GüncelKadın

KOMÜNİST KADINLAR | 8 Mart’ın Mirası: Kutlama Değil, İsyan!

Proletarya Partisi’ne bağlı Komünist Kadınlar Birliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı bildiride, kadınların kurtuluşunun emperyalizme, faşizme ve kapitalizme karşı yürütülen örgütlü mücadeleyle mümkün olacağını vurguladı. Bildiride 8 Mart’ın bir “kutlama günü değil, isyanın mirası” olduğu ifade edildi.

Komünist Kadınlar Birliği (KKB), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı bildiride 8 Mart’ın tarihsel kökenine, bu mücadelenin işçi sınıfı hareketi içinde şekillendiğine dikkat çekti.

Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“8 Mart, 1857’de New York’ta dokuma tezgâhlarında daha iyi koşullar için direnirken can veren işçi kadınların mirasıdır. Yani bizim için 8 Mart, salt bir takvim günü değil; kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskılara karşı başlattıkları örgütlü direnişin tarihsel simgesidir.”

“Dünya emekçi kadınlarının mücadelesi, 20. yüzyılın başlarında işçi sınıfının içinde şekillenmiş; Clara Zetkin’in öncülüğünde uluslararası işçi kadın dayanışmasıyla bugünkü 8 Mart’ı doğurmuştur. Bu tarih, kapitalizmin krizlerine karşı emekçi kadınların direniş geleneğinin bir parçası olarak örgütlü sınıf mücadelesi içinde yükselmiştir.”

“Bugün bizler, 8 Mart’ta sadece taleplerimizi haykırmıyor; kapitalizmin, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçisi faşizmin yarattığı cehennemi yıkmak için mücadeleyi yükseltme çağrısı yapıyoruz.”

Komünist Kadınlar, bildiride dünya siyasetindeki gelişmelere de değinerek yeni bir emperyalist savaş tehlikesine dikkat çekti:

“Dünya, üçüncü emperyalist paylaşım savaşının eşiğinde sallanıyor. Bir tarafta ABD-İngiltere öncülüğündeki NATO bloku, diğer tarafta Çin ve Rus emperyalizminin başını çektiği blok. Her iki blok da kendi çıkarları için, dünya halklarının kanıyla, canıyla, toprağıyla yeniden bir paylaşım savaşına hazırlanıyor.”

“Bu, kapitalizmin sistemik krizinin derinleştiği, emperyalistler arası çelişkilerin keskinleştiği bir dönemde, sermayenin yeni pazarlar, yeni sömürü alanları, yeni nüfuz bölgeleri arayışının kaçınılmaz sonucudur.”

“Bugünün dünyasında savaşın baş kışkırtıcısı olan ABD emperyalizmi, küresel hegemonyasını yeniden tesis etmek, gerileyen gücünü savaşla tahkim etmek için Ortadoğu’da İsrail ile birlikte yangın çıkarıyor.”

Bildiride İran’a yönelik saldırıların arka planına dair şu görüş dile getirildi:

“Dünya halkları biliyor ki, İran’a yönelik saldırıların sebebi ne ‘nükleer program’ ne ‘İran’ın bölgede bir tehlike olması’ ne de İran rejiminin halk düşmanı karakteridir. Saldırının ardında, Çin’i çevreleme, Avrasya’nın enerji koridorlarını denetleme, Rusya’nın güneyini kontrol altına alma hedefi yatıyor.”

“Dün Venezuela’da devlet başkanını kaçırıp yönetimi değiştirmeye çalışanlar, Gazze’de çocukları katledenler, Rojava’da cihatçı yapılar eliyle halkın kazanımlarını tırpanlayanlar, yarın başka coğrafyalarda halkların kaderiyle oynayacak olanlar aynı emperyalist çıkarlardır.”

KKB emperyalist güçlerin kadın hakları söylemine yönelik kadın mücadelesinin anti-emperyalist olmak zorunda olduğunu da şu sözlerle ifade etti:

“Bu gerçekliğe rağmen emperyalizm, kadınlara, kız çocuklarına ‘kurtarıcı’ rolüne bürünmeye çalışıyor. Oysa Ortadoğu’ya ‘kadın hakları’ getireceğini söyleyen NATO bombaları, kadınları ve kız çocuklarını enkaz altında bırakmış, onları savaşın en ağır yükünü taşımaya mahkûm etmiştir.”

“Bu nedenle anti-emperyalist olmayan bir kadın mücadelesi, savaşa teslim olmaktır. Biz komünist kadınlar, emperyalist savaşın karşısındayız ve biliyoruz ki bu savaş ancak devrimle, ancak emperyalizmin zincirlerini kırarak durdurulabilir.”

Bildiride ayrıca Türkiye’deki gelişmelere de değinilerek kadın cinayetlerine yönelik şunlar ifade edildi:

“AKP-MHP faşist iktidarı, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik politikalarıyla şiddeti sistematik olarak üretmekte ve meşrulaştırmaktadır. Zira iktidar ‘aile’ dedikçe kadınlar ölüme, çocuklar istismara, lubunyalar görünmezliğe itiliyor. Onların ‘kutsal aile’si, kadının, lubunyaların ve çocuğun hapishanesi olmak dışında bir anlam taşımıyor.”

“Devletin koruyup kolladığı, vergilerimizle beslediği tarikatlar ve cemaatler eliyle kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lar her türlü sömürüye maruz bırakılıyor.”

KKB, bildirinin son bölümünde kadınların kurtuluşunun örgütlü mücadeleyle mümkün olduğunu vurguladı:

“Kadınların kurtuluşu, parlamentolarda lütfedilecek kırıntılarla değil; örgütlü, bilinçli ve devrimci bir mücadeleyle kazanılacaktır.”

“Anti-emperyalist olmayan bir kadın mücadelesi eksiktir. Anti-faşist olmayan bir kadın mücadelesi kırılgandır. Sınıfsal bir temele dayanmayan hiçbir özgürlük talebi kalıcı değildir.”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu