
NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, “Ankara’da NATO zirvesi istemiyoruz. Halkların Katili NATO’ya hayır” şiarıyla Önder Babat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile kuruluşunu ilan etti. Açıklama metni Barış Bilgen tarafından okundu.
Bilgen, emperyalistler devletlerin yeni bir paylaşım ve hegemonya savaşını derinleştirdiğini söyledi. Bilgen,
NATO 2026 Zirvesi’nin, 7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilmesi planlandığını söyleyen Bilgen, emperyalist devletlerin saldırganlıkta sınır tanımadığını belirtti. Bilgen, “Tüm dünyayı savaş gündemi kaplıyor. Libya, Suriye, Sudan, Somali, Yemen, İran, Venezuela ve Küba son dönemde yaşadıklarımız. Filistin başta olmak üzere Ortadoğu’nun ezilen halklarının mücadelesini boğmak için emperyalistler saldırganlıkta sınır tanımıyor.
NATO’ya üye devletlerin başkanları dünya halklarına, işçilere, emekçilere dönük yeni savaş ve saldırı politikalarını hayata geçirmek ve dünyanın yeniden paylaşılması, neler yapacaklarının pazarlığını yapmak için bir araya gelecekler” diye konuştu.
“Yeniden paylaşımın başını ise ABD emperyalizmi çekmektedir”
Üye ülkelerin bir iç savaş, halk ayaklanması ya da devrim durumuyla karşı karşıya kalması halinde NATO’nun tüm gücüyle bu isyanları bastırması görevi, ittifakın yeni sözleşme maddesi ve varlık amacı olarak açıkça ilan edilmişti. Jeopolitik bölgesel paylaşım ve hegemonya savaşlarında NATO, bu yeni misyonunu yerine getirdi. NATO, aynı zamanda dünyanın değişik bölgelerinde ve ülkelerinde ‘müdahale gücü’ ismiyle, işgalci güç oldu. Yüz binlerce insan savaşlarda yok edildi, milyonlarcası göç etti. Ülkeler yerle bir edildi, doğa katledildi” dedi.
Dünyanın yeniden paylaşımı ve dizaynı adına bugün yeni savaş hazırlıkları yapıldığının altını çizen Bilgen, yeni bölgesel savaş alanlarının açıldığını vurguladı. Bilgen, “Saldırganlık artarak devam ediyor. Bugün emperyalist hegemonya ve paylaşım savaşının daha fazla tartışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Emperyalist güçlerin dünyayı yeniden paylaşma amaçlarının arka planında duran belirleyici olgu, emperyalist kapitalist sistemin krizidir.
Dünyanın yeniden paylaşımı ve dizaynı adına bugün yeni savaş hazırlıkları yapılmakta, yeni bölgesel savaş alanları açılmaktadır. Hiç kuşkusuz bu emperyalist hegemonya ve yeniden paylaşımın başını ise ABD emperyalizmi çekmektedir. Güney Amerika’da Venezuela, Kolombiya ve Küba ile Ortadoğu’da İran’ın ABD’nin işgal hedefleri olarak ilan edilmesi ve Çin ile ticaret savaşı üzerinden yaratılan kriz emperyalist savaşın boyutlanacağını göstermektedir. Tüm emperyalist merkezler ve devletler, bu gelişmelere göre pozisyon almaktadır” diye belirtti.
Emperyalist savaşlarda ilk cepheye sürülen kesimlerin yoksul emekçi ve halklar olduğunu söyleyen Bilgen, bu savaşlarda işçi sınıfı ve ezilen halkların hiçbir yararı olmadığını belirtti. T.C ordusunun NATO ordusu olduğunun altını çizen Bilgen, “İşte NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 Zirvesi, bu yeni emperyalist savaş hazırlıklarının planlanması ve karar altına alınmasını ifade etmektedir. Saldırganlığa karşı birleşelim.
Kurulduğu günden bugüne NATO’nun en etkin güçlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti devleti Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Afrika’da gelişen halk isyanları ve ulusal kurtuluş hareketinin bastırılmasında ve emperyalist hegemonya dalaşında doğrudan yer almıştır. Ülkemiz açısından NATO, uzakta ve dışsal değil, içsel bir olgudur. Ülkemiz NATO’nun üyesi ve ayrılmaz bir parçasıdır. Ordu, NATO’nun ordusudur. NATO, halkların emperyalist efendiler tarafından sömürgeleştirilmesi ve köleleştirilmesinin aracıdır.”
“Devrimci önderlerinin izinde sokağa, eyleme, mücadeleye çağırıyoruz”
Bilgen, Türkiye’de yapılacak olan NATO’nun 2026 Temmuz Zirvesi’ne karşı birleşik mücadelesinin yükseltilmesi için şu sözler ile çağrı yaptı; “Tüm bu şartlar incelendiğinde, halkların katili NATO’ya karşı mücadele etmenin, aynı zamanda emperyalist-kapitalist sisteme karşı mücadeleyi yükseltmek anlamına geleceğini bilmeliyiz. Türkiye işçilerinin, emekçilerinin NATO’ya karşı çıkması, ekmeğine sahip çıkmasıdır.Gençliğin NATO’ya karşı çıkması, geleceğine sahip çıkmasıdır.Kadınların NATO’ya karşı çıkması, bedenlerinin savaş alanı olmasına izin vermemesi, özgürlüklerine sahip çıkmasıdır. Halkların NATO’ya karşı çıkması; doğasına, derelerine, havasına, suyuna sahip çıkmasıdır. NATO’nun 2026 Temmuz Zirvesi’nde halkların katili NATO’ya karşı işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik mücadelesini yükseltelim. Bu mücadelenin aynı zamanda anti-emperyalist, anti-kapitalist köklerinden hareketle, 2026 Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 toplantısına karşı mücadeleye de hazırlanalım. Emperyalist savaşa, NATO’ya, COP31’e karşı mücadelede birleşelim.
Emperyalizmin savaş örgütü NATO’nun bu topraklarda halklara yönelik yeni suçlar için hazırlık yapmasına izin vermeyelim. Tüm işçileri, emekçileri ve ezilenleri 6. Filo’yu denize döken ‘68 kuşağının devrimci önderlerinin izinde sokağa, eyleme, mücadeleye çağırıyoruz. Ankara’da NATO toplantısı istemiyoruz. Halkların katili NATO’ya hayır” dedi.
Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Birleşik Devrimci Parti, Devrimci Kurtuluş Platformu, Emekçi Hareket Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Kaldıraç Hareketi, Komün, KÖZ, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Proleter Devrimci Duruş, Partizan, ODAK, Sosyalist Dayanışma Platformu, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Sosyalist Mücadele İnisiyatifi, Sosyalistler Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Yeni Dünya için Çağrı, Yeşil Sol Parti, Yeni Komünizm, Filistin için Bin Genç, Dersim Dernekler Federasyonu, Munzur Koruma Kurulu, Özgür Üniversite Hareketi, Sosyalist Kadın Hareketi.



