
Ağustos’un başında başlayan 8’inci Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2026-2027 zam verileri, Hakem Kurulu tarafından açıklandı. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; 2026’nın ilk altı ayı için yüzde 11, ikinci altı ayı için yüzde 7; 2027’nin ilk altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ayı için yüzde 4 zam yapılacak. Ayrıca 2026’nın ilk altı ayında taban aylıklara bin TL ek ödeme verilecek.
Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, toplu sözleşme kararlarının kamu emekçilerini kapsamadığını ifade etti.
Süreçten tüm kamu emekçilerinin rahatsız olduğunu kaydeden Ayfer Koçak, “Yetkili konfederasyonlar, Kamu-Sen ve iktidarın işveren temsilcileriyle yürüttükleri ilişkiler sonucunda toplu sözleşme süreci ziyan edildi. Ortaklaşa hareketle bu süreç çarçur oldu. Bugün, kamu emekçileri açısından durum kabul edilebilir bir noktada değil. Özlük hakları, ekonomik haklar ve özellikle emeklilik hakkı açısından bıçak kemiğe dayanmış durumda. Dolayısıyla, bizim için bu süreç henüz bitmedi” dedi.
Toplu sözleşme kararlarının kamu emekçilerini kapsamadığını ifade eden Ayfer Koçak, “Yetkili konfederasyonlar, özellikle 58 maddelik kazanımları korumak için hakem heyetine gittiklerini savunuyor. Ancak Resmi Gazete’de yayımlanan bu 58 maddeyi incelediğimizde; bunların altının boş olduğu görülüyor. 58 maddenin 43’ü, bir önceki toplu sözleşme sürecinden farklı değil; aynen yayımlanmış. 12 maddede küçük rötuşlar var. Ama bunlar geniş kitleleri kapsayan değişiklikler değil, bazı personeli ilgilendiren sınırlı düzenlemeler. İşin kötüsü, burada bir puanlama sistemi var. Tabanı, yani geniş kitleleri etkileyebilecek maddelerde birkaç puanlık artışlar yapılırken, idareci kadrolar için daha yüksek puan artışları tanımlanmış. Memur-Sen, bu 58 maddeyi överken, ‘İdareci ve üst düzey personelin birkaç puanlık artışını aldık’ diyor. Bu, tüm kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecini heba ettiklerinin itirafıdır” diye belirtti.
“İtibarsız bir süreç yürütüldü”
Ayfer Koçak, toplu sözleşme sürecine katılan konfederasyonların dört gün boyunca masada tartışmalara katıldıklarını, son gün 20 dakika kala ‘Çekildik, imza atamayız’ dediklerini anımsatarak, “Bu, artık kimse tarafından ciddiye alınmıyor. İtibarsız bir süreç yürüttüler. Örneğin, ilk gün hakem kurulu toplantısı iki saati geçmedi. İkinci gün, sadece 50 dakika yan yana geldiler. Sonraki günlerde de iki saati aşmayan görüşmeler yapıldı. 2,5 milyon emekliyi ve kamu emekçilerini ilgilendiren iki yıllık toplu sözleşme sürecine bu kadar gayriciddi yaklaşılması, durumun vahametini gösteriyor” diye konuştu.
“Kadınların talepleri gündem dışı bırakıldı”
Kadın kamu emekçilerinin toplu sözleşme süreçlerinde taleplerinin gündeme getirilmediğini belirten Ayfer Koçak, idareci kadrolarda kadın sayısının yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Ayfer Koçak, “Kamu emekçilerinin neredeyse yarısı kadın, ancak idareci kadrolarda oran yüzde 2’yi geçmiyor. Kadınların talepleri çoğu zaman görünmez kılınıyor. Toplu sözleşme süreçlerine götürdüğümüz kadın talepleri, oradaki iktidarın temsilcileri tarafından gündem dışı olarak gösteriliyordu. Oysaki kadın kamu emekçileri açısından olmazsa olmaz taleplerdi. Kadınların talepleri ilk defa bu sene aile yılı olması meselesi üzerinden tartışıldı. Ancak bu da bizim açımızdan bir sorun, kadın haklarını aile meselesi üzerinden tartışmayı doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.
“7/24 kreş talebi önerme düzeyinde kaldı”
Kamu emekçisi kadınlar açısından cinsiyet eşitliğini gözeten politikaların ve atamaların yapılması talebinin yansıtılmadığını ifade eden Ayfer Koçak, “Kamu emekçileri açısından kadınlar hem iktidar hem de yetkili konfederasyon tarafından bu sene de görülmedi. En belirgin taleplerden biri olan 7/24 kreş talebi de sadece temenni ve önerme düzeyinde kaldı” dedi.
Kadın kamu işçilerinin karşılaştığı sorunların ancak örgütlenmeyle aşılabileceğini dile getiren Ayfer Koçak, “Bütün alanlarda olduğu gibi kadın alanında ve mücadelesinde de mesele aslında öznenin kendisinde başlıyor. Kadın kamu emekçilerinin örgütlenmesiyle ancak bu meseleyi aşabilme şansımız var. Ülkemizde aslında hiç azımsanmayacak düzeyde yan yana gelebilen amasız fakatsız birlikte hak talebinde bulunan kadın mücadelesi var” diye kaydetti.
“Barış talebini büyütmek zorunda”
Barışın emek mücadelesindeki önemine dikkat çeken Ayfer Koçak, emek mücadelesinin hakkını alabilmesi, görünür olabilmesi ve haklarının tekrardan kaybedilmemesinin demokratikleşmeyle ilgili olduğunu aktaran Ayfer Koçak, emek mücadelesinin barış talebini yükseltmek zorunda olduğunu belirtti. Ayfer Koçak, “Çatışma ve savaşların olduğu ülkelerde demokrasi rafa kalkar ve emek görünür olmaz. Ülkemizde de emekçiler buradan payını çokça aldı” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın toplumsal itirazlara karşı kullandığı “Bir kurşunun fiyatını biliyor musunuz” ifadesini hatırlatan Ayfer Koçak, “Bu anlamda ülkemizde bir barış sürecinin başlaması çok değerli. Dünyanın çoğu bölgesinde çatışmalar yok ama emekçiler haklarını yine alamıyorlar. Sömürü sistemi yine bir şekilde devam ediyor. Ama barış ortamı, emeğinin hakkını alabileceği zemini yaratabilir. Emek mücadelesinin görünür olmasını sağlar. Bu yönüyle barışı çok önemsiyoruz” diye belirtti.
(MA)