
Yeni Demokrat Kadın (YDK), Ankara’da 19 Mart Direnişi’nin 1. yılı kapsamında gerçekleştirilen eyleme yönelik polis müdahalesi ve gözaltı sürecine ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Açıklamada, bir trans kadın üyelerine yönelik cinsel şiddet, işkence ve transfobik uygulamalar detaylı şekilde aktarıldı.
YDK açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“YDK’lı trans kadın yoldaşımızın ve cinsel şiddete, işkenceye uğrayan tüm kadın ve LGBTİ+’ların yanındayız.
19 Mart Direnişi’nin 1. yılında Ankara Yüksel Caddesi’ne çağrı yapan üniversiteli gençlik kurumlarının eylemine polis saldırısı gerçekleşti. Polisin portakal gazlı müdahalesiyle aralarında YDK’lı yoldaşlarımızın da olduğu toplamda 31 kişi işkenceyle gözaltına alındı. Gözaltında özel olarak genç kadınlar ve lubunyalar hedef alınarak polis tacizi ve işkencesine maruz kaldı.”
Açıklamada, trans kadın yoldaşlarının özellikle hedef alındığı vurgulanarak, “YDK’lı trans kadın yoldaşımız kimliği üzerinden özel olarak hedef alınarak eylem alanından gözaltı sürecine kadar sistematik erkek devlet şiddetine maruz bırakıldı. Ablukaya alınan kitleye portakal gazlı polis saldırısı başlamasıyla; yoldaşımıza atanmış ismi ile hitap ederek hedef gösteren polis, saçlarından çekerek yere yatırıp ters kelepçe işkencesi yaptı” denildi.
Gözaltı sırasında yaşanan şiddet detayları ise, “Ters kelepçe işkencesi sırasında polis, dizi ile baskı uygularak kafasını yere bastırdı. ‘Nefes almakta zorlandığını’ dile getiren yoldaşımıza polis işkencesi devam etti. Polis yoldaşımızın bedenine yönelik saldırıda bulunarak, yerde olduğu sırada ayağı ile memesine baskı uyguladı. Yoldaşımız işkenceyi duyurmak için sesini yükselttiğinde ise ağzı kapatılarak işkence devam ettirildi” ifadeleriyle aktarıldı.
Açıklamada gözaltı aracında yaşananlara da değinildi:
“Gözaltı aracına ters kelepçeli ve işkenceyle bindirilirken ‘Tacizci, işkenceci polis hesap verecek’ sloganıyla sesini duyuran yoldaşımıza tekrar fiziksel saldırıda bulunuldu. Gözaltı aracında zaman zaman kapıların kapalı bırakıldığı, havasız bir ortamda saatlerce ters kelepçeli halde bekletildiler.”
Karakol sürecine ilişkin ise, “Doktor muayenesinde yoldaşımız vücudunun belli yerlerindeki morluklar olduğunu kayıtlara geçiriyor. Emniyet ifade işlemleri süresince atanmış ismi ile hitap ediliyor. Üst araması sırasında kadın polis verilmediği için üst aramasına izin vermiyor. Tuvalete gitmek istediğini fakat ‘erkek polisin’ olmadığı belirtilerek yine kimliği üzerinden transfobik söylemlerle tuvalete gitmesi engellenmeye çalışıldı” ifadeleri kaydedildi.
YDK, yaşananların sistematik bir şiddet politikası olduğunu vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Eylem alanından gözaltı sürecine kadar yoldaşımız trans kimliği hedef alınarak sistematik olarak cinsel taciz ve şiddete, transfobi saldırısıyla karşı karşıya kalmıştır. Yıllardır gözaltında ve hapishanelerde kadınlara ve LGBTİ+’lara sistematik olarak uygulanan erkek devlet şiddetini iyi biliyoruz.”
Açıklamanın sonunda ise mücadele çağrısı yapıldı:
“Bugün de trans kadın yoldaşımızın varoluşu, bedeni ve mücadele kimliği hedef alınarak uygulanan çoklu şiddet döngüsü sistematik bir erkek devlet şiddetidir. Varoluşumuz, bedenimiz ve mücadelemizi hedef alan bu saldırılara karşı erkek devlet şiddetini her yerde teşhir etmeye devam edeceğiz. Erkek devlet şiddetine karşı mücadelemizi birlikte büyüteceğiz.”



