
Yeni Demokrat Gençlik tarafından bir açıklama, “Suriye’nin kukla iktidarı HTŞ, SDG mevzilerine resmi olarak saldırıya başladıklarını açıkladı. Fakat Suriye’nin kuzeyine ve özellikle Rojava’ya yönelik saldırılar bugün başlamamıştır. Uzun süredir bölgede taciz ve katliamını sürdüren HTŞ hükümeti bölgede yaşayan Kürtleri ve Alevileri hedef almaktadır. Başka bir emperyalist güç olan Rusya’nın desteklediği Esat hükümeti düştüğünde, ABD kendi ‘Büyük Orta Doğu Planını’ hızlandırdı.
O döneme kadar Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen HTŞ ve başındaki lideri Colani bir anda “meşruiyet kazandı” ve birçok ABD emperyalizminden taraf olan ülkece Suriye’nin resmi hükümeti olarak tanındı. Orta doğuda emperyalistlerin güvenilir bir ortağı olabilmek için can atan TC ise bu fırsatı kaçırmayıp gerici iktidarı tanıyan ve politik ilişkileri geliştiren ilk devletlerden oldu” şeklinde başladı.
Açıklamanın devamında, “Selefi kökenli HTŞ zaten bölgede alevi soykırımını örgütlerken iktidarı eline alınca bu saldırılarını daha da sistematikleştirip arttırdı. Kürtlere karşı kurulduğu tarihten bu yana inkar ve katliam politikalarını uygulayan TC bugün de Rojava bölgesine yönelik saldırılarda HTŞ ile işbirliği içerisindedir. Bölgede bulunan gerici güçlere her türlü teçhizat ve istihbarat desteği vermektedir. Bununla da yetinmeyip zaman zaman kendisi de sınır ötesi operasyonlar düzenlemekte, katliamcı ve inkarcı anlayışını sürdürmektedir. Son dönemde yeniden başlayan çözüm süreciyle birlikte Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi ile masaya otursa dahi hiçbir somut adım atmamıştır.
Barış ve kardeşlik naraları altında Kürt ulusunun hiçbir demokratik talebini karşılamamış, aksine son dönemde artan saldırılarla gerçek yüzünü tekrar göstermiştir. Faşist Türk devleti tek millet tek mezhep diyerek Kürtlere ve Alevilere yönelik saldırılarda hangi tarafta olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda ABD ve bölgedeki gerici güçlerle işbirliğini sürdürmektedir. Her fırsatta hükümet sözcüleri aracılığıyla SDG’ye tehditler yağdırmakta Rojava bölgesinde yaşayan Kürtlerin ve Alevilerin soykırımını desteklemektedir. 2013 öncesinde IŞİD, HTŞ gibi bölgedeki gerici güçler Suriye’nin kuzeyinde Kürt kadınları kaçırmakta onlara tecavüz etmekteydi. İnsanlığın gözünü yumduğu, üstü örtülen, haberlerde bahsedilmeyen bir soykırım vardı.
Bu korkunç atmosferde tarihi bir direniş hikayesi yazıldı. Kobane Serhîldanı ile ortaya koyulan irade ve direniş bütün dünya kadınlarına ve ezilenlere bir ilham oldu. O dönem kadın mücadelesiyle şekillenen “JİN JÎYAN AZADΔ felsefesi geliştirildi. Karanlıkların içinden direniş ve mücadele ile aydınlık yaratıldı. Ortaya koyulan irade çelikleşmiş ve Rojava devrimi yaşanmıştır. Ezilen cins, halk ve mezhepten insanlar bir arada barış içinde yaşamanın yolunu göstermişlerdir. Devrimin ardından elde edilen her demokratik kazanıma durmaksızın saldıran faşist devletler ve gerici güçler bugün de aynı vizyonla hareket etmektedirler. Kürt ulusunun onurlu direnişi nasıl ki bu emelleri boşa çıkardıysa yine katillerin, soykırımcıların karşısında dimdik durarak kazanımlarını bizzat koruyacaktır” denildi.




