GüncelKadın

“Kadın cinayetleri yapısal ihmallerin sonucudur”

Şeyma Aladağ, aynı gün içinde 6 kadının öldürülmesiyl ilgili olarak, uzaklaştırma kararlarının etkin uygulanması ve Istanbul Convention’nin eksiksiz hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu, geçtiğimiz hafta aynı gün içinde 6 kadının katledilmesine ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.  İstanbul ÖHD şubesinde yapılan basın toplantısında “Jin, jiyan, azadî” yazılı pankart asıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı basın toplantısında açıklamayı yapan ÖHD Üyesi Şeyma Aladağ, bir günde 6 kadının katledilmesinin cins kırımının hangi boyutta geldiğini gözler önüne serdiğini ifade etti.

Kadınların katledilme şekilleri hakkında bilgi veren Şeyma Aladağ şunları belirtti:

“İstanbul Arnavutköy’de Filiz Şağbangül, boşanma aşamasında olduğu Gıyasettin Şağbangül tarafından üç çocuğunun gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürülmüştür. Gebze’de Aylin Polat Dağ, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Erdal Dağ tarafından kamuya açık bir alanda ateşli silahla öldürülmüştür. Van’da Gönül Alkan, hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı Kemalettin Alkan tarafından gece saatlerinde öldürülmüştür.

Osmaniye’de İlknur Kor, boşandığı Semih Öner tarafından ateşli silahla öldürülmüştür. Aksaray’da Kübra Kılıç ve kuzeni Zeynep Ayaz, Kübra Kılıç’ın boşandığı Tolga Kuş tarafından silahla öldürülmüştür. Kadınların bir kısmının boşanma sürecinde veya sonrasında öldürülmesi, erkek şiddetinin kadınların kendi yaşamları üzerinde karar verme hakkına yöneldiğini açıkça ortaya koymuştur. Fail hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen cinayetlerin işlenebilmiş olması ise devletin koruma yükümlülüğünün fiilen yerine getirilmediğini göstermektedir.”

‘İstanbul Sözleşmesi eksiksiz uygulanmalı’

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yasal dayanaklardan olan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulamadaki eksiklerin ve ihmallerin giderilerek yeniden uygulanmasını isteyen Şeyma Aladağ, “Kadınların kolluk birimlerine yaptıkları başvuruların çoğu zaman ciddiyetle ele alınmadığı, şiddetin ‘ile içi mesele’ olarak görülerek tarafların uzlaştırılmaya çalışıldığı ve kadınların çeşitli yollarla yeniden şiddet ortamına dönmeye zorlandığı görülmektedir.

Şiddetin niteliği ve tehlike düzeyi, kolluk tarafından öznel yargılara göre belirlenmekte; koruyucu ve önleyici tedbirler alınmamakta veya gecikmeli, sınırlı ya da yetersiz biçimde uygulanmaktadır. Ayrıca sığınma olanaklarının yetersizliği, ekonomik desteklerin sınırlılığı ve psikososyal hizmetlerin erişilebilir olmaması, şiddet mağduru kadınların güvenli bir yaşam kurmasını güçleştirmekte ve onları fiilen korunmasız bırakmaktadır” ifadelerini kullandı.

 Talepler 

Şeyma Aladağ, avukatlar olarak taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

“Uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde izlenmemesi, karar ihlallerinin yaptırımsız kalması, faillerin ateşli silahlara erişiminin engellenmemesi ve elektronik izleme gibi koruyucu araçların yeterince kullanılmaması da hukuki tedbirlerin caydırıcılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, verilen kararların kağıt üzerinde kalmasına ve risk altındaki kadınların gerçek anlamda korunamamasına yol açmaktadır.

Savcılık ve aile mahkemelerinin koruyucu tedbir kararlarını gecikmeli veya dar kapsamlı vermesi, kurumlar arası koordinasyon eksikliği, sistematik risk değerlendirmesi yapılmaması ve kamu görevlilerinin ihmalleri karşısında etkili soruşturma yürütülmemesi, kadın cinayetlerinin önlenememesine neden olan yapısal sorunları derinleştirmektedir. Faillerin yargılamalarında sıkça karşılaştığımız cezasızlık ve gerekçesiz ceza indirimleri, infaz usullerindeki eksikler nedeniyle kadına yönelik şiddet yaptırımsız kalmakta ve adalet sağlanamamaktadır. Bu durum aynı zamanda yeni failler için cesaretlendirici ve hatta ‘örtük onay’ anlamına gelmektedir”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu