nefret siyaseti meşrulaştırılamaz. Varoluş yasaklanamaz” denildi.



