DerlediklerimizGüncel

NUBAR OZANYAN | Her Yasak Kendi İsyancısını Yaratır

"Dipte biriken öfkenin, su yüzüne vurması geç de olsa umut ve heyecan vericidir. Öncülüğünü gençlerin yaptığı eylemlerde kitleler, “kötü kader”lerini kabul etmeyerek, öfke ve tepkisini sokaklara döküp meydanlarda göstermeye başladı."

Hukukun ve adaletin olmadığı bir yerde bütün tanrılar sahte, ahlak uydurma, vicdan ise boş bir sözdür. Adına yasak denilen paslı egemen zincirlerin emeği, bedeni, düşünceyi tutsak almak istediği zulüm dolu bir ülkede isyan etmek meşrudur.

Muktedirler ve haramilerden yana olmayan, yoksulluğa, adaletsizliğe itiraz eden, muhalif olan herkes, her an akıl dışı bir gerekçeyle tutuklanıp, hapse gönderilebilir. Herkes işinden, emeğinden olabilir, malına-mülküne el konulabilir.

Düşünen, konuşan, sisteme aykırı olan her muhalif ses susturulmak isteniyor. Her türlü itirazın daha fazla yükselip başkaları tarafından duyulmaması için gazeteciler tutuklanıyor. AKP mızrağı artık çuvala sığmıyor.

Kimsenin yaşamından hoşnut olmadığı, her an herkesin “terör örgütü üyesi” ilan edilerek suçlanıp tutuklanabileceği, herkesin herkese düşman edilmek istendiği zulüm ülkesinde, en devrimci eylemdir yasakları tanımayarak barikatları aşıp cellatların yüzüne tükürmek. Yüzleri asık, öfkeli kalabalıkların meydanları doldurması zalimler için çanların çaldığı zamanlar olarak okunmalıdır. Egemenlerin sandıktan değil sokaklara inen, meydanları dolduran öfkeli kalabalıkların sesinden daha fazla korktuğu günleri yaşıyoruz.

Dipte biriken öfkenin, su yüzüne vurması geç de olsa umut ve heyecan vericidir. Öncülüğünü gençlerin yaptığı eylemlerde kitleler, “kötü kader”lerini kabul etmeyerek, öfke ve tepkisini sokaklara döküp meydanlarda göstermeye başladı.

Yüz binleri aşan Maltepe mitingi, birçok şehre yayılan gösteriler, özellikle gençliğin boykot eylemleri, henüz toplumun tüm kesimini harekete geçiremezse de R.T. Erdoğan diktatörünü fena endişelendirmektedir. İşçi sınıfı, emekçiler, henüz sendikal barikatları bir bütün aşamadan Maltepe’de kurulan polis barikatına yüklendi. Ezip geçti. Açıktır ki, bu kitlesel gösteriler, E. İmamoğlu’nun tutuklanmasına duyulan tepkinin ötesine taşmıştır. CHP’nin de sınırlarını aşarak sisteme duyulan büyük itiraz haline gelmiştir.

Bilinir ki, en büyük zulüm ve adaletsizlikler, akıl almaz kayyum darbeleri önce Kürdistan’da başladı. Sistematik hale gelmiş darbe yönetimi, sınırını Türkiye şehirlerine kadar genişletti. Hırsızlık, yolsuzluk, çökme, hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında direnen, büyük bedeller ödeme pahasına susmayan geri adım atmayan, bu toprakların özgürlük rüzgarı olan Kürt halkı, kırk yıldır boyun eğmeden nasıl direnileceğini herkese gösterdi ve öğretti. “Hak verilmez alınır”, “Özgürlük, direnerek kazanılır” ve sokağa meydanlara dökülüp direnilmeden, mücadele etmeden özgürlük ancak uzakta duran nazlı bir hayal olarak kalır.

Türkiye halkının, yanıbaşında yarım asırdır dağda, zindanda, meydanlarda direnen, büyük bedel ödeyen on binlerce evladını özgürlük mücadelesine gözünü kırpmadan feda eden Kürt halkını ve Kürdistan gerçekliğini daha iyi tanımak gibi sorumluluğu vardır. Türkiye halkı, demokratları, aydın ve ilericileri, Kürt halk gerçekliğini ve Kürtlerin duygusal dünyasını anlamadan muktedirlere karşı ortak mücadele etme zeminini yaratamaz. Bu zemin, hep zayıf kalır.

Türk halkı, aydınları, ilericileri; içindeki Türklük zehrini atarak, ırkçı şoven fikirleri her gün öldürerek, temizlenerek Kürt halkıyla arasında oluşan çitleri kırıp yakınlaşabilir. Kürt halkının acıları hissedilmeden, Kürtler anlaşılamaz. Türk halkı yanıbaşında özgürlük ve adalet için mücadele eden Kürt halkının yanında omuz omuza, beraber durarak, hissederek, anlamaya çalışarak, birlikte mücadele ederek dayanışma köprülerini büyütebilir. Ezilen Kürt ulusu özgürleşmeden ezen Türk ulusu ve emekçileri de özgürleşemez. Irkçılık, Kemalizm özgürlüğün en büyük düşmanıdır.

Kürt halkının yıllardır soykırım ve asimilasyon zulmü karşısında yalnız kalarak mücadele yürütmesinin yarattığı doğal tepkilerindeki haklılığı anlamak gerekir. Ancak Kürt halkı da bilmelidir ki, demokratik toplum talebinde, adalet ve özgürlük mücadelesinde Türk halkıyla ortak mücadeleyi geliştirme yollarını açmaya çalışmazsa yolu oldukça uzun olacak ve Türk şovenizm zehri kolay atılamayacaktır.

Herkesten önce görev, Türkiyeli demokratlara, ilerici ve devrimcilere düşmektedir. Bir yandan Türkiye işçi sınıfını emekçilerini uyandırıp ayağa kaldırıp harekete geçirecek diğer yandan içlerindeki Türklük ideolojisine karşı soluksuz mücadele edecektir. Bilinmelidir ki, nasıl ki çiçekleri büyüten yağmur damlaları ise özgürlüğü büyütecek olan da direnişlerdir.

Irkçı, bağnaz, kadın-doğa-Kürt ve Alevi düşmanı olmayan bir yaşam yaratmak mümkündür. İnanarak, bir olunarak, örgütlenip, harekete geçerek zorluklar alt edilir, paslı Osmanlı zincirleri paramparça edilir.

(Yeni Özgür Politika – 1 Nisan 2025)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu