Güncel

SÖYLEŞİ | İdare ve Gözlem Kurulları Tahliyeleri Engelliyor!

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Berivan Barin, İdare Gözlem Kurullarını ve işleyişini gazetemize anlattı.

Yürürlüğe 1 Ocak 2021’den giren “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik” ile şartlı salıverme kararları İdare ve Gözlem Kurulları’nın yetkisine verildi. İnfaz Yasası’nda tanımlanan ceza infaz süresini tamamlayan tutsak ve tutsakların şartlı tahliyesini öngören düzenlemesi, bu yönetmelikle sınırlandırıldı. Tahliyelerin “iyi halli” olma koşullarına bağlandığı yönetmeliğin yürütmesi ise İdare ve Gözlem Kurulları’na verildi. Gözlem Kurulları ise çeşitli gerekçelerle tutsakların “iyi halli” olmadığı gerekçesiyle tutsakların infazlarını erteleyip, infazlarını yakma uygulamasına imza attı. Devam eden uygulama, sürekli olarak Meclis gündemine taşınıyor.

Sık sık hak ihlalleriyle gündeme gelen Urfa ve Tokat hapishanelerinde tahliye erteleme ve infaz yakma rakamları uygulamanın yaygınlığını gözler önüne seriyor.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Urfa Şubesi verilerine göre, son iki yılda; Urfa 1 No’lu T Tipi Hapishane’de 23, Urfa 2 No’lu T Tipi Hapishane’de 13, Tokat T Tipi Hapishane’de 17, Siverek Hapishanesi’nde 3 defa tutsakların infazı yakıldı. Toplamda 38 tutsağın infazı, 56 kez ertelendi, bunlardan 16’sının infazı ise disiplin cezaları sonucunda tamamen yakıldı. İnfazları yakılan tutsakların 4’ü Tokat T Tipi, 4’ü Urfa 1 No’lu, 8’i Urfa 2 No’lu T Tipi Hapishane’de kalıyor.

Bu hapishanelerde kalan 51 kişi ise denetimli serbestlik koşulunu sağlamasına rağmen bu hakkı kullanmasını engellendi. Verilere göre, son 2 yılda Urfa 1 No’lu T Tipi Hapishane’de 21 tutsak, Urfa 2 No’lu T Tipi Hapishane’de 19, Tokat T Tipi Hapishane’de 9 ve Siverek Hapishanesi’nde 2 tutsak denetimli serbestlikten yararlandırılmadı.

2024 yılı verileri

Bu hapishanelerde 2023’te 22 tutsağın infazı ertelendi, 9 kişinin infazı yakıldı. İnfaz ertelemelerin en çok yaşandığı yıl ise 2024 yılı oldu. 2024’te her 3 hapishanede sadece 1 şartlı tahliye gerçekleşti. Tokat T Tipi Hapishane’de 6, Siverek Hapishanesi’nde 2 tutsağın infazı 11 kez, Urfa 1 No’lu T Tipi Hapishane’de 7 kişinin infazı 12 kez ertelendi. Bu hapishanelerde kalan 6 kişinin ise infazı yakıldı.

 2025’in ilk yarısı verileri

Tokat T Tipi Hapishane’de 4 tutsağın infazı 6 kez ertelendi. Urfa 1 No’lu Hapishane’de 2, Urfa 2 No’lu Hapishane’de 2 tutsağın infazı ertelendi, 1 tutsağın infazı yakıldı. Söz konusu hapishanelerde 8 kişi ise denetimli serbestlik hakkından faydalandırılmadı.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Berivan Barin, İdare Gözlem Kurullarını ve işleyişini gazetemize anlattı.

Kurulların yapısı ve işleyişi

5275 sayılı Kanun’un 89. maddesi gereğince iyi hâl değerlendirmesi yapan kurula Cumhuriyet savcısı başkanlık ediyor; kurum müdürü, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, psikolog, öğretmen, infaz ve koruma baş memuru gibi idari personel yer alıyor. Hukukçu üye bulunmaması ise karar süreçlerinin keyfi olmasına yol açıyor.

ÖHD’li avukat Berivan Barin, “Kurullar fiilen mahkeme yetkisine müdahale ediyor, tutsakların özgürlüklerine el koyuyor. Bu, hukuk devleti ilkesini ciddi biçimde ihlal ediyor” diyor.

“Mahkemelerin yetkilerine müdahale ediliyor”

Anayasa’nın 9. maddesi yargı yetkisinin yalnızca bağımsız ve tarafsız mahkemelere ait olduğunu düzenlerken, İdare ve Gözlem Kurulları koşullu salıverme ve denetimli serbestlik hakkında fiilen karar veriyor. Özellikle Bolu, Aksaray, Karabük ve Erzincan hapishanelerinde tutsakların infazları sürekli erteleniyor. Barin, “Mahpuslar özgürlüklerini geri kazanmak için mahkemeye başvuruyor, ancak kurulların kararları çoğu zaman mahkemeler tarafından onaylanıyor. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular ise çoğunlukla reddediliyor” ifadelerini kullanıyor.

Kurullar, “iyi hâl” değerlendirmesinde disiplin cezaları ve farazi gerekçelere dayanıyor. Örgüt üyeleriyle aynı odada kalmak, pişmanlık göstermemek, fazla kitap bulundurmak veya siyasi içerikli dilekçe yazmak tahliye erteleme gerekçesi olabiliyor. Barin, “Bu uygulamalar, tutsakların düşüncelerini ifade etmesini engelliyor, mektuplarında ve telefon görüşmelerinde otosansüre zorlanıyorlar. Bu, ruhsal işkence niteliğinde bir sistemdir” diyor.

“Belirlenen yaşam biçimi tutsaklara empoze ediliyor”

Öğretmen, sosyolog ve psikolog gibi aktörler aracılığıyla belirlenen yaşam biçimi tutsaklara empoze ediliyor; politik görüşlerini terk etmeleri ve pişmanlık göstermeleri bekleniyor. Barin, “Mahpuslar politik görüşlerini terk etmeye veya pişmanlık göstermeye zorlanıyor. Anayasa, kimsenin inanç ve kanaatlerini değiştirmeye zorlanamayacağını açıkça belirliyor ama bu program tam tersini yapıyor” diyor.

Kurul kararlarına karşı yapılan itirazların infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemelerince gerekçesiz reddedilmesi, etkili başvuru hakkını ortadan kaldırıyor. Barin, bu durumla ilgili de“İdare ve Gözlem Kurulları fiilen paralel bir yargı organı gibi çalışıyor. Tahliyeler, pişmanlık dayatması ve keyfi iyi hâl kriterleri üzerinden engelleniyor. Bu durum hem Anayasa hem de AİHS’e aykırıdır” diyor.

 

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu