
Daha önce yürütülen hukuk mücadelesi sonucunda alanın “Rezerv Yapı Alanı” ilan edilmesi kararı ile yüksek yoğunluklu yapılaşma öngören planların mahkeme tarafından iptal edildiği, bu kararlarla birlikte yaklaşık 80 bin metrekarelik alanın tamamının “Rekreasyon Alanı” olarak tescillendiği hatırlatıldı. Ancak platform temsilcileri, belediyenin son plan değişikliğiyle daha önce iptal edilen düzenlemelere benzer, hatta inşaat alanını iki bin metrekare daha artıran yeni bir planı yürürlüğe koyduğunu belirtti.
Yeni plana göre, daha önce korunan 49 bin 247 metrekarelik rekreasyon alanının kaldırılarak yerine yalnızca 16 bin 560 metrekare yeşil alan ayrıldığı, geri kalan yaklaşık 40 bin 200 metrekarelik bölümün ise ticaret ve konut alanı olarak planlandığı ifade edildi.
Açıklamada, belediyenin “kamulaştırma maliyeti” gerekçesinin gerçeği yansıtmadığı savunularak, İmar Kanunu’nun 11. maddesine göre hazine mülkiyetindeki parsellerin kamusal hizmet sağlayacak idareye bedelsiz devrinin yasal zorunluluk olduğu hatırlatıldı. “Rezerv Yapı Alanı” kararının iptal edilmesi nedeniyle alanın yeniden Maliye Hazinesi’ne dönmesi ve belediyeye bedelsiz devrinin mümkün olduğu belirtildi.
Buca’daki mevcut yapı yoğunluğu ve trafik yüküne dikkat çekilen açıklamada, alanın yapılaşmaya açılmasının “kent suçu” olacağı ifade edildi. Eski hapishane alanının yalnızca fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda toplumsal hafızada önemli bir yer tuttuğu vurgulanarak, rekreasyon alanı olarak korunmasının hem kentsel ihtiyaçlar hem de toplumsal hafızanın yaşatılması açısından önem taşıdığı kaydedildi.
Meslek örgütleri ve platform temsilcileri, olası bir depremde geçici barınma alanı olarak da kullanılabilecek bu boş alanın korunması için mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.



