GüncelKadınMakaleler

KADINLARIN BİRLİĞİ | Göğün Yarısı Zaferin Tamamı Bizim

"Kadın işçilerin direnişiyle, yaşamlarıyla, talepleriyle 8 Mart hafızalarımıza kazındı. Bilincimizde, belleğimizde, gelecek mücadelemizde silinmez izler bıraktı."

New York’lu dokuma işçisi kadınların ağır çalışma koşullarına karşı başlattıkları direniş 1857’den bu yana sürüyor. O gün dokuma işçisi kadınların başlattıkları direniş yaşamlarına maloldu. 122 kadın işçi yaşamını yitirmişti ve bu çok ağır bir bedeldi. Kadın işçilerin direnişiyle, yaşamlarıyla, talepleriyle 8 Mart hafızalarımıza kazındı. Bilincimizde, belleğimizde, gelecek mücadelemizde silinmez izler bıraktı.

Bu yüzden 1857’den bu yana dokuma işçisi kadınların direnişi, dünyanın dört bir yanında baskıya, eşitsizliğe, ayrımcılığa, erkek egemenliğine karşı kadınların yarattığı talepler, eylem ve isyanlarla büyüyerek devam ediyor.

Bu yıl 8 Mart’ı ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısıyla başlayan savaşın eşiğinde karşıladık. Emperyalist barbarlığın dünya halklarına dayattığı savaş gerçekliğinin tırmandırıldığı bir zaman aralığında 8 Mart’a yürüyoruz. Bir yanda baskı, şiddet, yoksullukla kadınların yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaşması gerçeği varken savaşın ağırlığı da kadınların omuzlarına yükleniyor. Emperyalist güçler arası çıkar çatışmasının, rekabetin, yeni pazar arayışlarının yarattığı savaş gerçekliği ile halkların, ezilen milyonların, kadınların yaşamı, emeği, bedeni, geleceği altüst ediliyor.

“Kadınlara özgürlük getiriyoruz” iddiasıyla yola çıkanların, yaptığı katliamları bu söylemlerle meşrulaştırmaya çalışanların bombalarının kadınlara katliamdan, yoksulluktan, yerinden olmaktan başka bir şey getiremeyeceği açık. Bir gericiliğin baskısı ve zulmü altında olan bir halka, kadınlara başka bir gericiliğin vadedeceği, getireceği özgürlük, demokrasi vb. olamaz. İran örneğinde olduğu gibi gerici molla rejimine karşı ABD emperyalizminin, İsrail Siyonizmi’nin halka vadedeceği tek gerçek acı ve katliamdır. Daha ilk andan kız çocuklarının okuluna bombalar yağdıran, yüzlerce çocuğu bile isteye katleden bir zihniyetin geri bırakılmış ülkelere yaptıkları müdahalenin halka yansıması tarihsel olarak böyle olmuştur. Irak, Afganistan, Libya, Suriye bunun örnekleridir. Emperyalist saldırılar halklara özgürlük, demokrasi vb. değil, daha fazla yıkım ve bağımlılık getirmiştir.

Molla rejimi, İran halkının üzerinde onlarca yıldır nasıl baskı ve sömürü aracı ise ABD emperyalizmi de bunun biçim değiştirmiş halidir.

ABD başkanı Trump’ın yaptığı saldırıları, ifade ediş biçimi, söylemleri itibari ile deli diye niteleyerek dünya halkları üstüne çöken bu karanlığı normalleştirmeye, halkın bilincinde olağanlaştırmaya çalışan anlayışta bu zihniyetin bir parçasıdır. Özellikle Türk burjuva medyası sıklıkla bunu yaparak Trump’la vücut bulan faşizmi, barbarlığı halkın bilincinde sıradanlaştırmaya çalışıyor. Uşaklığın, emperyalizme göbekten bağlılığın gereği olarak bilinçli yapılıyor.

İran’da onlarca yıldır gerici Molla rejiminin baskısı ve zulmü altında yaşayan, ayrımcılığın, erkek egemenliğinin en ağır biçimde saldırı ve şiddetine maruz kalan kadınlar, bu 8 Mart’ı savaşın gölgesinde karşılıyor. Onlarca yıldır Molla rejiminin gerici ve ayrımcı politikalarına maruz kalan kadınların omzuna savaşın yükü eklendi.

Kadınlara dönük ayrımcılık ve şiddet içeren politikaların her daim yine kadınların isyanı ve direnişi ile karşılanan İran’da kadınların kaderini, geleceğini belirleyecek olan kadınların direnişi ve mücadelesidir. İranlı kadınlara Molla rejiminin gericiliği karşısında alternatifmiş gibi kurtuluş/özgürlükmüş gibi yansıtılan emperyalist müdahalelerin kadınlara dayattığı gelecekte de sömürü ve baskıdan başka bir şey olmayacak. Yakın tarihte Mahsa Amini’nin katledilmesiyle açığa çıkan kadın direnişinin de gösterdiği gibi baskı ve şiddetle örülü bir yaşam dayatmasına karşı İranlı kadınların isyan etme gücü var. İran’da kadınların geleceğine bu güç biçim verecek.

İran’da gerici Mola rejimi, Suriye’de IŞİD kalıntısı cihatçı Şara, Türkiye’de tarikatlar… Kadınların yaşamı, geleceği erkek egemen iktidarlar eli ile bu gericiliğin sessizliğinde, karanlığında boğulmak, kaybedilmek isteniyor. Fatmanur ve Hifa bu sessizlikte kaybedilmeye çalışıldı.

Taleplerimiz, direnişimiz, mücadelemiz erkek egemen düzenin kadınlara dayattığı baskı, şiddet, sömürü ve diğer tüm saldırıları hedef alıyor. Dokuma işçilerinin direnişinden bu yana, kadınlara şiddet ve sömürü altında sınırlı bir yaşam dayatan erkek egemenliğine karşı yükselen mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

Kadınların geleceğini bu mücadele belirleyecek!

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu