GüncelMakaleler

YORUM | “Siyasallaşan Terör, Resmiyet Kazanan Terörist” Berlin’de…

"Orta Doğu’daki gelişmelerden geri kalmamak, daralan ekonomik pazarı genişletip rahatlamak gibi önemli olasılıkları kendi cephesinde lehine çevirmek adına bu ziyaretin gerçekleşmesini onayladı."

Ahmed El-Şara, namı değer Colani, Almanya’nın başkenti Berlin’de kırmızı halı ile karşılandı. Devlet protokolünün yanısıra Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, sözde Suriye geçici Cumhurbaşkanı Colani’yi Bellevue Sarayı’nda konuk etti. Almanya dışişleri ve ekonomi bakanları hazır bulundu. Ardından Başbakan Merz ile Colani arasında bir buçuk saatlik görüşme gerçekleştirildi.

Ocak ayında yapılması planlanmış bu görüşme, Suriye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle Colani tarafından ertelenmişti. Ertelenen bu görüşme, yoğun protestolara rağmen 30 Mart günü gerçekleşti.

Bu görüşmenin toplum tarafından dikkate alınmasının elbet onlarca haklı nedeni vardı. Almanya’nın sözde “sosyal devlet” siyasetine yön veren temel argümanlardan biri de “terör ve terörist” kavramlarına karşı duyulan hassasiyet oluşturmaktaydı. Yakın bir zamana kadar Colani ve savunduğu düşünceler, Almanya hükümeti tarafından “terör” kavramı ekseninde değerlendirilerek bu ideolojinin pratik yaklaşımlarına karşı hukuki ve polisiye önlemler alınmaktaydı. Nitekim bunun istenmeyen acı sonuçlarını da yaşadı. Suriye’de iktidarın değişimi ardından emperyalist devletlerin yeniden şekillendirme, daha doğrusu zenginlik kaynaklarını garantiye almak adına önceden hazırladıkları biat etmiş kişiliklerin iktidara getirilmesi süreci ardından terör tiplemeleri bir anda siyasi şemsiye adı altında yasal ve hukuki zemine oturtuldular. Colani de bu şemsiyenin en parlak ve en ehlileştirilmiş kişiliğini oluşturuyordu. Doğası gereği emperyalist çıkarların korunması adına ağız birliği yapmışçasına, düne kadar başına ödül konulan bir lider parlatıldı ve piyasaya sürüldü. Başına ödül konulan HTŞ patentli bu lider, ABD başta olmak üzere onlarca ülkede Cumhurbaşkanı statüsünde karşılandı.

Colani’nin bu yaklaşımı ya da emperyalist çıkarların ne olduğu, Colani dün terör listesindeyken bugün Cumhurbaşkanı koltuğuna oturtulduğu, bu ideolojisinin neden iktidara getirildiği, kimin çıkarları adına hareket edeceği gibi onlarca sorunun cevabı elbet başka bir makalenin konusudur. Bu konu ve gelişmeler az buçuk karıştırıldığında Almanya gibi emperyalist bir devletin dünün teröristini başkentte neden ağırladığının da cevabı olacaktır.

Terör listesinden başkent Berlin’e Bellevue Sarayı’na

Colani ve Almanya Başbakanı Merz arasında yapılan bir buçuk saatlik görüşmenin ardından yapılan açıklamaları takip ettiğimizde ortaya bir dizi önemli veri çıkıyor. Elbette konuşulan ve varılan mutabakatların belki de çok az bir kısmı kamuoyuna yansıyor. Ancak açıklanan yönleri ile bile bu çıkar ilişkisinin onlarca detayı gün yüzüne çıkıyor. Görüşmenin sonuçlarına baktığımızda üç önemli nokta dikkat çekiyor.

Birincisi, Suriyeli mültecilerin geri gönderilmesi. Her ne kadar Başbakan Merz, bu isteğin Colani tarafından geldiğini söylese de kendisinin de buna kısmi olarak yatkın olduğu görülmekte. Peki bu mesele neden önemli? Almanya’da yaşayan göçmenlerin yüzde sekseninin geri gönderilmesi tartışılıyor. Ancak tartışılan teori ile yaşanılan pratik uyum içinde gitmiyor. Yetişkin Suriyelilerin yüzde altmışı aktif olarak çalışmaktadır. Önemli bir sayıda kişi ise özellikle sağlık alanında görev almaktadır. İşte Colani, bu kesimin geriye dönmesini ve Suriye’deki açığın kapanmasını hesap ediyor. Ancak Almanya’nın kalifiye eleman açığı ve ihtiyacını gözönünde bulundurduğumuzda bu konunun basit bir şekilde çözülmesi zor görünüyor. Aslında Ukrayna’dan sonra en büyük mülteci göçü Suriye’den gelmişti. İç siyasete oynandığında mültecilerin geri gönderilmesi sağ siyasetin en önemli ırkçı argümanlarını oluşturmaktadır. Ancak “ulusal çıkarlar” söz konusu olduğunda bu yaklaşım tarzı, teorik bir atmosferden ve söylemden öte bir anlam taşımamaktadır. 2025 yılında sadece on bin Suriyeli göçmen kendi isteği ile geri dönmüştü. Bunun dışında “terör” odaklı bir devletin zulmünden kaçanların akıbeti yine bu katliamın sorumlusu ve temsilcisi sözde Cumhurbaşkanı Colani ile geriye gönderme projesi konuşuluyor. Görünen o ki, bu kalifiye çalışanların dışında kalan kesim gönderilme riski taşıyor. Bu noktada zorla geri gönderme veya sınır dışı ile ilgili yeni yasa gündeme düşecektir. Toplum zaten bu konuda hazırlanmış ve bu yasanın çıkarılması Almanya’da çok fazla tepki ile karşılanmaz. Böylece Colani ile görüşmeye karşı oluşan tepki en alt seviyeye çekilmiş olacak.

İkinci ana yaklaşım ise, Suriye’nin yeniden inşası. Daha açık bir ifadeyle Alman tekellerinin Suriye’nin altyapısı başta olmak üzere yeniden yapılandırılmasında (pazarında) yer edinmesi üzerine planlamalar yapılmış. Alman Dışişleri Bakanı J.Wadephul ve Ekonomi Bakanı K.Reichle “Suriye’nin altyapısının ve enerji arzının yeniden inşasında ve ekonomik işbirliğine olan güven vurgulandı” demesi aslında taleplerin bir kısmını resmi olarak vurgulamayı getirmiştir. Diplomatik bir dil ile bu pazara hazır olduklarını ve bunun karşılığını beklediklerini vurgulamış oldular. Aslında savaşın nedeni de Esad’ın devrilmesindeki temel nedeni yeni pazarlara ve yaratılacak olanaklara daha fazla sahip olma üzerine kuruluydu. Bir ülkeyi neredeyse baştan başa yıkıp yakan emperyalist hükümdarlığın yıktıklarını yeniden inşa etmenin peşine düşmesi anormal gibi gözükse de esasta ekonomik olanakları iç tekellere aktararak soluklanmayı hedeflemektedir. Ancak Colani’nin neredeyse ziyaret ettiği her yerde aynı teklifler ile karşılaşması tesadüf olmasa gerek. İnşaat sektörü esasen Türkiye’nin en fazla el attığı alanlardan biridir. Bu anlamıyla yanıbaşındaki Türkiye hamisi dururken bu pastada Almanların ne kadar etkili olacağı ayrı bir tartışma konusudur. Suriye’nin bugün bu noktaya taşınmasının en büyük payı ABD emperyalizmine göbekten bağımlı ve ABD/İsrail çıkarları gereği konumlanmış Türkiye’nin esas payı alacağı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Ne de olsa bu sürecin en sadık uygulayıcısı konumunda olmuşlardır. Bunun dışında Almanya kesenin ağzını açarak bu yeniden yapılandırma sürecine ekonomik kaynak ayıracağını ifade etti. Bu kaynakların bağımlılığı daha derinlemesine sürdürmenin şirin görünen yönü olduğunu unutmamakta fayda var.

Üçüncü konuşulan ve kamuoyuna yansıyan nokta ise iç huzurun sağlanmasına paralel Almanya’nın her türlü desteği Colani’ye sağlayacağı noktasındaydı. Kürtlere ve Dürzilere yaklaşımı önemsediklerini ifade etmelerine karşın bu konuda bir tutarlılık ve netlik barındırmadığı aşikâr. Colani, mevcut emperyalist kıskaç içinde kendisini ve iktidarını garantiye almak adına emperyalistlerin siyasi ve askeri hiçbir konuda dirayetli durmadığını gördük. İsrail’in Suriye topraklarının üçte birini açıktan işgal ederek kendi sınırlarına katmasına ses çıkarmayan Colani ve çeteleri, iç güvenlik adına oradaki azınlıklara karşı açıktan katliamda bulunması esasen gücünü tahsis etmekten öteye gidememektedir. Siyasal iktidara emperyalist müdahale sonucu gelen Colani ve çete grupları bu iktidarı katliam ve şiddet üzerinden kabul ettirmek istemektedir. Temel hak ve özgürlükler konusunda ağa babalarını aratmayan bu zihniyet, emperyalist çıkarları koruduğu ve bu eksenden çıkmadığı müddetçe yapılan katliamlarına ses çıkarılmayacağını biliyor. Bu anlamda Dürzilere, Alevilere, Kürtlere vb. yönelik saldırgan politikalarının altında da bu mantık yatmaktadır.

Almanya iç siyasi muhalefeti ise bu görüşmeye karşı net bir tutum takınamadı. SPD ve Yeşiller, Suriye vatandaşlarının yüzde sekseninin geriye gönderilmesi politikasına karşı çıkarken Colani’nin Almanya’ya gelmesine esasta kayıtsız kaldıkları görüldü. Sol Parti ise Colani’nin resmi düzeyde Almanya’ya gelmesine tepki gösterdi. Bunun yanısıra birçok demokratik kurum ve parti, gösterileri ile bir teröristin resmi düzeyde karşılanmasını protesto ettiler. Binlerce kişi hala Suriye’de katliam ve şiddete maruz kaldığını ifade etti. Yine gazeteci Düzen Tekkal, Başbakanlık önünde yaptığı açıklamada Suriye’de gözaltına alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan gazeteci Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polat’ın akıbetlerini sordu. Suriye’de Kürtler, Aleviler, Dürziler ve Hıristiyan vatandaşların karşılaştığı katliam ve zorbalıkların sorumluları kim dedi. Tüm bu gerçekler ortadayken bunun sorumlusu Colani’nin resmi törenle karşılanması birçok kurum ve kesimi ciddi oranda zedelemiştir. Düzen Tekkal’ın açıklamalarının ardından ölüm tehditlerinin artması aslında gerçek ile oynanan oyunun farkını çok net ortaya koymuştur.

Sonuç olarak

Almanya, diğer emperyalist güçlerden geri kalmamak adına Colani’yi kabul etti. Bölgesel gelişmeler, küresel tehdit, enerji açığı ve olanaklarının daralmasından kaynaklı yaşadığı sıkıntılar, Orta Doğu’daki gelişmelerden geri kalmamak, daralan ekonomik pazarı genişletip rahatlamak gibi önemli olasılıkları kendi cephesinde lehine çevirmek adına bu ziyaretin gerçekleşmesini onayladı. Colani ise emperyalist bir başka gücün onayını almak, meşruluğunu pekiştirmek, yeni ekonomik ve siyasi olanaklar yaratmak ve kendisini pazarlamanın hesaplarını yapmaktaydı.

Bunun sonuçları hiç şüphesiz ki bu güçlerden aldığı meşruluk hissiyatı üzerinden yeni saldırganlık ve katliamların kapısını aralayacaktır. Colani ve dolayısıyla emperyalist güçlerin onayı ile Suriye’nin istikrarı adına hâkim siyasi anlayışın zor üzerinden kabulü bu bahsi geçen sürecin adımlarını dokuyacaktır. İran’a yönelik saldırının sonuçlarına paralel bölgede daha ciddi ve karmaşık bir sürecin tekrar gündeme girme ihtimali yüksek gözüküyor. Bu anlamıyla meşru bir hükümet görüntüsü Colani’ye yeni katliamların yapılmasına imkân sunabilir.

Bunun başında da ilk hedefin Kürt güçleri olacağı su götürmez bir gerçektir. Bu anlamıyla öz savunma güçlerinin varlığı Kürtler, Hıristiyan azınlıklar, Dürziler ve Alevileri kapsamaktadır. Demokratik bir Suriye yaratılmasına ne emperyalist güçler ne de HTŞ ve türevleri buna uygun ve yatkın değildir. Bunu Almanya da biliyor. Halk da biliyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu