GüncelPusula

PUSULA | Kitleler ve Gerçeklerle İç İçe Olmak

"Devrimci çalışmada kitlelerin somut sorunlarına dokunmayan, çözümler içermeyen söylemlerin sınıf mücadelesi açısında hiçbir pratik karşılığı yoktur."

Sistemli, devrimci militan bir çalışma, ancak bu çalışmayı özümseyen, ideolojik netliğe, fikirsel zenginliğe sahip olan özne güçler tarafında yürütülür. Bu güçleri geliştirmede gereken nicelik ve nitelik düzeyi ulaşmayan hiçbir çalışma devrimci mücadelede sıçramalı bir gelişmeyi yakalayamaz. Dolayısıyla böylesi süreçlerde devrimci militanların ideolojik, siyasal bilincini sürekli yükseltmek temel bir görevdir. Çünkü, devrimci fikirlerin en geniş kitlelere yayılması, kitlelerin karşı devrimci fikirlerin etki alanından kurtarılması, bu görevin başarılmasıyla mümkün olur. Keza, devrimci mücadelede her militanın istikrarlı bir çizgide yürümesi, önüne çıkan sorunlara bilimsel bir tarzda çözümler araması ancak ideolojik, siyasal gelişimine süreklilik kazandırmasıyla olur. Bu yönlü sağlanacak her gelişme, düşünüş ve hareket tarzına zenginlik katar. Yani bu zorlu mücadelede ayakta kalmanın yolu sürekli öğrenmeden geçer.

Öğrenme, devrimci bilinci her zaman canlı ve diri tutar. Bu da her renkten burjuva anlayışa karşı kendimizi korumanın ve sınıf düşmanlarımıza karşı tereddütsüzce mücadele etmenin en büyük güvencelerinden biridir. Yine devrimci çalışmada başarılar elde etmek için her halükârda kitleler ve gerçeklerle iç içe olmamız gerekir. Gerçeklere yaslanmayan ve bu temelde kitlelerle sıkı bağlar kurmayan devrimci bir öznenin ve hareketin başarı şansı yoktur.

“Gerçekleri olgularda arama”, aynı zamanda kitlelerle sıkı temas kurma, halkın talepleri, yönetenlere karşı tutumu vb. konular hakkında somut olarak bilgilenmektir. Eğer devrimci çalışmalar bu somut pratik ilişkiler ve meseleler üzerinde yürümezse, gerçeğe ulaşmak ve bu çerçevede devrimci görevleri somutlamak giderek zorlaşır.

Devrimci görevlerin somutlaması, karşı karşıya kalınan pratik sorunların doğru bir tarzda çözümlenmesi için MLM temel ilkeleri konusunda doğru ve yetkin bir kavrayışa sahip olunması gerekir. Her şeyden önce bu evrensel gerçekler ortaya bir anlayış, bir bakış açısı sunmaktadır. Bu bakış açısının rehberliğinde yaratıcı politikalar geliştirmek, uygulamak, tamamen özne güçlerin kavrayış düzeyine bağlıdır. Bu konuda taşınan yetersizlikler aşılmadığı sürece, bırakalım karşı karşıya kalınan sorunları çözmeyi, yeni sorunların ortaya çıkmasına davetiye çıkarılmış olur.

Devrimci çalışmada kitlelerle iç içe olmak, aynı zamanda kendi gerçekliğimize de ayna tutmaktır. Çünkü, yürütülen mücadelenin haklı ve meşru olması, yapılan propagandaların, çağrıların hemen karşılık bulması anlamına gelmez. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, devrimci çalışmada özne güçlerin bilinç düzeyi, temas kurduğu işçi ve emekçilerin somut talepleri ve çözümü konusunda sahip olunan bilgi birikimi ikna gücünü artırır, dinletme ve anlama eylemine olumluluk katar. Her şeyden önce özne güçlerin böylesi bir öz güvene sahip olması, gelen eleştirilerin sabırla dinlemesini sağlar; doğru temelde dile getirilen düşüncelerden öğrenilir, hata ve eksikliklerin giderilmesi konusunda olması gereken devrimci sorumlulukla hareket edilir.

Devrimci çalışmada kitlelerin somut sorunlarına dokunmayan, çözümler içermeyen söylemlerin sınıf mücadelesi açısında hiçbir pratik karşılığı yoktur. Oysa devrim kitlelerin eseridir. Dolayısıyla sınıf bilinçli proletarya bu eserin yaratıcılarıyla somut sorunları üzerinde temas kuracak bir söylem ve eyleme sahip olmak zorundadır. Ne diyordu Başkan Mao; “Kitlelerin gücünü örgütlemek bir siyasettir.” (S.E, cilt III, s. 168). Eğer bu konuda pratik çalışmalarda yetersizlikler yaşanıyorsa, mevcut nesnel koşulları da göz ardı etmeden bu yönlü uygulanan siyaseti çok yönlü ve kapsamlı olarak sorgulamak gerekir.

Açık ki, devrim ve sosyalizm mücadelesinde başarının yolu bu gücü açığa çıkarıp örgütlemekten geçer. Bu nedenle bu yönlü yaşanan her yetersizliğin giderilmesi, kitle çalışmasın da daha yaratıcı pratiklerin geliştirilmesi bir zorunluluktur. Yaşanan devrim deneylerine baktığımızda, devrimin zaferinin, devrimde menfaati olan halk güçlerinin ortak yürüyüşünü örgütlemekten geçtiği gerçeğini görüyoruz. O halde kitlelerin gücüne güvenme ve bu güçle, doğru bir siyasetle bağ kurmak ana görevimizdir. “Partimiz her gün kitle çalışmasında bulundu ve geçen on iki yıl boyunca da her gün kitle çizgisinden söz etti. Biz her zaman devrimin halk kitlelerine, herkesin çabalarına dayanmak zorunda olduğunu savunduk ve sadece emir veren birkaç kişiye dayanmasına karşı çıktık.” (Mao, S.E, cilt: IV, s. 263)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu