EmekGüncel

SÖYLEŞİ | “Bir Kıvılcım Varsa, Büyütmek Gerekiyor!”

DGD-Sen Örgütleme uzmanı Azad Erdinç ile konuştuk. Erdinç, "İşçi sınıfını güçlendiren, büyüten, umudu artıran, güçlendiren, büyüten her şeyi önemsiyoruz ve değerli görüyoruz. Bir kıvılcım varsa bunu büyütmek gerekiyor" dedi.

23 Ocak’ta başlayan Migros direnişi, 23 günün ardından işçilerin taleplerinin kabul edilmesi ve kadroya alınmasıyla, kazanımla sonuçlandı. 10 ilde 14 depoya yayılan fiili grevin ardından taşeron sistemine son verildi ve tüm depo işçileri Migros kadrosuna geçirildi.

Sendika, “net yüzde 50 zam” talebinin karşılanması, depo işçilerinin taşerondaki çalışma sürelerinin kıdem hesabında korunacağı, 2022’deki direnişle kazanılan il destek primi, devamlılık primi ve kıdem yılı primi gibi hakların eksiksiz devam edeceği açıkladı. Bu süreci DGD-Sen Örgütleme uzmanı Azad Erdinç ile konuştuk. Erdinç, umut vurgusu yaptı.

 – Migros direnişi kazanımla sonuçlandı, süreç nasıl gelişti?

– Biz, DGD-Sen olarak yıllardır Migros depo işçileriyle biriz. Yani sendikamız Migros’tan çıkan işçilerin kurduğu bir sendika zaten. O yüzden de sürekli Migros’la bağlantılıyız. İşçiler oraya gidiyor ve oradan başlayarak bizimle örgütleniyor. En son 2019’da, 2022’de eylemler yapmıştık ve bütün diğer depolarda -özellikle 2022’den sonra- birçok örgütlenme sağladık. Diğer depolardan birçok işçi -Erzurum’dan, Diyarbakır’dan- bizimle iletişime geçti. O tarihlerden bu yana bahsini ettiğim depolardan bize ulaşan bütün işçi arkadaşlarla görüşüyorduk örgütlenmeye yönelik.

Daha tam örgütlülük sağlanmamıştı, 2024’te de benzer durumlar vardı. 2025’in sonlarında asgari ücret açıklandı ve biz “bu kabul etmediğimiz bir durum” dedik. Ardından birkaç yerde eylemler yaptık, kısa kısa eylemler örgütledik.

– Uyarı eylemleri gibi…

– Evet, örneğin birkaç defa erken çıkış yaptık. Yemekhane eylemleri vs. gibi eylemler yapıldı. “% 28 yapmayın bize” dedik. Ama uyarı eylemlerimiz dikkate alınmadı. Biz zaten bu memlekette dikkate alınmadığımızı biliyoruz. Yoksulluk, çalışma koşulları vb. dikkate alınmadığımızı biliyoruz. Bu taleplerimizin dikkate alınması için üretimden gelen gücümüzü kullanmamız gerekiyor.

Biz de işçi arkadaşlarla İstanbul’dan, İzmir’den, Adana’dan, Diyarbakır’dan bütün illerden görüştüğümüz bütün arkadaşlarla iletişim kurduk ve artık fiili bir şey yapmamız gerektiğini düşündük. Ocak 22’de bütün komitelerle ortak bir toplantı yaptık ve ortak bir karar aldık. Ardından da 23 Ocak’ta ilk kıvılcımı Esenyurt’tan başlattık.

Diğer depolar da hazırlık aşamasındaydı zaten. Arkasından Çayırova, Şekerpınar, Adana, İzmir, ardından Diyarbakır, Erzurum vs. art arda iş bıraktı. Bazı ulaşamadığımız depolar vardı; Ankara depo mesela çok önemliydi. Onlar bırakamadı.

Biz sadece % 50 zam istiyoruz, kadro istiyoruz. Mücadelemiz sadece bu bağlamda. Ve bunlar bütün işçi sınıfının meselesi. Bu ülkede her yok sayıldığında kafanı kaldırman gerekiyor aslında. Biraz, buraya değinmek istiyoruz. Yok sayılıyorsun, bir şey yapamazsın, kafanı kaldıramazsın, isyan edemezsin, işçiler örgütlenemez, şunu yapamaz-bunu yapamaz deniliyor. Biz de bunlara karşı “hayır varız”, “yaparız” demek istiyoruz. Bunun için yan yana geldik. Ve 23 günün sonunda bir kazanım elde ettik.

Taşeronlar gitti, evet, bu bir kazanım. Zam, evet, bu da bir kazanım… Tüm bunlar topyekûn, bütün işçi sınıfının kazanımı. Bizi gören, duyan, meseleyi anlayan herkesin artık burada bir şeyler yapması gerekiyor.

“Ya işçiden tarafsın ya da değilsin!”

– Direnişe katılan, hakları için mücadele eden işçilerde nasıl bir değişim gördünüz?

– İşçiler direniş başlarken, kapısına gelen, destekleyen kişileri görüyor. Hangi medya bizi yayınlıyor, hangi medya yayınlamıyor, bunu görüyor. Devletin buradaki pozisyonunu görüyor. Emniyet’in pozisyonunu görüyor. Bunların hepsi deneyim ve birikim yaratıyor elbette.

Biz DGD-Sen’le beraber ortalama 5.200-5.300’e yakın işçiye ulaştık.

Ama sadece bu kadar değil, bu rakamlar çarpı 5 olduğunda 25 bin kişiye ve devamında bizi gören, takip eden milyonlara tekabül eden bir hikâye bu. Bazen videoları falan görüyoruz, milyonlar izlenmiş. Yani bir şekilde taraf olmuş. Ya işçiden tarafsın ya da değilsin. Ortası yoktur. Biz buradan, işçiden taraf olanların çoğunluğunu gördük aslında.

Karşımızda bir sürü sarı sendikayı, etrafındaki patronları, medyasını görüyoruz. En basitinden bir tane gazetecinin direnişimizi nasıl baltaladığını görüyoruz. Solda birçok insan görüyoruz ve burayı küçümsüyorlar, “buradan bir şey olmaz” gibi bakıyorlar.

Biz bunlara rağmen, bir sürü zorluğa rağmen, bu kadar kısıtlı imkânlara rağmen bir şeyler yaptık. Kısacası direnişin, bu kalkışmanın önemli bir birikim yarattığını düşünüyoruz.

– Bu, bir bilinç ve deneyim aktarımı bir taraftan da değil mi?

– Evet, büyük bir şey aslında. Herkesi memnun etmeyebilir ya da şurada-burada hatalar da vardır. Elbette olacak. Ama genel olarak, toplamda işçi sınıfına büyük katkısı olmuştur direnişimizin. Bugün Tokat’ta iş bırakan, haksızlığa karşı yanyana gelen işçi de BİRTEK-SEN’in veya inşaat işçilerinin vs. eylemi vb. hepsi bir kazanımdır.

– Son olarak ne söylemek istersiniz, sınıfın diğer öznelerine ve de devrimci ve sosyalistlere?

– Daha cesaretli olmaları gerekiyor. İşçi sınıfının kazanım elde edeceği yer havzalardır, depoların-fabrikaların önüdür.

Yani bir yerden izlemek, tartışmak, anlamaya çalışmak vs. elbette bunlar da bir şeydir ama yetmez. Bu yüzden ben sahada bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Bizce işçi sınıfının kazanımına dair bir umut varsa, bunu mutlaka yaratmak lazım ve büyütmek lazım. İşçi sınıfını güçlendiren, büyüten, umudu artıran, güçlendiren, büyüten her şeyi önemsiyoruz ve değerli görüyoruz. Bir kıvılcım varsa bunu büyütmek gerekiyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu