Gebze Mermerciler Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan İsveç sermayeli Omsa Metal, 57 işçiyi sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkardı. Mobbing ve baskılara karşı örgütlü mücadeleyi seçen ve Birleşik Metal-İş’e üye işçilere patron, işten çıkarma silahını kullanarak hiçbir haklarını teslim etmeden kapıyı gösterdi.
Birleşik Metal-İş Sendikası’na bir işçinin üye olmasıyla başlayan süreçte, diğer işçiler de arkadaşlarına destek vererek sendikaya üye oldu. Bunun üzerine patron, 57 işçiyi toplu işten çıkardı.
Yaşanan mücadeleyi ve hak gaspı ile hukuksuzluğu gazetemize anlatan işçiler haklı mücadelelerinde kararlı olduklarını dile getirdiler ve “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” dediler.
“Çözüm, mücadeleci sendikaların kapısını çalmak”
Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 No’lu Şube Sekreteri Faruk Kaya, Orta Vadeli Program’la dayatılan düşük ücretler ve güvencesiz koşullarının Omsa Metal’de de uygulanmak istendiğini aktardı. Fabrikada yaşanan süreci Türkiye’nin portresi olarak nitelendiren Kaya, “Bu topraklarda örgütlenmelerde onlarca fabrikada aynı sorun yaşanıyor. Asgari ücretin 22 bin lira olduğu, ülkede 16 milyon emekçinin ortalama bu ücretle yaşadığı koşullarda işçiler baskıya, mobbinge, düşük ücrete maruz kaldı. Haklarını aramak, demokratik ve sosyal koşullarını düzeltmek için sendikalara başvurdular ve mücadeleye girdiler” diyerek emekçilerin neden sendikal faaliyete yöneldiklerini anlattı.

Öte yandan Türkiye’de emek onurunun hiçe sayıldığının altını çizen Kaya, patronların baskı ve sömürüsünün işçi ve emekçileri sendikalaşarak örgütlü mücadeleye ittiğini vurguladı:
“Türkiye’de işçi olmak başlı başına zor. Ev kiralarının 20-30-40 bin liraya çıktığı bir ülkede işçiler, 25-30 bin liraya çalıştırılıyor. Sarı sendikaların dışında bizim gibi mücadeleci ve işçilerin haklarını sonuna kadar savunan sendikalar var. İşçiler de bu zorlu şartlarda bir çıkış yolu arıyor ve çözümü mücadeleci sendikaların kapısını çalmakta buluyor.”
“İşçiler, haklarını kolektif biçimde aramalı”
Omsa Metal emekçilerinin yürüttüğü mücadelenin sınıf bilinci oluşturduğunu söyleyen Kaya, “Türkiye’de işçi sınıfı şu an politik ve ideolojik olarak zayıf durumda. Fakat bu tür mücadele alanları hem ekonomik şartların iyileşmesi için bir çıkış yolu sunuyor hem de işçilerin birlikte hareket ederek politikleşmesini sağlıyor. İşçilerin haklarını kolektif biçimde aramasının zemini oluşuyor” şeklinde aktardı.
Sözlerine örgütlü mücadelenin gerekliliğine vurgu yaparak devam eden Kaya, “Biz, işçilerin haklarını savunmak, direniş alanlarında maddi-manevi destek sağlamak ve mücadeleyi zaferle taçlandırmak için varız. Şöyle düşünün, işçiler arasında her zaman bir dayanışma kültürü vardır. Ama sermayenin içinde rekabetçi bir sistem bulunur. Bir işçi, hakkı için bir başka işçiye çelme takmaz ama bir patron, fabrikasını büyütebilmek için başka bir patrona çelme takabilir. Sistem tam da burada başlıyor” ifadeleriyle sendikal faaliyetin, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin temel aracı olduğunu vurguladı.
“Baskılara boyun eğmeyeceğiz!”
Sermaye düzeninin getirdiği cinsiyet eşitsizliğinden bahseden direnen işçilerden Hatice Özlü, kadınların mücadelede öncü olmalarını gerektiğini ifade etti: “Bu tür eylemlerde kadınların öncü olması çok önemli. Çoğunluk erkek çalışan, 57 işçiden sadece 4’ü kadın. Montaj bölümünde de 4 kadınız. Erkek egemen bir ortamda, biz de arkadaşlarımızla birlikte bu sömürüye karşı başkaldırdık, hep birlikte eyleme başladık.”

Sözlerine kapitalist sistemin emek üzerindeki baskıyı meşrulaştırarak için kurulduğunu vurgulayarak devam eden Özlü, direniş ve örgütlenmede sonuna kadar kararlı olduklarını dile getirerek, “Bu baskılara boyun eğmeyeceğiz, mücadele edenlerin yanında olacağız” şeklinde konuştu.
Sözlerini şu şekilde noktaladı: “Biz burada sadece 4 kadın olmamıza rağmen başkaldırıyoruz, direniyoruz. Kadınlar hem işyerinde hem de özel yaşamlarında büyük baskılara maruz kalıyorlar. O yüzden tüm kadın işçilerin arkasındayız.”
Yöneticiler, kendi hatalarını emekçilere yıkıyor
Şaban Baltacı isimli işçi ise sendikaya neden üye olduğunu şu sözlerle ifade açıkladı: “Örgütlenmeyi gerektiren birçok sorun vardı. İşle ilgili sıkıntılar yıllardır devam ediyordu. Beş günden fazla izin kullanamıyorduk. Yıllık izin planları yapılıyor, fakat sonradan iptal ediliyordu. ‘Ne zaman izin verirsek o zaman gideceksiniz’ denilerek planlarımız altüst ediliyordu. Çayı içip içmemek bile dayatılıyordu.”

Öte yandan patronların maliyet hesaplamalarını yanlış yaptıklarını ve bu durumu işçilerin üzerine yıktığını söyleyen Baltacı, dört kişinin yapacağı bir işin bir kişiye yaptırıldığını ifade etti: “Bariyerler 20 kilodan aşağı değil, günde 500 tane yapıyoruz, tonlarca yük oluyor. Bir gün yapılır ama ertesi gün bu yorgunlukla nasıl devam edeceğiz? Hiç hesap edilmedi sadece maliyet düşünüldü.”
“Hakkımızı alana kadar bu kapıdan ayrılmayacağız”
Boyahane bölümünde çalıştığını anlatan Baltacı, sistem gereği dakikalık boşluklar oluştuğunu, bu nedenle boş kaldıklarını ve yöneticilerin baskı uyguladığını söyledi: “Orada bant sistemi var, bazen boşluklar oluşabiliyor. Bu normal bir durumken, yöneticiler maliyet hesabı yaparak o boşlukları doldurmanın derdine düştüler.”
Fabrika önünde kurdukları çadırda kalarak direnişlerini sürdürdüklerini belirten Baltacı, diğer işçilerle dayanışma içinde mücadele etmeye kararlı olduklarını da vurguladı: “Çadırdaki günlerimiz dayanışma içinde geçiyor. Sendikamız arkamızda, hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Maddi sıkıntılar olabilir ama içeride çalışırken de zaten düşük maaş alıyorduk. Burada da aynı sıkıntılar var, fakat dayanışmamız daha güçlü. Hakkımızı alana kadar bu kapıdan ayrılmayacağız.”
“İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”
Sendikal faaliyetleri yürüttükleri için haksız bir şekilde işten çıkarıldıklarını dile getiren Faruk Baysal ise “57 kişi aynı anda işten çıkarıldı. Biz de bu haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı durduk. 44 gündür grevimizi sürdürüyoruz, direniyoruz, mücadele ediyoruz” diyerek işten çıkarılmaların emek gaspı olduğunu söyledi. “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” diyen Baysal, patronların sermaye düzeniyle işçi-emekçilere karşı haksız bir düzen dayattığını ifade ederek “Düşük maaşlarla çalıştırma, yıldırma politikaları, mobbing gibi yöntemlerle işçiyi değersizleştiriyorlar. Biz de bu sıkıntılara karşı sendikaya başvurduk, mücadele etmeye karar verdik” şeklinde konuştu.

Baysal şunları kaydetti: “Direnişimiz devam edecek. 44 gündür buradayız, 444 gün de olsa yine burada olacağız. Yılmıyoruz, ilk günkü gibi mücadele ediyoruz. Sonuna kadar haklı mücadelemizi kazanmak için direneceğiz.”