DerlediklerimizGüncel

NUBAR OZANYAN | Kesik Damarlar…

"Kıta Amerika’sının tarihi sadece sömürgecilik, soykırım/katliamlar ve emperyalizmden ibaret değildir. Aynı zamanda direniş ve mücadele tarihidir."

Dünya yeni bir yıla girerken, yeni yılın geride bıraktığımız yılı aratmayacağı, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısıyla belli oldu. ABD emperyalizminin ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü Güney Amerika kıtasına yönelik saldırganlığı ilk kez değil. ABD daha önceden de kıtada kendi çıkarlarıyla çelişen iktidarlara yönelik açık ve gizli askeri saldırılar, darbe girişimleri gerçekleştirdi. Bu politikasını ise ‘Monroe Doktrini’ adı altında bir politik yönelime dayandırdı. Bu politikaya göre; ABD emperyalizmi, müttefik olarak ilan ettiği Avrupalı emperyalistlerin Kuzey, Güney ve Orta Amerika’daki ‘sömürgecilik faaliyetlerine’ izin vermeyecek, bunun karşılığında ise Avrupalı emperyalist müttefiklerinin içişlerine karışmayacaktı. Elbette burada kastedilen ‘sömürgecilik faaliyetleri’, ABD’nin kendi ‘arka bahçesi’nde tek söz sahibi olması demekti. Bu politika sonucunda başta Kızılderililer olmak üzere yerli halka yönelik soykırım ve katliamlar gerçekleştirdi. Kendisine biat etmeyen, kendi çıkarlarına aykırı politika izleyen her iktidarı düşman olarak kodladı ve müdahale etti.

Venezuela’ya kayyum atamak

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının gerekçesi olarak, ‘narko terörizm’ ileri sürülse de bunun doğru olmadığı açıktır. ABD’nin amacının başta petrol olmak üzere Venezuela’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarına çökmek olduğu biliniyor. Nitekim ABD Başkanı D. Trump, saldırıdan sonra yaptığı açıklamada bu gerçeği net bir şekilde ifade etti ve Venezuela’yı kendilerinin yöneteceğini ilan ederek, deyim yerindeyse Venezuela halkının iradesine ‘kayyum atadıklarını’ ilan etti.

ABD’nin bu saldırısının bir diğer nedeni ise kıta Amerika’sında aralarında Venezuela’nın da olduğu çeşitli ülkelerde Çin ve Rusya’nın başta petrol ticareti olmak üzere ekonomik ilişkilerinin gelişmesi, yapılan ticaret anlaşmalarıyla ABD’nin kıta üzerinde hegemonyasının gerilemesidir. ABD, bu durumu kendi çıkarları için bir tehdit olarak algıladığı için Karayipler Bölgesi’ne olağanüstü bir askeri yığınak yaptı ve Venezuela’ya yönelik emperyalist bir saldırganlık gerçekleştirdi. Bu saldırganlığın devam edeceği ve sırada Küba, Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerin olacağı, ABD Başkanı Trump’ın oldukça açık ve net açıklamalarından anlaşılıyor.

ABD’nin bu saldırısıyla birlikte emperyalist kapitalizmin içinde bulunduğu durum, emperyalist kamplar arasındaki çelişkilerin niteliğinin daha da keskinleştiği açıktır. Artık bir dönem propaganda edilen ‘uluslararası hukuk’, ‘diplomasi’ vb. yerine ‘gücü gücüne yeten’ bir dönem başladı. II. Emperyalist Paylaşım Savaşı ilan edilen düzenin sonuna gelindiği anlaşılıyor. Emperyalist haydutluk bu kez son derece açık bir biçimde tedavüle sokulmuş durumdadır. ‘Serbest piyasa’ söyleminin yerini, ‘gümrük vergileri’ adı altında ‘korumacılık’; ‘uluslararası insan hakları’ söyleminin yerini dünyanın her bölgesinin ‘Gazzeleştirilmesi’ alıyor. Emperyalist kamplar ve bölgesel gerici güçler arasında çelişki ve rekabet, beraberinde ‘savunma’ adı altında silahlanma yarışını getirdi; yeni bir emperyalist paylaşım savaşının tüm hazırlıkları tam anlamıyla sürdürülüyor.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik son saldırısı, hem kıta Amerika’sı hem de dünya halkları açısından önemli bir dönemece işaret ediyor. Dünyanın efendileri, başta da ABD emperyalizmi açısından kendi çıkarlarıyla uyumlu olmayan her bölgenin artık ‘Gazzeleştirileceği’ mesajını çok net olarak verdi.

Bu yönelim karşısında ezilen dünyanın halkları çaresiz değildir. Unutmamak gerekir ki; ‘Yanki emperyalizmi’nin kıta Amerika’sına yönelik bu saldırganlığı karşısında ‘onur’ ve ‘direniş’ bulacaktır. Kıta Amerika’sının tarihi sadece sömürgecilik, soykırım/katliamlar ve emperyalizmden ibaret değildir. Aynı zamanda direniş ve mücadele tarihidir. Tıpkı Uruguaylı gazeteci, yazar ve şair Eduardo Galeano’nun 1971’de yayınlanan ve Türkçeye “Latin Amerika’nın Kesik Damarları: Bir Kıtanın Yağmalanmasının Beş Yüzyılı” olarak çevrilen kitapta anlatıldığı gibi; Kıta Amerika’sının damarları hala kanamaktadır…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu