EmekGüncel

RÖPORTAJ | Polyak Maden İşçileri Kazandı!

"Biz işçiler olarak bu ülkenin emekçileri olarak toplumun % 70’ini kapsıyoruz. Birliğimizi beraberliğimizi bozmadığı sürece bütün işçi sınıfı, bütün emekçiler hakkını alabilir."

İzmir Kınık’ta linyit kömürü üreten Polyak Madeni’nde süren direniş başarıyla sonuçlandı. Bağımsız Maden-İş, işçilerin ödenmeyen haklarının ödendiğini ve işe dönmek isteyen 620 işçinin, üç ay içinde yeniden işbaşı yapacaklarını duyurdu. FİBA Holding’den Çinli Qitaihe Longcoal Mining şirketine devredilen İzmir, Kınık’taki Polyak Eynez Enerji Üretim Madencilik şirketine ait linyit kömürü madeninde çalışan işçilerin devir sırasında uğradıkları mağduriyete karşı başlattıkları direnişin işçilerin haklarının ödenmesiyle sonuçlandığı açıklandı.

Geçtiğimiz yıl küçülme bahanesiyle madende 1.700 maden işçisi işten çıkarılmış, Aralık’ta da Özyeğin ailesine ait Fiba Holding, Polyak Madencilik’teki hisselerini Çinli şirket Qitaihe’ye devretmişti. Ancak bu devrin usulsüz bir şekilde gerçekleştiği, sendikanın verdiği bilgiye göre, söz konusu devrin 100 TL gibi sembolik bir bedelle yapıldığı açıklanmıştı. Bu devir sürecinde Polyak Madencilik’te çalışmaya devam eden 1.243 maden işçisinin ücretleri ödenmemişti.

Bizler de bu süreci Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile direniş sürecini, maden işlerinin yaşadıklarını, işçi sınıfının içinde bulunduğu çalışma koşullarını konuştuk.

– Polyak madencilikte 21 Şubat’ta başlayan mücadele 5 Mart’ta kazanımla sonuçlandı. Bu süreci nasıl ilerlettiniz, neler yaşandı? Kısaca aktarır mısınız?

– Öncelikle kazanımı en çok sağlayan şey, işçilerin birliği ve beraberliği. Bütün toplum işçiyi desteklerse, Kınık halkı, çevremizdeki ilçelerdeki halk, işçinin yanında olduğu zaman kazanım çok basit. Ama işte dediğimiz gibi en güzeli işçinin birliği beraberliğidir.

Türkiye’de siyasi konjonktürün getirdiği maddi ve manevi durumda işçilerin, işçi kesiminin ya da bütün halkımızın zaten modu düşük. Bir de yedi kat yerin altında çalışıp da iki ay maaşını alamazsan, sana söz verilip o söz tutulmazsa o zaman işçinin, madencinin psikolojisi çok iyi olmuyor. Çok sıkıştığı zaman ne yapacağını bilemezsiniz madencinin.

Madenci atmosferi çok etkili olur, insana güç verir, kuvvet verir. O zaman da azim doğar sizde. O zaman işçinin birliği beraberliği, işçiye verdiği güç farklı olur. Bir de biz haklı bir durumdayız; yer altında çalışıyor bu işçiler, yedi kat yerin altında çalışıyor. Bir kazma salladığı zaman 12 tane payı var o kazmanın. 12 kişi o kazmadan ekmek yiyor. 13. kişi de bu işçi sınıfı oluyor, emekçi oluyor.

Oradaki süreç oraya doğru çıktığında da biz, “burada bir tane patron var, bundan sonra 1.243 patron var” dedik. O da işçilerin gücüyle, birlikleriyle Türkiye’deki işçi sınıfına da bir örnek olsun diye bu cümleyi söyledik. Elbette biz patronluk yapmak istemedik ama elbette gerektiği zaman işçilerle beraber bu patronluğu da hep beraber yapabilirdik.

İşçi sınıfına seslendik, böyle bir hakkı olduğunu, böyle haklı olduğu zaman bu birlikteliği-beraberliği sağlarsa her şeyi başarabileceğini Türkiye’deki işçi sınıfına anlatmaya çalıştık.

O zaman herkes tepki verdi, işçi sınıfından patron mu olur dediler siyasetçiler olsun, kamu görevlileri olsun… İşte madenciden patron olursa bizim elimizden milletvekilliğini alırlar, bizim elimizden belediye başkanlığını alırlar, bizim elimizden patronluğu alırlar… Bir avuç insanız biz, binlerce avuç insanı yönetiyoruz. Bu yönetim sistemi de bu işçilere geçerse biz kâr edemeyiz, bu işçiler kâr eder demeye başladılar.

Bizim gibi olur bunlar da; gözlerini açmayalım, ne yapalım? Bu işçilerin bütün haklarını verelim, bunları en azından en kısa zamanda susturalım. Yani bu atmosferde yürüdüğümüz zaman, işte o zaman kazanım daha kolay oluyor. Oradaki maden, dünyanın ikinci en derin maden ocağı. O madende çalışmak çok tecrübe ister, çok disiplin ister, çok bilgi ve birikim ister. Orada bir hatayla çok şeyi kaybedebilirsiniz. O yüzden orada çalışan arkadaşlarımızın psikolojisiyle, maddi ve manevi oynamamak lazım.

İşçi zaten alınteri için kelleyi torbaya koyuyor, kefeni cebine koyup yedi kat yerin altına giriyor.

O yüzden o madencinin önünde kimse duramaz, o madencinin önüne bariyer kursa da o bariyeri de dinlemez. Çünkü o alınteri çok önemli. Çünkü çalmıyorlar, çırpmıyorlar, fazla da bir hak istemiyorlar. Hakkını istediği zaman bu işçiyle de işte “kanun şu, kanun bu, eylem yapma, bariyer kurduk, şunu yapma, bunu yapma, özel mülk” dediğiniz zaman da işçi de ister istemez birliğiyle beraberliğiyle bu gücü de elde ettiği zaman o psikolojisi her şeyi yaptırabilir.

Ben madende çalıştım 22 sene, bu psikolojiyi çok iyi biliyorum. Madencinin ağzındaki lokmayı alırsınız; efendidir, sakindir, çok uyumludur ama bam teline dokunursanız madencinin kimse hakkından gelemez. Çünkü madenci psikolojikman zaten 8 saat yerin altında kalıyor. İki saat, üç saat de yollarda geçiyor ömrü. Aşağı yukarı 15 saat güneş görmüyor.

O madencinin psikolojisinden de “Ben askerim, ben kaymakamım, ben belediye başkanıyım, ben milletvekiliyim, ben bakanım” diyen anlayamaz; onu madenciler bilir. O madenci bir çıktığı zaman o madenciyi kimse durduramaz.

Buradaki sürecin gerçekten Türkiye’ye bir ışık olduğunu düşünüyoruz. Çünkü halkımızın destekleriyle, işçinin kararlı ve disiplinli duruşuyla, buradaki 1.240 işçi kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi ayrıştırmadan birlikte ve azimle kararlı bir şekilde durduğu için bu işçinin de hakkını eninde sonunda alacağını biliyorduk. Ben gönlümden isterdim ki bir 10 gün daha sürsün, Türkiye’deki bütün işçi sınıfı, bütün siyasi partiler daha iyi anlamasını isterdim. Kısa sürdü bana göre. Ama kazanımı güzel oldu gerçekten, işçilerin yüzü güldü.

En azından geriye dönük özlük haklarını, maaşlarının hepsini aldı işçiler. Hepsinin paraları da aşağı yukarı ayın 16’sına kadar yatacak. Belki de hepsi bugün de bitirirler. Onun için de sendika olarak çok mutluyuz. Gerçekten bu işçilerle yol yürümek güzel.

– Madenin işletilmesi nasıl olacak, nasıl bir süreç işletilecek?

– İşçi Çinli şirket ilk geldiğinden bu zamana kadar güven alamadı. Buradaki işçiler de hakkını aldıktan sonra bazı arkadaşlar -% 60’ı- diyelim işi bırakmayı düşünüyor, istifasını verenler de var. O esnada kalan arkadaşlar da Kaymakam, Kınık Belediye Başkanı, iş yeri yetkilileriyle, Vali’nin de bilgisi doğrultusunda bir liste oluşturduk. Bu listeyi de yavaş yavaş toparladık. Şimdi bu arkadaşları geri çağırıyorlar. Bugün MAPEG’den denetlemeye gelecekler. Bir de Çin’den denetlemeye gelinecek, Çin devleti de denetlemeye gelecek ocağı. Bu denetlemeler bittikten sonra olumlu sonuç alırsak en kısa zamanda bu maden üretime geçecek.

Yani biz yetkililerle görüştüğümüzde bunu söylediler bize. Sendika olarak biz görüşüyoruz, dün de görüştüm müdür beyle. Bu kadar işçi geri dönmeyi düşünüyor ama sonra ne olur bilemeyiz.

– Son olarak söylemek istediğiniz bir şey veya bir çağrınız var mı?

– Şöyle bir söz söyleyebilirim, biz işçiler olarak bu ülkenin emekçileri olarak toplumun % 70’ini kapsıyoruz. Birliğimizi beraberliğimizi bozmadığı sürece bütün işçi sınıfı, bütün emekçiler hakkını alabilir. Bir avuç insana binlerce avuç insanı köle yapıyorlar. Buna da kanun diyorlar, adalet diyorlar, nizam diyorlar. İşçiye geldi mi kanun var, patronlara geldi mi kanun hiçbir zaman yok. Biz bir tane patronun cezaevine atıldığını görmedik ama işçinin cezaevine düştüğünü çok gördüm. İşçinin, iş cinayetinde hayatını kaybettiğini çok gördüm. İşçinin işten atıldığını da çok gördüm. Ama dediğimiz gibi işçinin birliği ve beraberliği çok önemli, çok değerli.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu