İzmir Kadın Platformu’nun çağrısıyla Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan kadınlar, Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca “Savaşa, yoksulluğa, şiddete karşı mücadeleyiz” yazılı pankart eşliğinde yürüyüşe geçti.
Yürüyüşte yer alan Yeni Demokrat Kadın (YDK), “Onur yasak tanımaz, isyandan doğar”, “Solculuk failliği aklamaz kadınlar hesabı sorar”, “Ataerkiye sömürüye yoksulluğa karşı alevlenen yürekleri otur, izle!”, “Jin jiyan azadi”, “Göğün yarısı zaferin tamamı bizim”, “Hormon haktır engellenemez”, “Biji serhıldana jinan”, “Saçlarımızdan sokaklara mücadeleyi örüyoruz” yazılı dövizler taşıdı.
Yürüyüş sırasında kadınlar tarafından sık sık, “Yaşasın 8 mart, yaşasın kadın mücadelemiz”, “Jin jiyan azadi”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Rojava’da direnen kadınlara bin selam” gibi sloganlar atıldı.
Yürüyüşte Kobane’li kadınların 8 Mart mesajı okundu. Gönderilen mesajda, “Rojava’da Kürt kadınlar geleneksel kısıtlamalara karşı bilinçli bir devrimle ayağa kalktı. Ve Kadın devrimini toplumsal devrimin temeli haline getirdi. 2026’da da inşa edilen direniş örneğiyle kadınların eşit ve özgür bir toplum yaratabiliceğini gösterdiler. Bir kez daha ‘Jin, jiyan, azadi’ anlayışıyla Kobane ve Rojava kadınlarının yürekleriyle özgürlük ve eşitlik için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart’ını kutluyoruz. Saygı ve selamlarımızla” denildi.
Penguen Kitabevi önüne kadar yapılan yürüyüşün ardından burada Kürtçe ve Türkçe basın açıklaması okundu.
Yapılan açıklamada, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam talebiyle sömürüye ve şiddete karşı dev bir isyana dönüştüğü mücadele günü olduğu belirtildi.
İktidarın 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesiyle başlayan sürecin, “Aile ve Nüfus 10 Yılı” programıyla kadınları geleneksel rollere hapsetmeyi ve kadın bedenini nüfus politikalarının aracı haline getirmeyi hedeflendiği ifade edilen açıklamada, tüm bu politikaların kadına yönelik şiddeti arttırdığı, 2026 yılının ilk iki ayında en az 45 kadının öldürüldüğü, 43 kadının ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği vurgulandı.
İktidarın emperyalist güçlerle kurduğu ilişkiler ve savaş politikalarının halklara yoksulluk, yıkım ve baskı getirdiği, en ağır bedeli ise yine kadın ve çocukların ödendiği belirtilen açıklamada, “Kürt sorununun çözümü için yükselen barış ve demokrasi taleplerimiz görmezden geliniyor. Rojava’da halkların kazanımları hedef alınırken, kadınların büyük bedellerle kurduğu eşitlikçi yaşam ve örgütlenme deneyimi de cihatçı çetelerin saldırılarıyla yok edilmek isteniyor. Biz kadınlar gerçek bir barışın ancak Kürt sorununun eşit yurttaşlık temelinde çözümüyle mümkün olacağını biliyoruz. Bu nedenle inkâr ve güvenlikçi politikaları kabul etmiyoruz” denildi.



