
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hakan Tosun’a ilişkin hazırladığı iddianame kabul edildi. Hatırlanacağı üzere, Hakan Tosun İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim gecesi ağır şiddet görmüş, 13 Ekim günü de yaşamını yitirmişti.
Tosun’un ölümüyle ilgili tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkında “kasten öldürme” suçundan ceza istendi. İddianame, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, ilk duruşma 6 Mayıs tarihinde saat 14.00’te görülecek.
Tosun’un avukatları tarafından iddianameye ilişkin yapılan açıklamada, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı fezlekeye itiraz edildiği hatırlatıldı.
Açıklamada, “Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı fezlekeye karşı yaptığımız itirazlar sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıkların yaralama değil, öldürme kastıyla hareket ettikleri değerlendirilerek, kasten insan öldürme suçundan TCK 81/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları talep edilmiştir; fezlekenin aksine, haksız tahrik olarak nitelendirilmediğinden bu yönde bir talepte bulunulmamıştır” denildi.
Bu gelişmelerle ilgili Hakan Tosun davasının avukatı Cemal Yücel ile bir söyleşi yaptık.
Yücel söyleşide, iddianamenin şu anki haliyle dosyanın cinayetin tesadüfi bir şekilde sokakta öldürülen birinin dosyası gibi işleneceğini, ancak avukatların arka planda başka güçler var mı şeklinde bir araştırma yapacağını belirtti ve “Mahkemeden HTS kayıtlarının, telefon incelemesinin vs. yapılmasını talep edeceğiz” dedi.
- Hakan Torun’un katledilmesi üzerine hazırlanan iddianame, Bakırköy 17. Ağır Ceza’da kabul edildi. Tosun hepimizin bildiği gibi sokak ortasında işkenceyle katledilmişti. İddianamede nasıl bir tablo çiziliyor? Neler söyleyebilirsiniz bu konuda?
- Dosyada iki tutuklu sanık var. Bunlardan birisi 19, diğeri 24 yaşında. Bir de olaya karışan birisi daha var. Ancak onunla ilgili – motosikletli şahıs dediğimiz kişi, bu iki kişiyi olay yerine getiren, götüren, kaçıran, olayın içinde olan bir şahıs – bir dava açılmadı. Biz bunun üzerine yeni bir şikâyet dilekçesi verdik, bu şahıs hakkında da dava açılması amacıyla. Özet olarak, şu anda dosyada iki tutuklu sanık var ve “kasten adam öldürme” suçundan müebbet hapisle yargılanacaklar.
Bundan önce bir fezleke hazırlanmıştı Büyükçekmece Savcılığı tarafından. Ancak o, skandal bir fezlekeydi. Çünkü hem sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması isteniyordu hem de kasıtlı öldürme değil, yaralamadan yargılanmaları isteniyordu. Biz buna itiraz ettik ve iddianame düzgün bir şekilde hazırlandı; kasten öldürme ve haksız tahrik de savcı tarafından talep edilmedi.
- “Üçüncü kişi” dediğiniz şahsın, olay yerine geldiği, iki kişiyi oraya bıraktığı çok net görülüyor olay yeri görüntülerinde. Neden onunla ilgili herhangi bir işlem başlatılmamıştı?
- Savcı bizim birçok kez başvurmamıza ve dilekçe vermemize rağmen -hatta kendisiyle bizzat konuşup “bu şahıs hakkında da dava açın” dememize rağmen “Hayır, o şahıs vurmuyor, o şahıs ayırıyor” gibi bir düşünce içerisinde oldu ve onu tanık olarak dinlediler. Şimdi adam sanıkken birdenbire tanık oldu. Fakat biz şikâyetimizi yeniden yaptık, dava açılmasını umuyoruz, bekliyoruz.
- Bugünden gelişmelere bakarak nasıl bir yargılama olacağı konusunda ne söylemek istersiniz?
- Savcı, müebbet hapis talep ediyor. Biz de aynı şekilde talepte bulunuyoruz. Herhangi bir haksız tahrik olmadığını, zira Hakan’ın onlara yönelik hiçbir surette bir hareketi olmadığını savunuyoruz ve zaten görüntülerde de bu belli oluyor. Fakat birçok yalancı tanık getirmişler; karakolda dinlenmişler onlar. Bu tanıklar komşu, arkadaş, şu bu. Demin bahsettiğimiz fail bile şahit olarak dinlenmiş. Onların ifadelerinde Hakan’ın bu iki kişiye saldırdığı, küfür ettiği gibi beyanlar var. Bunlar gerçek değil elbette. Görüntülerde de böyle bir şey bahis konusu değil.
Biz haksız tahrik uygulamasının mahkemece yapılmaması gerektiğini ve kasıtlı öldürmeden ceza verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fakat mahkeme buna da bağlı değil. Yani iddianameyle, bizim taleplerimizle, sanık vekillerinin talepleriyle bağlı değil. Her türlü karar çıkabilir. Ama doğru karar, bu şahıslara müebbet hapis cezası verilmesidir.
Savcılık, araştırma taleplerini kabul etmedi!
– Hakan’ın ekoloji mücadelesi içinde olması ve bu mücadelenin çeşitli çıkar odaklarını rahatsız etmesi gibi bir durum da sözkonusu. Bunları nasıl ele almak ya da açığa çıkarmak gerekiyor sizce?
- Şöyle bir durum var: Bir defa savcılık bu konuyla ilgili bizim araştırma taleplerimizi kabul etmedi. Yani bu yönde bir araştırma yapmadı. Aslında şöyle yapılabilirdi: Bu şahısların telefonları üzerinde inceleme yapılabilirdi, WhatsApp yazışmaları veya mesajlar incelenmeliydi. Ayrıca HTS kayıtları getirilip olaydan önce kimlerle görüşmüşler, olay zamanı yoğunlaşan görüşme var mı? vb. incelenmeliydi. Banka hesapları vs. bütün bunların delil olarak toplanması gerekiyordu.
Cinayetin arkasında karanlık bir güç olup olmadığı ancak bu şekilde ortaya çıkabilir. Ama savcılık bunların hiçbirini yapmadı. Yapmayınca şu andaki durum itibarıyla sokakta tesadüfi karşılaşılan ve tartışma sebebiyle bir ölümün meydana geldiği bir dosya gibi görünüyor.
– Adil bir yargılanma için kamuoyuna ne görev düşüyor sizce?
- Kamuoyu şu ana kadar görevini yaptı bence. Hakan Tosun’un dostları, arkadaşları, basın-medya kuruluşları, televizyonlar bu konuda gereken ilgiyi gösterdiler. Teşekkür ediyoruz herkese.
Bundan sonra da bu ilginin devamını istiyoruz. Mevcut sanıkların işledikleri suçun cezasını çekmeleri ile adalet sağlanacaktır. Bunda da kamuoyunun takibi etkili olacaktır.



